|
elektrik alanı
-
Bir elektrik yükü çevresinde elektriksel kuvvetlerin etki gösterdiği bölge. Alan artı birim yüke etkiyen kuvvetle ölçülür.
-
Elektrik yükleri nedeniyle oluşan ve içindeki herhangi bir noktada bulunan yükün etki altında kaldığı uzay parçası.
-
Electric field
-
Elektrisches Feld
-
Champ électrique
-
Maddenin elektron, pozitron, proton vb. parçacıklarının hareketleriyle ortaya çıkan enerji türü.
-
Bu enerjinin gündelik hayatta kullanılan biçimi.
-
Bu enerjiden elde edilen aydınlanma.
-
Fiziğin, elektrik olaylarını inceleyen kolu.
-
Çarpıcılık, cazibe, canlılık
Örnek:
Ufak tefek ama şimdiden elektriği öbürkülerden başka, yırtıkça bir kız var içlerinde. H. Taner
-
Elektrikle çalışan.
-
Duruk ya da devinenelektrik yüklerinin yol açtığı tüm görüntüleri inceleyen doğabilim dalı.
-
Yükünün yol açtığı bütün olaylar için kullanılan genel terim.
-
İki nesnenin birbirine sürtünmesiyle, sıkıştırma gibi herhangi bir mekanik etki sırasında, ısının kimi örütler, ışığın kimi özdekler üzerindeki etkisiyle ya da ayrı potansiyelli iki özdek arasında oluşan ve etkisini çekme, itme, mekanik, kimyasal, ısıl vb. olaylar biçimin de gösteren erke türü.İng.: electricity Fr.: électrique Alm.: Elektrizität
-
electricity
-
Electric. electrical. electricity. juice.
-
Cable. electricity. power. electric. electrical.
-
Electricity. electric. electrical. appraisal for fixing of utility rates. long-term bonds. public-utility company. customer's costs. juice. public utilities. utility stock.
-
Elektrizität
-
Électrique, électricité
-
électricité
-
Karışık renkli, çok renkli, alaca.
-
Açık kestane renginde olan, ela (göz).
-
Kekliğin boynundaki siyah halka.
-
Alabalık.
-
İyi, pekiyi
Örnek:
Beni Konya Lezzet Lokantasına götürdü, âlâ bir öğle yemeği çekti. H. E. Adıvar
-
bk.Alanin
-
Kanat.
-
Colourful. speckled. light brown. trout alabalık.
-
A winglike organ, or part. a wing of an insect a flat wing-shaped process or winglike part of an organism; 'the alae of the nose'; 'the alae of a maple seed'; 'the flat petals of a pea blossom are alae'.
-
Variegated. light brown.
-
American Library Association; founded in 1876 to promote library service and librarianship; national conferences are held each year in different parts of the country; American Libraries, published monthly by ALA, provides library related information on a national level.
-
American Library Association Established in 1876.
-
The American Library Association; professional organization for librarians, and the oldest professional library organization in the world.
-
The American Library Association This is the national organization for all types of libraries Based in Chicago, it sponsors on going training and research for the profession, publications, annual conferences for staff and trustees and lobbies at the national level The Library has an institutional membership.
-
Association of Local Authorities Now part of the LGA.
-
American Lung Association.
-
A 'wing', used to describe a Roman auxiliary cavalry unit.
-
The nasal skin that forms the outside of the nostril.
-
Activism Lobbying and Advocacy.
-
Outer side of the nostril.
-
Alabama. a flat wing-shaped process or winglike part of an organism; 'the alae of the nose'; 'the alae of a maple seed'; 'the flat petals of a pea blossom are alae'. a wing of an insect.
-
[ala] prep. according to, in the style of (French)
-
ala
-
Adana Anadolu Lisesi, Adana merkez Seyhan İlçesinde Kurttepe Köyü'nde bulunan lise
-
Ala, kanada benzeyen yapı; kanat
-
Vücutta glukoz metabolizmasında kullanılan bir amino asit olan ve karbonhidratlardan enerji üretiminde katkı sağlayan, sembolü Ala ve A olan alifatik ve hidrofobik yan zincirli esansiyel olmayan amino asit.
-
[Alanin (der) ] n. alanine, amino acid
-
alanine
-
Araba, hayvan vb.nin taşıdığı şeylerin hepsi
Örnek:
Çölde yük götüren vasıta develer, insan taşıyan vasıta hecinlerdir. F. R. Atay
-
Bir şeyin ağırlığı.
-
Araba, hayvan vb.nin taşıyabildiği miktar.
-
Eşya.
-
Birinin üzerine almak zorunda kaldığı ağır görev.
-
Tedirginlik veren şey, engel.
-
Bir cismin yüzeyinde biriken elektrik miktarı.
-
Yüz bin kuruşluk mal veya tutar
Örnek:
Mademki öyledir, bir yük getirip satan herkes iki akçe versin. T. Buğra
-
1- Bir özdeğin ya da bir ortamın eksicik önelcik dengesinin bozulması ile oluşan elektriklik hali. 2 Bir elektrik çevriminin ya da bir işlergenin güç çıktısı.
-
1- Bir özdeğin ya da bir ortamın eksicik önelcik dengesinin bozulması ile oluşan elektriklik hali. 2 Bir elektrik çevriminin ya da bir işlergenin güç çıktısı.
-
Bir yoğunlaç ya da akımsaklar üzerinde toplanmış erke.
-
Sumpter. bulk. burden. cargo. charge. encumbrance. fardel. freight. goods. haul. impedimenta. imposition. impost. incident. lading. load. loading. onus. plummet. shipment. stowage. strain. tax. weight.
-
Cargo. freight. goods. load. onus. tax. weight.
-
Brunt. burden. cargo. charge. encumbrance. freight. freightage. imposition. load. loading. lug. millstone. plummet. tax. weight.
-
1-charge, 2- load
-
charge
-
Ladung
-
1-Ladung, 2- Belastung
-
charge
-
Elektrikle ilgili, elektiriğe bağlı.
-
electrical.
-
Electric. electrical.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|