|
excuse
-
Özür, mazeret, bahane, sebep
-
Özür dileme
-
İzin verme, izin, hâk verme.
-
Affetmek, mazur görmek, göz yummak, kusura bakmamak
-
Suçsuz çıkarmak, haklı çıkarmak
-
From ile izin vermek, müsaade etmek
-
Affetmek, muaf tutmak, bağışlamak, kusuruna bakmamak, hoşgörmek, göz yummak, mazur göstermek, izin vermek
-
Bir kusurun, bir suçun elde olmadan yapıldığını ileri sürme veya bu kusurun hoş görülmesini gerektiren sebep, mazeret
Örnek:
Harp tarihi bu saldırı için hiçbir özür bulamayacaktır. F. R. Atay
-
Sakatlık, bozukluk, eksiklik veya elverişsizlik.
-
Kusur, defo.
-
Ma'Zeret. ~ dileme,özürlenme: i'tizâr.
-
Apologetic. apologetical. crack. apology. excuse. pardon. flaw. defect. disablement. handicap. allegation. putoff. reparation. vice. amends.
-
Alibi. apology. excuse. impediment. plea. pardon mazeret. defect.
-
Excuse. defect. handicap. plea. blot. blemish. fault. apology. palliation.
-
Kendini veya başka birini özürlü göstermek için ileri sürülen sebep, özür, bahane
Örnek:
Kabahatime mazeret, haklı sebep aramıyorum. A. Gündüz
-
Bir kimseyi özürlü gösteren durum veya olay.
-
Bir şeyden kurtulmak veya kaçınmak için ileri sürülen gerekçe, bahane.
-
özür.
-
Excuse. apology. justification. alibi. allegation. peg. plea. putoff.
-
Alibi. apology. excuse. plea. put-off.
-
Excuse. pretext. alibi. apology. put off.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|