Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > emekli devlet adamı danışman nedir, emekli devlet adamı danışman ne demek, emekli devlet adamı danışmanın anlamı (emekli devlet adamı danışman nnd)

emekli devlet adamı danışman nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






Bu kelime tam olarak bulunamadı, belki aşağıdaki(ler) işinize yarayabilir:

Bu kelimeyi ekleyerek katkıda bulunabilirsiniz.

emekli

  1. Emek harcanarak elde edilen, zor, zahmetli.
  2. Belirli bir süre çalıştıktan sonra kanunlar gereği işi ile ilgisi kesilerek kendisine aylık bağlanmış olan (kimse)
    Örnek: Buraya gelenler hep asker emeklileridir. H. Taner
  3. (en) Retired. retiring. superannuated. pensioner. old age pensioner.
  4. (en) Pensioner. retired. pensioner.
  5. (en) Retired. pensioned. pensionary. pensioner. supperannuated.

emek (nedir ne demek)

  1. Bir işin yapılması için harcanan beden ve kafa gücü
    Örnek: Ücret emeğin karşılığıdır. Anayasa
  2. Uzun ve yorucu, özenli çalışma
    Örnek: Bir darbe benim bütün o uzun emeklerimi sıfıra indirir. H. C. Yalçın
  3. İnsanın bilinçli olarak belli bir amaca ulaşmak için giriştiği hem doğal ve toplumsal çerçevesini hem de kendisini değiştiren çalışma süreci, say.
  4. Belli bir bedel karşılığı üretim sürecinde üretim faktörlerinden biri olarak yer alan beden ve/veya beyin gücü.
  5. Uzun, yorucu ve özenli çalışma.
  6. Bir işin yapılması için harcanan beden ve kafa gücü.
  7. (en) Labor. labour. work. exertion. pain. toil. pains.
  8. (en) Effort. labour. work. labor. endeavour. pains.
  9. (en) Labor. work. trouble. pains. effort. exertion. labour.
  10. (en) Labour, labour

devlet (nedir ne demek)

  1. Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık.
  2. Büyüklük, mevki.
  3. Mutluluk
    Örnek: Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi / Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. Muhibbî
  4. Talih.
  5. Devletin yönetim organları
  6. Sınırları belirli bir yurt ve türe düzeni içinde, ülküdeş insanların topluca ve kamu yararını sağlamak amacıyle örgütlenerek kurdukları ve benzeri topluluklarca bağımsız ve siyasal kişiliği tanınmış birlik.
  7. Büyük mutluluk.
  8. Kut, talih.
  9. Büyük aşama, orun, mevki.
  10. Toprak bütünlüğü ve siyasal örgütü olan bir ulusun oluşturduğu hukuksal varlık.
  11. (en) State. governmental. official. political. state. government. commonweal. commonwealth. the community. polity.
  12. (en) State. government.
  13. (en) Government. state. prosperity. good luck. the collectivity. commonwealth. nation. polity. power.
  14. (en) State, Commonwealth
  15. (fr) Etat

adamı (nedir ne demek)

  1. Bir işi ustalıkla yapan.

adam  US UK (nedir ne demek)

  1. İnsan.
  2. Erkek kişi, kadın karşıtı
    Örnek: İyi bir adam isterse, babası da verirse, varacak. M. Ş. Esendal
  3. Birinin yanında ve işinde bulunan kimse
    Örnek: Kendisi gayet kibirli, öfkeli olduğu için hizmetçileri ve adamları korkarlar. K. Tahir
  4. Birinin yararlandığı, kullandığı kimse
    Örnek: Hemen hepsi para çevrelerinin adamlarıydı. C. Meriç
  5. Birinin sözünü dinleyen, nazını çeken kimse, kayırıcı.
  6. Görevli kimse
    Örnek: Artık şunları toplatsak, dedi, kavasa söyleseniz de bir adam buluverse. R. H. Karay
  7. İyi huylu, güvenilir kimse
    Örnek: Amcam, güngörmüş bir adamdı. R. N. Güntekin
  8. Bir alanda derin bilgisi olan kimse
    Örnek: Bir sanatçının, bilim adamının düşünmek için bol zamana ihtiyacı vardır. H. Taner
  9. Erkek kişi.
  10. İyi yetişmiş, değerli kimse.
  11. İyi huylu, güvenilir kimse.
  12. Birinin yanında ve işinde bulunan kimse.
  13. Bir alanda derin bilgisi olan veya bir alanı benimseyen.
  14. (en) Man. dog. person. employee. guy. fellow. fellow man. bean. bird. bozo. chap. cookie. cooky. cuss. feller. jack. joker. buster. dick. fucker.
  15. (en) Man. dog. person. employee. guy. fellow. fellow man. bean. bird. bozo. chap. cookie. cooky. cuss. feller. jack. joker. buster. dick. fucker. bastard. bloke. bod. gentleman.
  16. (en) The name given in the Bible to the first man, the progenitor of the human race. 'Original sin;' human frailty. street names for methylenedioxymethamphetamine in Judeo-Christian mythology; the first man and the husband of Eve and the progenitor of the human race Scottish architect who designed many public buildings in England and Scotland.
  17. (en) Man. person. individual. a full man. servant. attendant. one's agent / follower. chap. cove. cuss. guy. herbert. johnny. sod. son of a gun. specimen. wight.
  18. (en) İn Judeo-Christian mythology; the first man and the husband of Eve and the progenitor of the human race.
  19. (en) Scottish architect who designed many public buildings in England and Scotland. street names for methylenedioxymethamphetamine.
  20. (en) The first male God created; he and his mate Eve disobeyed God and were expelled from the garden of Eden See Chapter 1 Yahwist Creation Story The Hebrew term adam can variously designate humankind collectively , the first man , or the personal name Adam See Chapter 1.
  21. (en) Robert Adam : eminent architect who designed furniture for the houses he built or re-modelled; famous for his revival of the classical style, based on Ancient Greek and Roman taste, begun in England during the 1760's.
  22. (en) Furniture designed by the 18th-Century English architects Robert and James Adam, in the same Pompeiian classicism which marked their houses Pieces are delicate and slim, and have simple straight lines and restrained ornamentation.
  23. (en) Art Design Architecture and Media. red, a Babylonian word, the generic name for man, having the same meaning in the Hebrew and the Assyrian languages It was the name given to the first man, whose creation, fall, and subsequent history and that of his descendants are detailed in the first book of Moses 'God created man [Heb , Adam] in his own image, in the image of God created he him; male and female created he them '. Name given to first created male in the creation story in Hebrew Scriptures Has been interpreted over the centuries both literally and symbolically.
  24. (en) The style period from 1765-1790 The Adam brothers introduced the neoclassical style in furniture and architecture to England.
  25. (en) First man mentioned in Genesis and thus the paradigm for the human being Adam features in many pseudepigraphic texts of the Second Temple period found at Qumran.
  26. (en) In Genesis, the name Adam literally means 'ruddy,' from the Hebrew for 'red'; it possibly derives from an Akkadian word meaning 'creature ' In the older creation account , Adam is simply 'the man [earthling],' which is not rendered as a proper name until the Septuagint version New Testament writers typically use Adam as a symbol of all humanity See Fall, the. the first human creation.
  27. (en) Scottish brothers Robert and James Adam practiced as architects and designers, employing cabinetmakers, painters, and sculptors to execute their designs. earthborn.
  28. (en) Arrestee Drug Abuse Monitoring System, formerly known as the Drug Use Forecasting program.
  29. (en) Armywide Devices Automated Management System.
  30. (en) Name mean red, earth First man See Adam, Second.
  31. (en) Adam, as first man, is the metaphorical representation of the collective entity who represents all people.
  32. (en) A robo-demon created from other demon parts Click here for a full description.
  33. (en) Area Denial Artillery Munition.
  34. Bir erkek adı
  35. Adem

elde (nedir ne demek)

  1. Çarpma ve toplama işlemlerinde bir sonraki sıranın rakamlarına katılacak olan sayı.
  2. (en) On hand. at hand.
  3. (en) Available. in hand.
  4. (en) Carry. to be in hand.

el  US UK (nedir ne demek)

  1. Kolun bilekten parmak uçlarına kadar olan, tutmaya ve iş yapmaya yarayan bölümüne verilen ad.
    Örnek: El var, titrer durur, el var yumuk yumuk / El var pençe olmuş, el var yumruk. Z. O. Saba
  2. Sahiplik, mülkiyet.
  3. Kez, defa.
  4. İskambil oyunlarında kâğıt atma sırası.
  5. Yönetim, baskı, etki.
  6. Bazı nesne ve araçların tutmaya yarayan bölümü.
  7. Aracı, vasıta.
  8. Yabancı, yakınların dışında kalan kimse
    Örnek: Kâtip benim ben kâtibin el ne karışır! Halk türküsü
  9. Ülke, yurt, il
    Örnek: Çöller, Yemen ellerinden betermiş. A. Gündüz
  10. Halk, ahali.
  11. Oba, aşiret
    Örnek: Kalktı göç eyledi Afşar elleri / Ağır ağır giden eller bizimdir. Dadaloğlu
  12. İnsan ya da maymunlarda tutma organı olarak gelişmiş, avuç içi ve parmaklardan oluşan kolun uç bölgesi.
  13. Enzimle bağlanmış immünosorbent deneyi.
  14. (en) Hand. hand-operated. hand-held. hand. fist. flapper. one shot. other person. fin.
  15. (en) Hand. hands. manual. mitt. paw. range. round. stranger. people. country.
  16. (en) Hand. power. control. assistance. deal. possession. ownership. one shot. alien. grip. move. paw. stock.
  17. (en) Angular distance above the horizon. an electric elevated railway. elevation.
  18. (en) Energy Limiting; Cooper Power Systems' distribution class, direct-connected arrester for crossarm or polemounting applications. elevated railroad NE - born with the name of WO - woe.
  19. (en) The Semitic word for God, found alone or compounded with other terms as names of God ; often found as the theophoric element in personal and place names.
  20. (en) The European basic multiplex rate that carries 30 voice channels in a 256-bit frame transmitted at 2 048 Mbps.
  21. (en) Energy Limiting; arrester for crossarm or polemounting applications.
  22. (en) Electrical System Inoperable.
  23. (en) Executive Level. Short for El Producto cigars 'I contact eleven El's and macs in heaven' -- Nas.
  24. (en) East Indian. The, a definite article, in Spanish. equivalent lot.
  25. (en) Elisp source code file.
  26. (en) G-D, god.
  27. (en) Powerful Unfolding Spirit expands herself from each point in each moment, like a field of flowers on a summer morning She comes from the inside of each Monad out to its peremeter, through the individual. a, one, some, any. the chief god of the Canaanite pantheon; variously known as the father of Baal. Short for El Producto cigars 'I contact eleven El's and macs in heaven' -- Nas.
  28. (en) hand
  29. (en) pud
  30. (en) ELISA
  31. (fr) main
  32. Elevated railway
  33. [el (elevated railroad) ] yol üzerindeki köprüden geçen demiryolu

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük