|
esermek
-
Bakmak, beslemek, yetiştirmek.
-
/y/ to take care of. ââ besermek to produce with some effort.
-
Bakışı bir şey üzerine çevirmek
Örnek:
Zamanla nasıl değişiyor insan / Hangi resmime baksam ben değilim. C. S. Tarancı
-
Aramak.
-
Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak
Örnek:
Limana bakan penceresinden deniz görünürdü. O. V. Kanık
-
Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek
Örnek:
Bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ olur. Atasözü
-
Beslemek, geçindirmek.
-
Bir iş birinden beklenmek.
-
Hastayı muayene etmek.
-
Tedavi etmek için ilgilenmek.
-
Front on to. have a frontage on. look. look at. set eyes on. take a gander. give a look. look upon. see. take a look. take a look at. watch. supervise. superintend. attend. keep. consult. look after. care for. feed. maintain. nurse. behold. concern o.
-
Attend. check. contemplate. face. foster. get. glance. look. maintain. mind. nurse. nurture. overlook. oversee. rear. regard. search. service. support. survey. tend. view. watch.
-
Refer. to look. to look at. to look for. to overlook. to face. to take care of. to examine. to inspect. to check. to be in charge of. to depend on. to see to sth. to see that sth is done. to pay attention. attend. behold. care for. command. feel. to care.
-
Yiyecek ve içeceğini sağlamak
Örnek:
Okulun artıklarıyla otuz kişiden fazla insan besliyorduk. H. E. Adıvar
-
Yedirmek
Örnek:
Pembe ekmekler kızartacak, üstlerine tereyağı, reçel, havyar sürecek, onu eliyle besleyecekti. H. E. Adıvar
-
Semirtmek.
-
Eklemek, katmak, çoğaltmak
Örnek:
Ateş zayıfladıkça besliyor, ateşe gömdükleri mısırlar piştikçe misafirin eline tutuşturuyorlardı. N. Cumalı
-
Bir şeyi korumak veya sağlamca durmasını sağlamak için çevresini veya altını desteklemek, doldurmak, pekiştirmek
Örnek:
Bacaklarımızın altını iki sabun çuvalı ve atların yem torbalarıyla besleyerek sırtüstü yattık. R. N. Güntekin
-
Yetiştirmek
Örnek:
Herkes kanarya, kedi, köpek beslemez ya! H. Taner
-
Bir duyguyu gönülde yaşatmak
Örnek:
Uzun müddetten beri şiddetle beslediği bir histi. Y. K. Beyatlı
-
Maddi yardım yapmak, desteklemek.
-
Feed. nourish. raise. breed. bring up. cherish. foster. harbor. harbour. nurse. nurture. suckle.
-
Feed. foster. nourish. raise. rear. to feed. to nourish. to breed. to raise. to rear. to keep. to support. to maintain. to cherish. to nurse. to bear. to harbour.
-
To feed. to nourish. to fatten. to support. to reinforce. to fill up. cultivate. entertain. feed on. foster. harbour. keep. maintain. nurture. rear.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|