|
engizisyon
-
Orta Çağda, Katoliklerde katı din inançlarına karşı gelenleri cezalandırmak için kurulan kilise mahkemelerinin adı.
-
Orta Çağda, Katoliklerde katı din inançlarına karşı gelenleri cezalandırma yöntemi
Örnek:
O eski engizisyonlar, o işkence aletleri gibi canavarlıklar artık var mı? H. R. Gürpınar
-
[Lat. inquisitio sorgu dan] Eskiden, Katoliklerde dine aykırı davrananları araştırıp cezalandırmak üzere kurulmuş kilise mahkemelerine verilen ad.
-
inquisition.
-
The Inquisition. holy- office.
-
Inquisition
-
inquisition
-
Inquisition
-
inquisition
-
Inquisitio
-
Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer
Örnek:
Tam bağın ortasına geldikleri zaman düşman askerlerini gördüler. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre.
-
Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm
Örnek:
Seccadesini ortasından kesip ikiye böldüler. Ö. Seyfettin
-
İyi ile kötü arasındaki durum, vasat.
-
Görünür, algılanır durum
Örnek:
Moralinin, inadının, zaman zaman da aşırı ataklığının nedeni ortadadır. H. Taner
-
Topluluk içinde, arasında.
-
Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece.
-
Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen.
-
Görünçlüğünortasında yer alan bölüm;ortaya düşen yerler.
-
middle
-
Middle. mid. central. medium. middling. intermediate. fair. in-between. intermediary. mean. medial. median. mediate. mediocre. mesial. mesne. moderate. passable. secondary. middle. center. centre. mean. midst. bosom. c. median. medium. mid-. meso-. m.
-
Average. centre. fair. indifferent. intermediate. medial. median. mediocre. medium. middle. middling. moderate. normal. tolerable. central. midst. center. mean.
-
İntermediate. medium. middle. middling. moderate. middle part. central part. central (thing. average. centre. centrum. the common run. heart. in between. mainstream. medial. mediocre. mesne. mid. midst.
-
Mittelgrund
-
milieu
-
Zaman dilimi, vakit.
-
Hayatın çocukluk, gençlik vb. dönemlerinden her biri, yaş
Örnek:
Yazık ki delikanlılık çağını çoktan aşmıştır, şakaklarına kır düşmüştür, ayrıca hastadır. R. H. Karay
-
Kendine özgü bir özellik taşıyan zaman parçası, dönem, devir
-
Tarihin ayrıldığı dört büyük bölümden her biri, kurun.
-
Bir şeyin uygun, elverişli zamanı
-
Bir katmanın oluştuğu süre.
-
"Dördüncüçağ", "gençlikçağı" örneklerinde olduğu gibi, yerine göre yerbilim evrelerine verilen ad.
-
Age. times. period. time. epoch. era.
-
Age. day. epoch. era. period. time.
-
Age. era. period. time. epoch.
-
era
-
èra
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|