|
espri yapmak
-
Nükteli, şakalı söz söylemek.
-
Joke, quip, gag
-
İnce anlamlı, düşündürücü ve şakalı söz, nükte
Örnek:
İnceliği bu özelliğine de sindiği için esprileri hiçbir zaman harcayıcı olmazdı. H. Taner
-
Yazıda, resimde, sözde ve davranışta ince, derin anlam, nükte.
-
Crack. witticism. humor. humour. drollery. quip. quirk. sally. salt. wisecrack.
-
Gag. jest. pleasantry. witticism. wit. clever remark. joke. crack. quip nükte.
-
Joke. clever remark. bon mot. wit. witticism.
-
Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek
Örnek:
Her görevi ayrım gözetmeden aynı titizlikle yapmak başarının sırrıdır. Ç. Altan
-
Olmasına yol açmak.
-
Onarmak, tamir etmek.
-
Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek
Örnek:
Ayrıca terbiye edeceğim, onu yaman bir polis köpeği yapacağım. R. H. Karay
-
Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek
Örnek:
Şu işi yapıver, diye yalvarmıştı da enişte engel olmuştu. S. M. Alus
-
Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek
Örnek:
Elimi ağzına götürerek sus işareti yaptım. R. H. Karay
-
Düzenli bir duruma getirmek.
-
Üretmek.
-
Accomplish. acquit oneself. architect. build. carve out. contrive. create. do. engineer. establish. execute. fashion. fulfil. fulfill. get. go over. go through. have. implement. land. make. perform. ply. practice. practise. produce. profess. put thro.
-
Build. commit. construct. cost. deliver. discharge. do. draw. fabricate. fill. found. fulfil. have. hold. make. manage. manufacture. perform. perpetrate. practise. produce. put. redeem. transact. to do. to make. to perform. to fulfil. to carry sth out. to mend. to repair. to fix onarmak. tamir etmek. to build. to construct. to erect. to found inşa etmek. to produce. to manufacture. to bring sth out üretmek. to cause yol açmak. to marry to evlendirmek. to cost. to do with. to have. to possess. to cook. to have. to draw. to deliver. to fix onarmak. to found inşa etmek. to bring sth out üretmek. to cause yol açmak. to marry to evlendirmek.
-
To make. to build. to construct. to fashion. to create. to manufacture. to produce. to prepare. to do. to buoy oneself with sth. to do sth as one's regular work or occupation. to carry out. to perform. to affect. to execute. to repair. to fix sth. to caus.
-
father
-
perpetrate
-
Put on
-
Nükte ile süslenmiş, nüktesi olan, esprili
Örnek:
Hazırcevap ve nükteli sözler söylemek şöhretini kazanmış. A. Ş. Hisar
-
epigrammatic.
-
Humo u rous. rich.
nükte(nedir ne demek)
-
İnce anlamlı, düşündürücü ve şakalı söz, espri
Örnek:
Hoş konuşur, nükteleri kahvelere intikal etmiştir, kıyafeti ve tavrı zariftir. H. E. Adıvar
-
Yazıda, resimde, sözde ve davranışta ince, derin anlam, espri.
-
Wit. witticism. epigram. mot. sally. salt.
-
Witticism. witty remark. subtle point. fine point. epigram. salt. wit.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|