|
eleman
-
Öge, unsur.
-
Bir toplulukta çalışan insanların her biri
Örnek:
İşimizde örnek ve kusursuz bir eleman olacağız. H. Taner
-
Kümeye ait varlıklardan her biri.
-
Bk. bölme
-
Element. component. factor. personnel. rmployee. staff member.
-
Element. staff member. employee. worker. component.
-
Component. element. staff member. part. primary matter.
-
Salon, oda, sofa vb. büyük bir yerden ayrılmış daha küçük yer
Örnek:
Gözlerimi tabağıma eğmiş bir vaziyetteyim ama, telefon bölmesini âdeta bakmadan görüyorum. R. H. Karay
-
Büyük bir yeri, alanı küçük oda veya kısımlara ayıran ince duvar veya tahta perde
Örnek:
Vagonun birine binip bölmelerden birine yerleşti. M. Ş. Esendal
-
Kalın ağaç gövdesinden odun veya tekne yapmak için ayrılan tomruk.
-
Gemilerin içinde, su baskını, yangın vb. durumlarda, ara kapılar kapandığında arızanın veya hasarın yayılmasını önlemek için kullanılan birbirlerinden ayrılmış yerler.
-
Cins kavramlarını tür, alt tür kavramlarına ayırma işi.
-
Dört işlemden biri, taksim.
-
Bölmek işi, ayırma, parçalama, taksim.
-
Bezlerin lopları arasındaki duvar, iki boşluğu ayıran duvar.
-
Meyvelerde mantar hiflerinde, mercanlarda, kalpte, burunda, dilde ve odalı kabuklarda görülen duvar. Perde, septum.
-
Akımsaklarda iki voltluk elektrik gücü taşıyan bölümlerden her biri.
-
Durak sistemli ahırlarda duraklar arasında bulunan, durakları birbirinden ayıran yapılar.
-
Dividing. divisional. division. partition. splitting. dividing wall. screen. curtain. screening. section. compartment. closet. bay. chamber. fraction. hatch. hatchway. repartition. septum.
-
Bay. compartment. division. partition. screen.
-
Compartment. partition. screen. splitting. divison. dividing wall. bulkhead. dividing. separation. sectioning. severing. cutting. fission. pitch. side. index. panel. component. parcellation. panelling. cell. stall. pane. cabin. resolution. niche. bo.
-
septum
-
cell
-
partition
-
septum
-
Septum, Scheidewand
-
Bateriezelle, Zelle
-
septum
-
Septum, séparatrice
-
élément
-
Septum: ayırma
-
septum
-
Birleşik bir şeyi oluşturan basit şeylerden her biri, unsur, eleman.
-
Başka şeylerin kendisinden türediği ilk madde, ilke, unsur.
-
Bir cümleyi oluşturan özne, yüklem, tümleç vb. birimlerden her biri.
-
Bir sınıf veya bir topluluğun bireylerinden her biri
Örnek:
O savaşı başarıya ulaştıran en kuvvetli öge, ne yabancıdan gördüğümüz yardım ne de bugünkü özel girişimcilerin gayretleridir. N. Cumalı
-
[OGE] n. element, factor, unit, component, constituent
-
Öge
Örnek:
Hiçbir millet, milletimizden daha çok yabancı unsurların inanç ve âdetlerine riayet etmemiştir. Atatürk
-
Bk. bölme
-
Element. fact. ingredient.
-
Element. component öğe. eleman.
-
Element. component. factor. integral. item. primary matter. staple.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|