Nedir ne demek sorularına kısa cevaplar

Ana Sayfa > eski göz ağrısı nedir ne demek, eski göz ağrısının anlamı

eski göz ağrısı nedir

nedir  -  ingilizce  -  fotoğraf  -  web araması  -  bulmaca  -  bis  -  matematik  -  sembol

eski göz ağrısı

  1. Eski sevgili, ilk göz ağrısı
    Örnek: Niye buraya bu kadar kılıksız, üstelik de bir karış sakallı geldim. Bak eski göz ağrılarına rastlayacakmışız. H. Taner
  2. eski göz ağrısı ne demek (en) An old flame. (sadece ingilizce sonuçlar)

eski (nedir)

  1. Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan, yeni karşıtı
    Örnek: Ey benim eski duygularım, eski düşüncelerim. Neden böyle uzaksınız benden? N. Ataç
  2. Önceki, sabık
    Örnek: Anlatışına bakılırsa, eski kâtibe, şimdi fevkalade şık giyiniyormuş. H. Taner
  3. Geçerli olmayan
    Örnek: Bugün mekteplerimiz artık o eski mektepler değildir. R. N. Güntekin
  4. Herhangi bir meslekte uzun süreden beri çalışmış olan.
  5. Geçmiş çağlardaki
    Örnek: Kendimi eski zamanların eski bir gecesinde gayet geç bir saatte sokakta dolaşıyorum sanıyordum. R. N. Güntekin
  6. Mesleğinde uzmanlaşmış, deneyimi olan.
  7. Çok kullanmaktan yıpranmış, harap olmuş şey
    Örnek: Ben babamın eskilerinden uydurma şeylerle giyiniyordum. H. Z. Uşaklıgil
  8. Herhangi bir görevden düştüğü veya durumunu yitirdiği için bir kimsenin eski saygınlığının kalmadığı durumlarda kullanılan bir söz.
  9. Eskiye ait,eski devirden kalma arkaik, kalıntı.
  10. eski ne demek (en) Old. ancient. early. former. earlier. ex. out-of-date. old-time. used. secondhand. archaic. bygone. crusted. cut-and-dried. disused. erstwhile. immemorial. late. obsolete. olden. onetime. passe. passee. past. previous. prior. quondam. sometime. of lo.
  11. eski ne demek (en) Ancient. antiquated. archaic. bygone. corny. dated. early. former. late. obsolete. old. onetime. past. shabby. sometime. unto. used. veteran. ex. previous. obsolescent. old-fashioned. out of date. outmoded. worn-out. secondhand. back.
  12. eski ne demek (en) Ancient. ex. former. old. veteran. worn out. second hand. archaic. early. gray. grey. hoary. olden. one time. outworn. previous. primitive. pristine. quondam. stale. threadbare. used.
  13. eski ne demek (en) Archaic
  14. eski ne demek (fr) Archaique

göz (nedir)

  1. Görme organı.
  2. Bazı deyimlerde, görme ve bakma.
  3. İyi veya kötü nitelikler, tutkular, duygular anlatan bakış.
  4. Bakış, görüş.
  5. Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak
    Örnek: Asıl felaket bu pınara sırt çevirmek, bu pınarın gözlerine taş tıkamak değil de ne olurdu? T. Buğra
  6. Delik, boşluk
    Örnek: Köprünün gözleri karış karış kazılmıştır. S. F. Abasıyanık
  7. Çekmece.
  8. Terazi kefesi.
  9. Kartlar üzerinde açılan ve içerisine mikrofilm parçası geçirilen delik.
  10. Görme organının, içinde dış dünyanın görüntüsünün oluştuğu ve bu görüntünün sinirsel uyarmalara dönüştüğü, başlangıç parçası.
  11. 1- Çok küçük budak. 2- Çekmece boşluğu.
  12. Bk. çekmece
  13. Bk. göz
  14. göz ne demek (en) Eye. optic. optical. ocular. orbital. ophthalmic. eye. orbit. orb. blinker. sight. cell. compartment. drawer. cubbyhole. cubby. cubicle. cuddy. eyehole. glim. optic. opto-.
  15. göz ne demek (en) Drawer. eye.
  16. göz ne demek (en) Drawer. eye. sight. seeing. attitude. way of behaving. spring. eye. division. part. the evil eye. bad luck caused by another's envy. love. friendship. esteem. bud. square. case. bin. source. orifice. bord. rack. pane. partition. pore.
  17. göz ne demek (en) Aperture
  18. göz ne demek (en) Eye
  19. göz ne demek (al) Auge
  20. göz ne demek (fr) Oeil

çekmece (nedir)

  1. Masa, dolap vb. şeylerin dışarıya çekilen bölümü, göz, çekme
    Örnek: Çekmecesinden utana utana bir şişe gazoz çıkardı. T. Buğra
  2. İçinde mücevher vb. değerli şeyler saklanan küçük, süslü sandık
    Örnek: Minderin köşesine annemden kalan ceviz boyalı çekmeceyi yerleştirdim. Y. K. Beyatlı
  3. Gemilerin barınabilecekleri koy.
  4. Bkz, denizkulağı.
  5. Mobilyada bırakılan boşluk içerisinde kendi kenarları ya da çıtalar üzerinde hareket eden, üstü açık kutu.
  6. Bk. çekmece
  7. çekmece ne demek (en) Drawer, pigeonhole
  8. çekmece ne demek (en) Drawer.
  9. çekmece ne demek (en) Coffer. drawer.
  10. çekmece ne demek (al) Schublade
  11. çekmece ne demek (fr) Tiroir

ağrı (nedir)

  1. Vücudun herhangi bir yerinde duyulan şiddetli acı
    Örnek: Sabah yataktan müthiş bir omuz ağrısı ile kalkmıştı. H. Taner
  2. ağrı ne demek (en) Pain. ache. spasm. smart. affliction. discomfort. soreness. throe.
  3. ağrı ne demek (en) Ache. pain. mount araratache.
  4. ağrı ne demek (en) Ache. pain. throb. hurt. twinge.

sevgili (nedir)

  1. Sevgi ve bağlılık duyulan
    Örnek: Millet yoludur, hak yoludur tuttuğumuz yol / Ey hak, yaşa; ey sevgili millet, yaşa var ol. T. Fikret
  2. Sevilen ve âşık olunan kimse, dost, yâr, canan.
  3. Sevgi ve bağlılık duyulan, sevilen.
  4. sevgili ne demek (en) Beloved. loved. dear. well-beloved. pet. darling. ducky. gallant. lover. sweetheart. love. darling. beloved. deary. sweety. steady. pet. girl. beau. concubine. dearie. dove. doxy. duck. duckie. ducky. fancy man. favorite. favourite. feller. fellow. f.
  5. sevgili ne demek (en) Beloved. boyfriend. darling. dear. favourite. girl. girlfriend. love. lover. pet. steady. valentine. sweetheart.
  6. sevgili ne demek (en) Beloved. darling. dear. sweetheart. one's beloved. beau. girl. honey. inamorata. lass lassie. love. true love.

sevgi (nedir)

  1. İnsanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu
    Örnek: Sevgi ve dostluk şu dünyada o kadar az bulunan şeyler ki. H. Taner
  2. 1- (Genel olarak) Hoşa giden bir şeye eğilim; tutkuya dek varabilen bir ruh durumu. Türlü biçimleri: a. Karşı cinse karşı duyulansevgi. b. Çocuğa karşı duyulansevgi. c. Bir nedene dayandırılamayan duygudaşlık (sympathie), d. Uzun süre içinde oluşup gelişen kişisel gönül dostluğu, e. Doğaya vb. lerine duyulansevgi. 2- (Felsefede) Eski Yunan felsefesindesevgi evrende birleştirici ilkedir (Empedokies), Platon'da güzele duyulansevgi (Eros) ideaların bilgisine götüren yoldur. Hıristiyanlıkta: yardım elini uzatma anlamındakisevgi (Caritas) ve hastalara, acı çekenlere, yoksullara duyulansevgi (agape), yakınsevgisi, giderek hiç bir ayırma yapmaksızın tüm insanlara gösterilensevgi (insanlıksevgisi) ve Tanrısevgisi; çağımızda Max Scheler'in felsefesindesevgi temel kavramlardan biridir; Scheler'in baş sorunu olan kişiliğin asıl özüsevgi olduğu gibi, insanları birbirine bağlayan dasevgidir; kendi içine çekilmiş ayrık yaşayan kişi değil, dünyaya ve insanlarasevgi ile yönelen kişi, yine böyle kendisi gibi sevebilen kişilerle kendini bir-duyan kişi değer taşır.
  3. Bir şeye veya bir kimseye karşı duyulan sevme duygusu.
  4. sevgi ne demek (en) Affections. love. affection. sympathies. compassion. attachment. dearness. fondness. sympathy. piety.
  5. sevgi ne demek (en) Fondness. affection. endearment. love. predilection.
  6. sevgi ne demek (en) Love. affection. amity. attachment. endearment. fancy.
  7. sevgi ne demek (en) Love
  8. sevgi ne demek (fr) Amour
  9. sevgi ne demek (la) Amor, caritas


BİS
Başında, içinde, sonunda "eski göz ağrısı" geçen kayıtlar (hepsine bakın)




Hakkında  -  İletişim  -  Yasal Konular  -  Son Eklenenler  -  Araçlar

© Nedir Ne Demek, 3.0.508
Bunları kaçırmayın!