|
enerji aktarımı
-
Tek etkileşim sürecinde, bir parçacığın atom ya da moleküle enerji aktarması.
-
Energy transfer / enerji transferi
-
Transfert d'énergie
-
Maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan güç, erke.
-
Organların çalışabilmesi ve vücut ısısının sürdürülebilmesini sağlayan besin ögelerinin oluşturduğu güç.
-
Manevi güç
Örnek:
Size yaşamak enerjisini verecek kitaplar tavsiye ederim. P. Safa
-
Bk. erk
-
Bk. erke
-
Bk. erke, e
-
Canlı organizmalarda katabolizma sırasında meydana gelen iş görme kapasitesi.
-
Genellikle kalori veya jul olarak ifade edilen, sistemin faaliyet veya iş yapma yeteneği.
-
Energy. power. kick. drive. pep. pith. snap. steam. verve. vigor. vigour. vim. vinegar. guts.
-
Energy. go. impetus. pep. power. push. steam. zip. drive.
-
energy.
-
energy
-
énergie
-
Energia: güç,enerji
-
Bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar.
-
Sözü geçerlik, istediğini yaptırabilme gücü, nüfuz.
-
Bir bireyin, bir toplumun, başka birey, küme veya toplumları egemenliği, baskısı ve denetimi altına alma, hürriyetlerine karışma ve onları belli biçimlerde davranmaya zorlama yetkisi veya yeteneği, iktidar.
-
Çalışmada, her türlü üretimin yaratılmasında, ulaşımda sayılı bir dayanak olan, bir bölümü elektrik, akaryakıt, kömür vb.; bir bölümü de rüzgâr, su, güneş ısısı gibi kaynaklar ya da insan ve hayvandan sağlanan güçlerin tümü.
-
Fiziksel güçten ayrı olarak düşünülen, bedensel, ruhsal, tinsel yönden biçimleyici ve etkileyici herhangi bir güç; yapabilme gücü.
-
Bir işi yapabilme gücü, kudret.
-
İstediğini yaptırabilme gücü, nüfuz.
-
Naz.
-
Sevgi.
-
İçtenlik.
-
Arm. power. faculty.
-
Power. faculty. authority.
-
energy
-
power
-
énergie
-
Pouvoir, puissance
-
HoşLanmayan kimse
-
Aktarma işi, nakil.
-
Psikoterapide hastanın terapiste ruhsal yapısı üzerinde etkili olmuş deneyim ve ilişkilerini aktarması.
-
Erkeyi ya da devinimi bir yerden başka bir yere geçirme.
-
transfusion.
-
Transfer. transplantation.
-
Transfer. quotation. translation. transference.
-
transfer
-
Verlegung, Übertragung
-
transfert
-
Eşi olmayan, biricik, yegâne
Örnek:
Hamit, biliyorsunuz edebiyatımızın tek dâhisidir. Y. Z. Ortaç
-
Birbirini tamamlayan veya aynı türden olan nesnelerden her biri
Örnek:
Dirseği hafifçe dizime dokunuyor ve bir saçı, bir tek tel saçı kaşının ucuna sürünüyordu. M. Ş. Esendal
-
Bir kadeh içki.
-
Önüne getirildiği cümleye istek ve özlem kavramı katar.
-
Yalnızca.
-
Hiç, hiçbir
Örnek:
Tek kelime konuşmadan bu yokuşu indik. R. H. Karay
-
İki ile bölünemeyen (sayı).
-
Sessiz, hareketsiz, uslu.
-
Biricik, eşi olmayan.
-
Only. single. unique. one. solitary. odd. individual. exclusive. lone. singular. sole. one and only. single. one. fellow. mono-. uni-. homo-. homeo-. homoeo-.
-
İndividual. isolated. lone. odd. one. only. particular. single. singular. sole. solitary. solo. unique. alone. merely. odd. single thing. a single thing. only once.
-
A Siberian ibex.
-
Mono. odd. single. one. only. sole. solitary. unique. unrivaled. inimitable. exclusive. individual. simple. uneven. unit. unitary.
-
uneven
etkileşim(nedir ne demek)
-
Birbirini karşılıklı olarak etkileme işi.
-
Nesneler, parçacıklar ya da dizgeler arasındaki karşılıklı kuvvet ve etkilerin tümü.
-
Nesneler, parçacıklar ya da dizgeler arasındaki karşılıklı kuvvet ve etkilerin tümü.
-
Coaction. interaction. mutual effect. interplay.
-
İnteraction. interplay.
-
interaction.
-
interaction
-
Wechselwirkung
-
interaction
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|