Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > esermek nedir, esermek ne demek, esermekin anlamı, ingilizcesi (esermek nnd)

esermek nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






esermek

  1. Bakmak, beslemek, yetiştirmek.
  2. (en) /y/ to take care of. –– besermek to produce with some effort.

bakmak (nedir ne demek)

  1. Bakışı bir şey üzerine çevirmek
    Örnek: Zamanla nasıl değişiyor insan / Hangi resmime baksam ben değilim. C. S. Tarancı
  2. Aramak.
  3. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak
    Örnek: Limana bakan penceresinden deniz görünürdü. O. V. Kanık
  4. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek
    Örnek: Bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ olur. Atasözü
  5. Beslemek, geçindirmek.
  6. Bir iş birinden beklenmek.
  7. Hastayı muayene etmek.
  8. Tedavi etmek için ilgilenmek.
  9. (en) Front on to. have a frontage on. look. look at. set eyes on. take a gander. give a look. look upon. see. take a look. take a look at. watch. supervise. superintend. attend. keep. consult. look after. care for. feed. maintain. nurse. behold. concern o.
  10. (en) Attend. check. contemplate. face. foster. get. glance. look. maintain. mind. nurse. nurture. overlook. oversee. rear. regard. search. service. support. survey. tend. view. watch.
  11. (en) Refer. to look. to look at. to look for. to overlook. to face. to take care of. to examine. to inspect. to check. to be in charge of. to depend on. to see to sth. to see that sth is done. to pay attention. attend. behold. care for. command. feel. to care.

beslemek (nedir ne demek)

  1. Yiyecek ve içeceğini sağlamak
    Örnek: Okulun artıklarıyla otuz kişiden fazla insan besliyorduk. H. E. Adıvar
  2. Yedirmek
    Örnek: Pembe ekmekler kızartacak, üstlerine tereyağı, reçel, havyar sürecek, onu eliyle besleyecekti. H. E. Adıvar
  3. Semirtmek.
  4. Eklemek, katmak, çoğaltmak
    Örnek: Ateş zayıfladıkça besliyor, ateşe gömdükleri mısırlar piştikçe misafirin eline tutuşturuyorlardı. N. Cumalı
  5. Bir şeyi korumak veya sağlamca durmasını sağlamak için çevresini veya altını desteklemek, doldurmak, pekiştirmek
    Örnek: Bacaklarımızın altını iki sabun çuvalı ve atların yem torbalarıyla besleyerek sırtüstü yattık. R. N. Güntekin
  6. Yetiştirmek
    Örnek: Herkes kanarya, kedi, köpek beslemez ya! H. Taner
  7. Bir duyguyu gönülde yaşatmak
    Örnek: Uzun müddetten beri şiddetle beslediği bir histi. Y. K. Beyatlı
  8. Maddi yardım yapmak, desteklemek.
  9. (en) Feed. nourish. raise. breed. bring up. cherish. foster. harbor. harbour. nurse. nurture. suckle.
  10. (en) Feed. foster. nourish. raise. rear. to feed. to nourish. to breed. to raise. to rear. to keep. to support. to maintain. to cherish. to nurse. to bear. to harbour.
  11. (en) To feed. to nourish. to fatten. to support. to reinforce. to fill up. cultivate. entertain. feed on. foster. harbour. keep. maintain. nurture. rear.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük