|
farklı
-
Farkı olan, aralarında fark bulunan, değişik, ayrımlı
Örnek:
Vücut ve yüz hatları, giyiniş ve yürüme tarzı çok mu farklı? R. H. Karay
-
Different. diverse. dissimilar. unlike. varied. distinct. variant. several. alien. another. discrete. disparate. divergent. divided. incompatible. incongruous. a far cry. a far cry from. otherwise. hetero-. unlike.
-
Alien. different. dissimilar. distinct. diverse. separate. several. unlike. varied.
-
Different. differential. discrepant. discrete. dissimilar. distinct. divergent. unorthodox. variant. various.
-
Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık, ayrım, nüans
Örnek:
Aralarında sekiz, on yaş fark bulunmasına rağmen, iki akran gibiydiler. R. N. Güntekin
-
Ayrım.
-
Çıkarma işleminin sonucu.
-
Menkul değerler borsasında piyasa yapıcı tarafından belirlenen alış ve satış fiyatları arasındakifark.
-
Kredi faizlerinde geri ödeme riskine göre belirlenen faizfarkı.
-
Bk. çıkarım
-
Difference. distinction. differentiation. distinctness. gap. cachet. contradistinction. disparity. variation. odds.
-
Contrast. difference. discrepancy. disparity. distinction. diversity. majority. discrimination.
-
Difference. discrimination. contradistinction. contrast. differentiation. diversity. divide. odds.
-
spread
-
Olmak eyleminin şimdiki zaman ortacı.
-
[Olan] pron. one
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|