Yazar Ol - Yazar GiriÅŸi
NND Sözlük
Ana Sayfa > elektrik çarpması nedir, elektrik çarpması ne demek, elektrik çarpmasıın anlamı, ingilizcesi (elektrik çarpması nnd)

elektrik çarpması nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






elektrik çarpması

  1. Canlının akım geçen tele dokunması sonunda şiddetle sarsılması veya ölmesi.
  2. (en) Electric shock. electrocution.

elektrik (nedir ne demek)

  1. Maddenin elektron, pozitron, proton vb. parçacıklarının hareketleriyle ortaya çıkan enerji türü.
  2. Bu enerjinin gündelik hayatta kullanılan biçimi.
  3. Bu enerjiden elde edilen aydınlanma.
  4. Fiziğin, elektrik olaylarını inceleyen kolu.
  5. Çarpıcılık, cazibe, canlılık
    Örnek: Ufak tefek ama şimdiden elektriği öbürkülerden başka, yırtıkça bir kız var içlerinde. H. Taner
  6. Elektrikle çalışan.
  7. Duruk ya da devinenelektrik yüklerinin yol açtığı tüm görüntüleri inceleyen doğabilim dalı.
  8. Yükünün yol açtığı bütün olaylar için kullanılan genel terim.
  9. İki nesnenin birbirine sürtünmesiyle, sıkıştırma gibi herhangi bir mekanik etki sırasında, ısının kimi örütler, ışığın kimi özdekler üzerindeki etkisiyle ya da ayrı potansiyelli iki özdek arasında oluşan ve etkisini çekme, itme, mekanik, kimyasal, ısıl vb. olaylar biçimin de gösteren erke türü.İng.: electricity Fr.: électrique Alm.: Elektrizität
  10. (en) electricity
  11. (en) Electric. electrical. electricity. juice.
  12. (en) Cable. electricity. power. electric. electrical.
  13. (en) Electricity. electric. electrical. appraisal for fixing of utility rates. long-term bonds. public-utility company. customer's costs. juice. public utilities. utility stock.
  14. (al) Elektrizität
  15. (fr) Électrique, électricité
  16. (fr) électricité

çarpma (nedir ne demek)

  1. Kuyu çengeli biçiminde beş kollu büyük olta iğnesi.
  2. Dört işlemden biri, çarpmak işlemi, darp.
  3. Alaturka müzikte temel notaların arasına sıkıştırılmış ve usulü bozmayan, tek perdelik küçük fazlalık.
  4. Çarpmak işi
    Örnek: Ayşe'nin yüreği daha hızlı çarpmaya başladı. Ö. Seyfettin
  5. Duruşu değiştirmeden sıçrama ve iki ayağı birbirine çarptırma.
  6. (en) Beat. blip. brunt. percussion. lash. stroke. impact. bump. multiplication.
  7. (en) Bump. impact. impingement. percussion. shock. strike. stroke. blow. multiplication. five pointed fishing hook. beaten.
  8. (en) İmpulse. multiplication. percussion. strike. stroke. hitting. collision. hit. pulsation. impingement. impulsion. thrust. impact. dash. whipping. shock. concussion. patter. beating. batter. splashing. splash. slam. knock. knocking. clashing. stolen. bump.
  9. (en) battu
  10. (en) jolt
  11. (fr) Pas battu

canlı (nedir ne demek)

  1. Canı olan, diri, yaşayan
    Örnek: Bütün canlıların kendilerini yarı baygın, uykulu, hareketsiz bir tembelliğe bıraktıkları saatler başlamıştı. N. Cumalı
  2. Güçlü, etkili, hareketli, hayat dolu
    Örnek: Recep çok canlı bir adamdı. S. F. Abasıyanık
  3. Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan.
  4. yayın.
  5. Canlı yayın.
  6. (en) Alive. live. living. animate. active. lively. fresh. full of life. snappy. glowing. breezy. spirited. vivacious. humming. in the flesh. animated. beany. bright. brisk. bustling. colorful. colourful. corky. crisp. crispy. dashing. dewy. driving. exhil.
  7. (en) Active. alive. animate. bouncy. breezy. bright. brisk. colourful. dashing. frisky. gay. jaunty. keen. live. lively. living. lusty. picturesque. prismatic. racy. rich. skittish. snappy. spirited. sporty. sprightly. spry. swinging. thing. vibrant. vital. vivacious. vivid. walking.
  8. (en) Live. alive. animated. brisk. fresh. lively. living. animate. living creature. active. vigorous. strong. moving. quick. dynamic. mobile. kinetic. alert. breezy. chippy. coloured. colourful. dapper. dashing. dramatic. eager. frisky. graphic. in high spirit.
  9. (en) Rich, saturated

akım(nedir ne demek)

  1. Akma iÅŸi.
  2. Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan
    Örnek: Gecenin hummalı sessizliği kulaklarında yüksek voltajlı bir elektrik akımı gibi vınlıyordu. A. İlhan
  3. Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, cereyan tarz.
  4. Debi.
  5. Bir akarsuyun herhangi bir kesiminde saniyede geçirdiği suyun oylumu : m3/sn.
  6. Bir iletken özdek içinde özgür eksiciklerin, eksi ve artı üşerlerin elektriksel alan etkisi ile akışları.
  7. Bir iletken boyunca elektronların deviniminden oluşan durum.
  8. (en) Electric current
  9. (en) Current. trend. flow. stream. movement. rheo-.
  10. (en) Stream. trend. current cereyan. movement cereyan. tarz.
  11. (en) Current. stream. trend. movement. flow. idea that is gaining ground.
  12. (en) flowvolume
  13. (en) current
  14. (al) Elektrischer Strom, Strom
  15. (al) Strom
  16. (fr) Courant électrique
  17. (fr) débit
  18. (fr) courant

reklamlar



Bunları Kaçırmayın



Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletiÅŸim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük