Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > ender nedir, ender ne demek (ender nnd)

ender nedir, ender ne demek?

ender

  1. Çok yakın dost, sırdaş
    Örnek: Derdimizi dökecek bir dert ortağı, şikâyetimizi dinleyecek bir cankulağı bulunsun. A. Ş. Hisar
  2. Çok az, çok seyrek
    Örnek: Ender fırsatlarla gittiğim bu salaşın içi bana pek sempatik gelirdi. B. Felek
  3. Çok seyrek olarak, çok seyrek bir biçimde.
  4. Çok az, çok seyrek, az bulunan.
  5. çok az, çok seyrek, çok az bulunur, pek nadir
  6. (Nadir. den) Çok az, pek az bulunan, daha nadir.
  7. (en) One who, or that which, makes an end of something; as, the ender of my life.
  8. (en) Rare.
  9. (en) Unusual.
  10. (en) Exceptional.
  11. (en) Rarely.
  12. (en) Very rare.
  13. (en) Precious.
  14. (en) Remarkable.
  15. (en) Unwonted.

çok yakın (nedir ne demek)

  1. (en) Close by, hard by, well nigh, at close quarters.

çok (nedir ne demek)

  1. Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı
    Örnek: Bana matematik çok kolay geldi. F. R. Atay
  2. Aşırı bir biçimde
    Örnek: Sanırım ki anamı daha çok severim. M. Ş. Esendal
  3. (en) Much.
  4. (en) Many.
  5. (en) Very.
  6. (en) Awfully.
  7. (en) Badly.
  8. (en) Considerably.
  9. (en) Copious.
  10. (en) Dearly.
  11. (en) Dreadfully.
  12. (en) Too much.
  13. (en) Too many.
  14. (en) Bountiful.
  15. (en) Devilish.
  16. (en) Downright.
  17. (en) Galore.
  18. (en) Great.
  19. (en) Handsome.
  20. (en) İnfinite.
  21. (en) Like blazes.
  22. (en) Perfectly.
  23. (en) Power of.
  24. (en) Profu.
  25. (en) Plenty.
  26. (en) Plentiful.
  27. (en) Good.
  28. (en) Fair.
  29. (en) Like hell.
  30. (en) Deadly.
  31. (en) Heavy.
  32. (en) Abounding.
  33. (en) Abundant.
  34. (en) Affluent.
  35. (en) Ample.
  36. (en) Countless.
  37. (en) Dead.
  38. (en) Exuberant.
  39. (en) Hearty.
  40. (en) Hell of.
  41. (en) Helluva.
  42. (en) İnnumerable.
  43. (en) Lavish.
  44. (en) Multitudinous.
  45. (en) Numerous.
  46. (en) Piping.
  47. (en) Plenteous.
  48. (en) Precious.
  49. (en) Eminently.
  50. (en) Enormously.
  51. (en) Exceedingly.
  52. (en) Excess.
  53. (en) Extreme.
  54. (en) Extremely.
  55. (en) Full.
  56. (en) Greatly.
  57. (en) Hard.
  58. (en) Heartily.
  59. (en) Highly.
  60. (en) Hugely.
  61. (en) İmmensely.
  62. (en) Jolly.
  63. (en) Large.
  64. (en) Madly.
  65. (en) Manifold.
  66. (en) Most.
  67. (en) Multiple.
  68. (en) Myriad.
  69. (en) Positively.
  70. (en) Power.
  71. (en) Profoundly.
  72. (en) Profuse.
  73. (en) Rich.
  74. (en) Roaring.
  75. (en) Simply.
  76. (en) Soaking.
  77. (en) Sorely.
  78. (en) Stinking.
  79. (en) Substantially.
  80. (en) Such.
  81. (en) Terribly.
  82. (en) Terrifically.
  83. (en) Umpteen.
  84. (en) Uncommonly.
  85. (en) Unduly.
  86. (en) Unusually.
  87. (en) Vast.
  88. (en) Vastly.
  89. (en) Whacking.
  90. (en) Wildly.

yakın (nedir ne demek)

  1. Az bir ara ile ayrılmış olan (zaman veya yer), uzak karşıtı.
  2. Küçük, önemsiz değişikliklerle birbirinden ayrılan.
  3. Aralarında sıkı ilgi bulunan.
  4. Benzeyen, andıran, yaklaşan
    Örnek: Beş dönüme yakın bahçesi bir ormanı andırırdı. Ö. Seyfettin
  5. Erişmesi, olması zaman bakımından yaklaşmış olan
    Örnek: Elli yaşında adam, ellisine yakın kadın... S. F. Abasıyanık
  6. Uzak olmayan yer.
  7. Aralarında sıkı ilişki olan arkadaş, dost veya akraba
    Örnek: Türkçe konuştuğu için bana kendi yakınlarımızdan biri hissini veren yaşlı garson yanımıza geldi. Y. K. Karaosmanoğlu
  8. Bk. kesinlik
  9. İlgi ve iyiliklerini görmekte olduğumuz komşu ve dostlarımız, hiçbir ilgisini görmediğimiz hısımlarımızdan bize daha yakındır.
  10. Bk. sağlam bilgi
  11. (en) Adjacent.
  12. (en) Akin.
  13. (en) Akin to.
  14. (en) Approximate.
  15. (en) Close.
  16. (en) Analogous.
  17. (en) Bosom.
  18. (en) Parallel.
  19. (en) Pleasant.
  20. (en) Close-by.
  21. (en) Who is close to sb.
  22. (en) Nearby.
  23. (en) Near to.
  24. (en) Thick.
  25. (en) Close-rage.
  26. (en) Connate.
  27. (en) Connected.
  28. (en) Contiguous.
  29. (en) Convenient.
  30. (en) Familiar.
  31. (en) Handy.
  32. (en) İmmediate.
  33. (en) İmminent.
  34. (en) İnseparable.
  35. (en) İntimate.
  36. (en) Near.
  37. (en) Not far.
  38. (en) Pending.
  39. (en) Proximate.
  40. (en) Within reach.
  41. (en) Close to.
  42. (en) At hand.
  43. (en) Hard.
  44. (en) Very similar to.
  45. (en) Round the corner.
  46. (en) Locally.
  47. (en) Neighbouring.
  48. (en) Nigh.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.009