Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > etekleri zil çalmak nedir, etekleri zil çalmak ne demek (etekleri zil çalmak nnd)

etekleri zil çalmak nedir, etekleri zil çalmak ne demek?

etekleri zil çalmak

  1. Çok sevinmek.
  2. (en) Be elated.

etek (nedir ne demek)

  1. Giysinin belden aşağıda kalan bölümü.
  2. Bedenin belden aşağısına giyilen, değişik biçimlerde, genellikle kadın giysisi, eteklik
  3. Giysinin alt kenarı
  4. Çadır, kanepe örtüsü gibi kumaştan olan şeylerin yere sarkan bölümü.
  5. Dağ, tepe, yığın vb. yamaçlı şeylerin alt bölümü
    Örnek: Dağın eteklerine küme küme serpilen kerpiç evleri gördü. H. Z. Uşaklıgil
  6. Yağmur sularının, çatının bazı yerlerinden içeri sızmasını önlemek için yapılan saç örtü.
  7. Edep yeri.
  8. Yağış sularının, çatının kimi yerlerinden içeri sızmasını önlemek için yapılan sac örtü. (Örnek: baca eteği, boru eteği)
  9. Bk. etek
  10. (en) Filibeg.
  11. (en) Skirt.
  12. (en) Foot.
  13. (en) Bottom.
  14. (en) Shirttail.
  15. (en) Coattail.
  16. (en) The overhanging part of a bedspread or tablecloth.
  17. (en) Apron.
  18. (en) Skirting.
  19. (en) Outskirt.
  20. (en) Approaches.
  21. (en) Trail.

zil (nedir ne demek)

  1. İşaret vermek, uyarmak, çağırmak için kullanılan ve bir çan ile bu çana vuran bir tokmaktan oluşan, elle veya başka düzenlerle işletilebilen araç.
  2. Birbirine çarparak ses çıkartmak için parmaklara veya tefin kasnağındaki deliklere takılan yuvarlak, metal nesne
    Örnek: Gözler kamaştıran şala, meftun eden güle / Her kalbi dolduran zile her sineden ole. Y. K. Beyatlı
  3. (en) Bell.
  4. (en) Cymbal.
  5. (en) Doorbell.
  6. (en) Handbell.
  7. (en) Gong.
  8. (en) Buzzer.

çalmak (nedir ne demek)

  1. Başkasının malını gizlice almak, hırsızlık etmek, aşırmak
    Örnek: İngiliz cephesinden at kaçırıp bize satan bedeviler dönüşlerinde bizim atlarımızı çalıp İngilizlere satarlardı. F. R. Atay
  2. Vurarak veya sürterek ses çıkartmak
    Örnek: Bir yandan mızıka istiklal havasını çalıyordu. R. E. Ünaydın
  3. Bir müziği dinlemeyi sağlayan aleti çalıştırmak
    Örnek: Fevkalade zekidir; iyi dans eder, piyano çalar, tenis oynar, ata biner, avcıdır, kayakçıdır. R. H. Karay
  4. Ses çıkarmak, ses vermek
    Örnek: Hafif hafif ıslıklar çalan sesi eski keskinliğini kaybetmiştir. R. N. Güntekin
  5. Atmak, çarpmak, vurmak.
  6. Yoğurt yapmak için sütü mayalamak, katıp karıştırmak
    Örnek: Ana, inek sağar; yoğurt çalar, yayık vurur. T. Buğra
  7. Üzerine sürmek.
  8. Bozmak, zarar vermek
    Örnek: Acı patlıcanı kırağı çalmaz. Atasözü
  9. (en) Chime.
  10. (en) Peal.
  11. (en) Beat.
  12. (en) Rustle.
  13. (en) Rap.
  14. (en) Play, render, finger.
  15. (en) Verge on, verge into, verge.
  16. (en) Beat out.
  17. (en) Twang.
  18. (en) Tend.
  19. (en) Steal.
  20. (en) Blow.
  21. (en) Lift.
  22. (en) Walk away with.
  23. (en) Thieve.
  24. (en) Knock off.
  25. (en) Knock.
  26. (en) Abstract.
  27. (en) Adopt.
  28. (en) Crib.
  29. (en) Defalcate.
  30. (en) Filch.
  31. (en) Grind.
  32. (en) Grind out.
  33. (en) Heist.
  34. (en) Hijack.
  35. (en) Hoist.
  36. (en) Hook.
  37. (en) Hoot.
  38. (en) İncline.
  39. (en) Jangle.
  40. (en) Jingle.
  41. (en) Knelt.
  42. (en) Mooch.
  43. (en) Nick.
  44. (en) Nobble.
  45. (en) Make off with.
  46. (en) Pilfer.
  47. (en) Pinch.
  48. (en) Appropriate.
  49. (en) Embezzle.
  50. (en) Execute.
  51. (en) Ring.
  52. (en) Slap.
  53. (en) Strike.
  54. (en) Swipe.
  55. (en) To steal.
  56. (en) To run away with sth.
  57. (en) To rip sth off.
  58. (en) To knock sth off.
  59. (en) To strike.
  60. (en) To ring.
  61. (en) To sound.
  62. (en) To chime.
  63. (en) To peal.
  64. (en) To play.
  65. (en) To execute.
  66. (en) To knock.
  67. (en) To blow.
  68. (en) To border on.
  69. (en) To verge on.
  70. (en) To smear.
  71. (en) To spread.
  72. (en) To add.
  73. (en) To mix into.
  74. (en) To hit.
  75. (en) To mix in.
  76. (en) To make.
  77. (en) To taste of.
  78. (en) To tend to resemble.
  79. (en) Finger.
  80. (en) Nail.
  81. (en) Pick.
  82. (en) To commit plagiarism.
  83. (en) Prig.
  84. (en) Purloin.

çok sevinmek (nedir ne demek)

  1. (en) Be very happy, exult, jubilate.

çok (nedir ne demek)

  1. Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı
    Örnek: Bana matematik çok kolay geldi. F. R. Atay
  2. Aşırı bir biçimde
    Örnek: Sanırım ki anamı daha çok severim. M. Ş. Esendal
  3. (en) Much.
  4. (en) Many.
  5. (en) Very.
  6. (en) Awfully.
  7. (en) Badly.
  8. (en) Considerably.
  9. (en) Copious.
  10. (en) Dearly.
  11. (en) Dreadfully.
  12. (en) Too much.
  13. (en) Too many.
  14. (en) Bountiful.
  15. (en) Devilish.
  16. (en) Downright.
  17. (en) Galore.
  18. (en) Great.
  19. (en) Handsome.
  20. (en) İnfinite.
  21. (en) Like blazes.
  22. (en) Perfectly.
  23. (en) Power of.
  24. (en) Profu.
  25. (en) Plenty.
  26. (en) Plentiful.
  27. (en) Good.
  28. (en) Fair.
  29. (en) Like hell.
  30. (en) Deadly.
  31. (en) Heavy.
  32. (en) Abounding.
  33. (en) Abundant.
  34. (en) Affluent.
  35. (en) Ample.
  36. (en) Countless.
  37. (en) Dead.
  38. (en) Exuberant.
  39. (en) Hearty.
  40. (en) Hell of.
  41. (en) Helluva.
  42. (en) İnnumerable.
  43. (en) Lavish.
  44. (en) Multitudinous.
  45. (en) Numerous.
  46. (en) Piping.
  47. (en) Plenteous.
  48. (en) Precious.
  49. (en) Eminently.
  50. (en) Enormously.
  51. (en) Exceedingly.
  52. (en) Excess.
  53. (en) Extreme.
  54. (en) Extremely.
  55. (en) Full.
  56. (en) Greatly.
  57. (en) Hard.
  58. (en) Heartily.
  59. (en) Highly.
  60. (en) Hugely.
  61. (en) İmmensely.
  62. (en) Jolly.
  63. (en) Large.
  64. (en) Madly.
  65. (en) Manifold.
  66. (en) Most.
  67. (en) Multiple.
  68. (en) Myriad.
  69. (en) Positively.
  70. (en) Power.
  71. (en) Profoundly.
  72. (en) Profuse.
  73. (en) Rich.
  74. (en) Roaring.
  75. (en) Simply.
  76. (en) Soaking.
  77. (en) Sorely.
  78. (en) Stinking.
  79. (en) Substantially.
  80. (en) Such.
  81. (en) Terribly.
  82. (en) Terrifically.
  83. (en) Umpteen.
  84. (en) Uncommonly.
  85. (en) Unduly.
  86. (en) Unusually.
  87. (en) Vast.
  88. (en) Vastly.
  89. (en) Whacking.
  90. (en) Wildly.

sevinmek (nedir ne demek)

  1. Sevinç duymak
    Örnek: Dönecektim, kurtuldum diyecektim ve sevinecektim. M. Ş. Esendal
  2. (en) Rejoice.
  3. (en) Be happy.
  4. (en) To be happy.
  5. (en) To feel glad.
  6. (en) To feel happy.
  7. (en) Be glad.
  8. (en) Crow.
  9. (en) Glory.
  10. (en) Laugh.
  11. (en) To be pleased.
  12. (en) To be delighted.
  13. (en) To be glad.
  14. (en) To rejoice.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.027