|
etkili söz
-
The operative word
-
Etkisi olan, tesirli, müessir
Örnek:
Hayli etkili bir yer altı çalışması yapılıyormuş. A. İlhan
-
Effective. influential. efficient. forceful. powerful. penetrative. penetrating. commanding. effectual. efficacious. hefty. moving. operative. poignant. potent. swinging. telling. trenchant. forcible.
-
Drastic. effective. effectual. efficacious. forceful. forcible. hefty. influential. operative. potent. powerful. pronounced. strenuous. telling.
-
effective.
-
sovereign
-
Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir
Örnek:
Bu etki, genç kuşak konservatuvar mezunlarında yerini daha doğal bir Türkçeye bırakıyor. H. Taner
-
Bir etken veya bir sebebin sonucu.
-
Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim
Örnek:
Sustu, istediği etkiyi tam olarak yapmak için olmalıydı bu. T. Buğra
-
Birtakım sonuçlar, tepkiler, olaylar ya da görüngüler ortaya çıkaran neden.
-
-> Nedenin bağlılaşık kavramı. 1- Nedensellik bağlantısı içinde: a. Bir nedenin sonucu olarak düşünülen olay. b. Bir nedenin doğurduğu gerçek olay. 2- Bir şeyin verdiği izlenim. (Ör.etki yapmak, iyi biretki yapmak.)
-
Effect. influence. action. efficacy. efficiency. effectiveness. forcefulness. reflection. reflexion. bearing. clout. drag. drift. force. hold. impact. impress. impression. imprint. incidence. interest. jolt. leaven. penetration. point. potency. pull.
-
Action. effect. force. impression. influence. mark. power. pull. punch. ring. sound. stress. impact. clout.
-
Effect. impression. influence. result. action. efficacy. impact. importance. imprint. operation. potency. power. prestige. sequence. sway. sympathy. virtue. weight.
-
effect
-
Effekt, Wirkung
-
effet
-
effectus
-
Bir düşünceyi eksiksiz olarak anlatan kelime dizisi, lakırtı, kelam, laf, kavil
Örnek:
Söz var, iş bitirir; söz var, baş yitirir. Atasözü
-
Bir veya birkaç heceden oluşan ve anlamı olan ses birliği, kelime, sözcük.
-
Bir konuyu yazılı veya sözlü olarak açıklamaya yarayan kelime dizisi
Örnek:
Yer yer birçok türküde rastladığımız beylik sözler de vardı içinde. B. R. Eyuboğlu
-
Kesinlik kazanmayan haber, söylenti.
-
Bir işi yapacağını kesin olarak vadetme.
-
Müzik parçalarının yazılı metni, güfte.
-
Wordy. word. say. saying. expression. talk. term. verbalism. promise. faith. commitment. committal. statement. assurance. engagement. pledge. plight. sentence. spiel. vocable. voice.
-
Wordy. word. say. saying. expression. talk. term. verbalism. promise. faith. commitment. committal. statement. assurance. engagement. pledge. plight. sentence. spiel. vocable. voice. foregoing. parole. remark. undertaking.
-
Allegation. expression. promise. remark. word. utterance. statement. asseveration. assurance. covenant. expletive. hearsay. observation. pledge. profession. saying. speech. talk. tongue. undertaking. verbalism. vocable. voice.
-
(eski ye) (s.), (z.) bir, o (tarif edatı, harfi tarif, belirtme sıfatı)
-
Ne kadar, o kadar (mukayese sıfatlarından evvel)
-
Belirli durumlarda isimden önce kullanılır: The mail hasn´t come yet. Posta henüz gelmedi. Where´s the school? Okul nerede? Which of you´s the boss? Hanginiz patron? The more I get to know them the better I like them. Onları tanıdıkça daha çok seviyorum.
operative
(nedir ne demek)
-
İşleyen, faal
-
etkin
-
etkili
-
tıb
-
Operatör, teknisyen, özel dedektif
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|