Nedir ne demek sorularına kısa cevaplar

Ana Sayfa > eli geniş nedir ne demek, eli genişin anlamı

eli geniş nedir

nedir  -  ingilizce  -  fotoğraf  -  web araması  -  bulmaca  -  bis  -  matematik  -  sembol

eli geniş

  1. Geçimi iyi olan, cömert (kimse).

e (nedir)

  1. Aynştaynyum elementinin simgesi.
  2. (e:) Başına getirildiği cümledeki kavrama göre çeşitli tonlar alarak birtakım duygular anlatan bir söz.
  3. (e:) Soru vurgusuyla şaşma ve merak anlatan bir söz.
  4. (e:) Ardından gelecek söz ve davranışları öğrenmek amacıyla soru kavramı taşıyan, bir beklentiyi içeren bir seslenme sözü.
  5. "Öyle ise, öyle olunca, mademki öyle" anlamlarında bir söz.
  6. Bk. ektoplâzmik yüz
  7. 1.Enzim. 2. Glutamik asit. 3.Enerji.
  8. e ne demek (en) The fifth letter of the English alphabet. (sadece ingilizce sonuçlar)
  9. e ne demek (en) E is the third tone of the model diatonic scale.
  10. e ne demek (en) A Latin prefix meaning out, out of, from; also, without.
  11. e ne demek (en) See Ex-. the 5th letter of the Roman alphabet the base of the natural system of logarithms.
  12. e ne demek (en) At. to. unto. upon.
  13. e ne demek (en) A fat-soluble vitamin that is essential for normal reproduction; an important antioxidant that neutralizes free radicals in the body. a radioactive transuranic element produced by bombarding plutonium with neutrons. the cardinal compass point that is at 90 degrees. the base of the natural system of logarithms. the 5th letter of the Roman alphabet.
  14. Ingiliz alfabesinin beşinci harfi.
  15. I. zayıf not

geniş (nedir)

  1. Eni çok olan, enli, vâsi
    Örnek: Geniş, bomboş bir taşlığın serin, rutubetli küf kokusu duyuldu. P. Safa
  2. Alanı büyük olan, dar karşıtı
    Örnek: Bu ağaç, bir geniş bostan duvarının dış tarafında idi. O. C. Kaygılı
  3. Bol (elbise).
  4. Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın.
  5. Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat
    Örnek: Besbelli geniş, olabildiğince umursamaz görünmek istiyordu. A. İlhan
  6. Çok.
  7. geniş ne demek (en) Wide. broad. capacious. vast. extensive. comprehensive. obtuse. extended. large. open. roomy. spacious. walk-in. ample. commodious. cosmic. cosmical. expansive. full. splay. broadly. (sadece ingilizce sonuçlar)
  8. geniş ne demek (en) Ample. broad. catholic. comprehensive. cosmic. expansive. large. roomy. sizable. spacious. voluminous. wide.
  9. geniş ne demek (en) Wide. extensive. spacious. vast. wide. broad. carefree. ample. broad. commodious. expansive. immense. large. volumed.

geçim (nedir)

  1. Geçinme işi, geçinme araçları, geçinme, maişet.
  2. Anlaşma, uyum.
  3. Eskiden, düşman silahlarının etkisinden korumak için atlara giydirilen zırh.
  4. Yaşamak için gerekli araçları sağlama işi. krş.geçim darlığı
  5. geçim ne demek (en) Bread and butter. living. bread. livelihood. keep. upkeep. subsistence. sustentation. getting along. (sadece ingilizce sonuçlar)
  6. geçim ne demek (en) Bread. keep. livelihood. living. subsistence. support. compatibility. maintenance. bread and butter. getting on with somebody. harmony.
  7. geçim ne demek (en) Livelihood. a living. harmony. bread. concord. daily bread. support. sustenance. sustentation.
  8. geçim ne demek (en) Living, cost of living

iyi (nedir)

  1. İstenilen, beğenilen nitelikleri taşıyan, beğenilecek biçimde olan, kötü karşıtı
    Örnek: Bir aralık iyi fal bildiğimi haremde duyurdum. F. R. Atay
  2. Bol, yararlı, kazançlı.
  3. Çok.
  4. Uğurlu, hayırlı, iyilik getiren.
  5. Esen, sağlıklı.
  6. Yerinde, uygun.
  7. Yeterli, yetecek miktarda olan
    Örnek: Annemin simasını şimdi iyi hatırlayamıyorum. Y. K. Beyatlı
  8. Öğrencinin değerlendirilmesinde kullanılan orta ile pekiyi arasındaki not.
  9. 1- (Geniş anlamında) a. İşe yarar, ereğine, özüne uygun, doğru yapılmış; doğasına uygun. b. İstenmeğe değer olan. c. Değere yönelmiş, değere ilişkin, değerle belirlenmiş, değerli. 2- Ahlâkın ve ahlâk felsefesinin temel kavramı: Ahlaksal değer; ahlaksal olanın olumlu ana niteliğini gösteren özel kavram; ahlâkça değerli olan (karşıt kavramı: kötü). Ahlâk felsefesinde şu anlamlarda kullanılır: a. (Skolastikte) Tanrı'nın istemiş olduğu dünyadaki varlık düzeni ile uyum. b. (Kant'ta) İstencin, içerik bakımından değil de, yalnızca ahlâk yasasınca belirlenmiş olan biçimsel niteliği. 3- Somut kişi ya da edim değeri. // İyi, değerler düzeninde yüksek değerleri seçmede ortaya çıkar. Buna karşılık kötü, aşağı değerlerin yeğ tutulmasında kendini gösterir. Ayrıca: "Yararlı olaniyidir." (yararcılık) ya da "Haz vereniyidir." (hazcılık) görüşleri.
  10. iyi ne demek (en) Good. fine. fair. well. all right. alright. great. okay. ok. sound. agreeable. comfortable. decent. well enough. gratifying. happy. just. kind. o.k. well. fine. decently.
  11. iyi ne demek (en) Bonny. decent. fine. good. goodish. likely. nice. okay. passable. pretty. right. salubrious. well. suitable. fair. all right!. ok!.
  12. iyi ne demek (en) Good. well. plentiful. abundant. in good health. bonny. decent. fine. okay. pretty. right.
  13. iyi ne demek (en) Good
  14. iyi ne demek (fr) Bien
  15. iyi ne demek (la) Bonus


BİS
Başında, içinde, sonunda "eli geniş" geçen kayıtlar (hepsine bakın)




Hakkında  -  İletişim  -  Yasal Konular  -  Son Eklenenler  -  Araçlar

© Nedir Ne Demek, 28.0.851
Bunları kaçırmayın!