|
evrim
-
Zaman içinde birdenbire olmayan, kesintisiz, niteliksel ve niceliksel gelişme süreci.
-
Bir canlıyı ötekilerden ayırt eden biçimsel ve yapısal karakterlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir dizi değişme olayı, tekâmül.
-
İnkılap.
-
Aşamalı, oldukça yavaş, bir yönlü dönüşümler dizisi.
-
Canlının tür olarak gelişmesi, bir canlıyı diğerlerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik karakterlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları. Evolüsyon.
-
Canlının tür olarak gelişmesi, bir canlıyı diğerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik faktörlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişim olayları, evolüsyon.
-
Ağır ağır ve kendiliğinden oluşan değişim.
-
evolution.
-
Evolution. perfection.
-
evolution
-
Entwicklung
-
évolution
-
Evolvere: açılmak
-
Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit
Örnek:
Zaman geçtikçe hafifleyecek yerde, daha ziyade ağırlaşan bir vicdan azabı duyarım. Ö. Seyfettin
-
Bu sürenin belirli bir parçası, vakit
Örnek:
Efendiler, az söylemek çok yapmak zamanı gelmiştir. A. İlhan
-
Belirlenmiş olan an.
-
Çağ, mevsim.
-
Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler.
-
Dönem, devir
Örnek:
Eski müdür zamanında hayli şımarmış olan bu miskin ve ukala herifi sepetledi. H. Taner
-
Bir süre ile ilgili durum ve şartlar
Örnek:
Sigarasını efkârlı olduğu zamanlar yaptığı gibi sık nefeslerle çabuk çabuk içiyordu. H. Taner
-
Güneş ve yıldızların öğlene göre açısal uzaklığına karşılık bir ölçü.
-
Bk. çağ
-
(Derleme.. fiillerdeZaman) Eylemlerin belirttikleri geçmişZaman, şimdikiZaman, genişZaman, gelecekZaman kavramı: Geldi, gelmiş, geliyor, gelir, gelecek, geldiydi, geliyormuş, hastaydı vb.
-
Bk. evre
-
Vakit; çağ.
-
Whilst. bout. cycle. date. day. father time. hour. season. tense. time. when. while. sands.
-
Whilst. bout. cycle. date. day. father time. hour. season. tense. time. when. while. sands. era. leeway. space.
-
Time. beat. date. day. the enemy. hour. interval. juncture. season. tide. while.
-
time
-
temps
-
Süresince, zarfında
Örnek:
Bu yarım saat içinde evde neler geçti? Y. Z. Ortaç
-
Ortamında
Örnek:
Dünya atom çağında, biz hâlâ medeniyet kavgası içindeyiz. F. R. Atay
-
... ile dolu bir biçimde.
-
İncluded. in. inside of. within. inly. therein. in. inside. within. among. amongst. sub.
-
İncluded. in. inside of. within. inly. therein. inside. among. amongst. sub.
-
İn. inside. within (a limit. under (circumstances. all. full of. having.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|