|
etme bulma dünyası
-
Kötülük eden kötülük bulur.
-
One is eventually punished for his misdeeds
-
Etmek işi.
-
Making. faction.
-
Doing. execution.
-
The action of doing sth. execution. making.
-
Bulmak işi.
-
Kablolar ya da dalgalar yardımıyla gönderilebilmek için yüksek yinelenimlere yerleştirilen ses ya da resim imlerinin, almaçta izlenebilmesi amacıyla, bu yüksek yinelenimin salınımlarından ayrılması işlemi; değiştirmenin tersi olan işlem.
-
Demodulation, detection
-
Detection. finding. invention.
-
Find. finding. invention. discovery. detection.
-
accommodation
-
Demodulation
-
Démodulation, détection
-
Dış, çevre, ortam
Örnek:
Biz dünyadan ayrı yaşarken dünya epey değişmiş. H. C. Yalçın
-
İnançları bir olan ülke veya insanlar topluluğu.
-
Meslek veya iş birliği içinde bulunma, camia.
-
El gün, herkes.
-
Duygu, düşünce ve hayal âlemi
Örnek:
Köprüye kadar kendi dünyaları içinde ne tatlı, ne özlü konuşurlardı. Y. Z. Ortaç
-
Güneşe yakınlık bakımından üçüncü gezegen, acun
Örnek:
Dünyanın düzeni, güneşin her gün beklenen saatte doğacağı üstüne kurulmuştur. N. Cumalı
-
1-a. Birbiriyle yasal bağlantısı olan, bir düzenle belirlenmiş tek tek şeylerin ve olayların bütünü. (Ör. öbürdünya-budünya, duyulurdünya-düşünülürdünya, dışdünya-içdünya, görüngülerdünyası - kendinde şeylerdünyası; gelip geçicidünya- idelerdünyası.) b. Aynı yasalara ve aynı düzene bağlı olan nesnelerin, varlıkların oluşturduğu bütün. (Ör. Bitkilerdünyası, hayvanlardünyası vb.) 2- Üzerinde yaşadığımız yeryüzü gezegeni. 3- İnsan varoluşunun içinde yer aldığı çevre. 4- Bilincin bağlılaşık kavramı; bilincin dışında kalan nesnelerin oluşturduğu bütün (nesnelerdünyası).
-
World. planetary. terrene. world. earth. globe. monde. terrestrial globe. nature. vale of tears.
-
Earth. globe. world.
-
The world. the earth. the universe. globe. sphere. upper world.
-
world
-
monde
-
mundus
-
malfeasant
-
Kötü olma durumu.
-
Zarar verecek davranış veya söz
Örnek:
Hiç çare yok, bu tüller yırtılacak ve bütün korkunçluğuyla kötülük ateşi çıkarılacaktır ortaya. Ç. Altan
-
Kemlik, şer.
-
Harm. evil. malice. misdoing. badness. wickedness. blackness. darkness. devilry. disservice. enormity. iniquity. malfeasance. malignity. misdeed. perversity. spitefulness. vice. viciousness. villainy.
-
Bane. disservice. evil. harm. ill. malice. misdeed. vice. wrongdoing. badness. bad action. wrong. wickedness.
-
Bad condition. malicious or evil action. wrong. badness. wickedness. cancer. devilry. harm. ill. ill- doing. iniquity. malfeasance. malice. malignancy. malignity. mischief. villainy.
eden
(nedir ne demek)
-
Aden, cennet.
-
Cennet, Aden, İrembağı
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|