|
erkek bakır
-
Cehennemle ilgili.
-
Üzücü, yakıcı, cehennem gibi
Örnek:
İçimi cehennemî bir üzüntü kemiriyordu. Y. K. Beyatlı
-
Sert bakır.
-
İnsan, hayvan ve bitkilerin dişiyi dölleyecek cinsten olanı.
-
Sperma oluşturan organizma.
-
Yetişkin adam, bay, kadın karşıtı
Örnek:
Erkekler gelince buraya, karılar işte böyle kaçar. O. C. Kaygılı
-
Koca.
-
Sözüne güvenilir, mert.
-
Girintili ve çıkıntılı olmak üzere bir çift oluşturan nesnelerden çıkıntılı olanı.
-
Sert, kolay bükülmez.
-
Geçmelerde bir yuva ya da deliğe giren bölümü üzerinde bulunduran parçaya verilen ad.
-
Bk. erkek
-
Hlk. 1. Dişinin eşi. 2. Deri üzerinde tek olarak çıkan siğil.
-
Male. masculine. he. man. male. he. jack. gent. he-.
-
He. male. man. manly. courageous. reliable. rigid. hard. husband.
-
Male. man.
-
boy
-
Tom
-
Bu elementten yapılmış kap.
-
Bu elementten yapılmış
-
Atom numarası 29, yoğunluğu 8,95 olan, 1084 °C'ye doğru eriyen, doğada serbest veya birleşik olarak bulunan, ısı ve elektriği iyi ileten, kolay dövülür ve işlenir olduğundan eski çağlardan beri türlü işlerde kullanılan, kızıl renkli element (simgesi Cu).
Örnek:
Ertesi gün çadırların önünde Haldun Nedret'in Kadıköy'den getirdiği bakır lamba yanıyordu. A. Ş. Hisar
-
Birçok enzimin yapısında, kan yapımında ve bağ doku metabolizmasında rol oynayan, eksikliğinde kansızlık, ödem ve kemik yapısında bozukluklara yol açan, kırmızımtırak parlak, atom numarası 29, atom ağırlığı 63. 54, sembolü Cu olan tuzları zehirli bir metal. Bakır, beslenmede esansiyel bir element olup seruloplazmin, lizil oksidaz, sitokrom oksidaz ve tirozinaz gibi çeşitli proteinlerin yapısına katılır.
-
Doğada serbest ve birleşik olarak bulunan kızıl renkli, kolay işlenir bir maden.
-
Copper. cupric. cuprous. copper.
-
copper.
-
copper
-
İlgilenmiş olan, ilgisi bulunan, alakalı, alakadar, müteallik
Örnek:
Tütün piyasası ile ilgili hesapların bir ucu, yine elindeydi. N. Cumalı
-
alâkadar.
-
Related. concerned. connected. involved. interested. pertinent. companion. curious. germane. relative. about. anent.
-
Concerned. connected. hot. interested. involved. of. pertinent. related. interested. relevant. connected. concerning. regarding.
-
Concerned. relevant. interested in. concerned with. involving. involved. relative to.
ilgi(nedir ne demek)
-
İki şey arasında bulunan herhangi bir bağlılık, ilişki, alaka, taalluk.
-
Kimyasal şartlar eş veya birbirine çok yakın olduğunda ögelerin birbirleriyle birleşmede gösterdiği seçicilik.
-
Dikkati öncelikle belirli bir şey üzerinde toplama eğilimi.
-
Belirli bir olay veya etkinliğe yakınlık duyma, ondan hoşlanma ve ona öncelik tanıma.
-
Relation. connection. attachment. involvement. interest. affinity. concern. attention. liking. bearing. care. connexion. curiosity. pertinence. reference. regard. relationship. relativeness. relevance. relevancy. respect. solicitude. sympathy. though.
-
Attention. bearing. bug. care. relation. relationship. solicitude. connection. concern. interest. affinity.
-
Reference. concern. connection. interest. relation. affinity. aida. attachment. care. ha hah. involvement. keen interest. pertinency. play. respect. tie up.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|