Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > elden çıkarmak nedir, elden çıkarmak ne demek (elden çıkarmak nnd)

elden çıkarmak nedir, elden çıkarmak ne demek?

elden çıkarmak

  1. 1) bir şeyin sahipliğini başkasına geçirmek, satmak: “Eskilerden bir kısmını yok pahasına elden çıkarmak gerekecek.” -H. Taner. 2) yitirmek: “Sanki o, kaçırdığım, elden çıkardığım bir fırsattı.” -N. F. Kısakürek.
  2. (en) Sell out, sell off.

elden (nedir ne demek)

  1. Aracısız olarak.
  2. Birinin aracılığıyla.
  3. (en) By hand.

çıkarmak (nedir ne demek)

  1. Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak
    Örnek: Cebinden maroken kaplı bir defter çıkardı. Ö. Seyfettin
  2. Sonunu getirmek.
  3. Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek.
  4. Bulmak, ortaya koymak.
  5. Hatırlamak
    Örnek: Adamı nereden tanıdığımı tam olarak çıkarmaya çalıştım. N. Cumalı
  6. Döküntülü hastalığa tutulmak.
  7. Çok hoşlanmak
    Örnek: Lezzetini çıkara çıkara hikâyesine devam ediyordu. R. H. Karay
  8. Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek.
  9. (en) Belch.
  10. (en) Dislocate.
  11. (en) Put off.
  12. (en) Tide over.
  13. (en) Uncase.
  14. (en) Pay off.
  15. (en) Wreak.
  16. (en) Enact.
  17. (en) Take out.
  18. (en) Deduct.
  19. (en) Subtract.
  20. (en) Remove.
  21. (en) Divest.
  22. (en) Throw out.
  23. (en) Displace.
  24. (en) Exclude.
  25. (en) Make out.
  26. (en) Eliminate.
  27. (en) Unfix.
  28. (en) Expel.
  29. (en) Extract.
  30. (en) Doff.
  31. (en) Bring out.
  32. (en) Publish.
  33. (en) Print out.
  34. (en) Bare.
  35. (en) Blank.
  36. (en) Bruit about.
  37. (en) Delete.
  38. (en) Derive.
  39. (en) Disconnect.
  40. (en) Dislodge.
  41. (en) Dismantle.
  42. (en) Draw off.
  43. (en) Draw.
  44. (en) Abstract.
  45. (en) Cast.
  46. (en) Discharge.
  47. (en) Disengage.
  48. (en) Drop.
  49. (en) Excite.
  50. (en) Omit.
  51. (en) Poke.
  52. (en) Shed.
  53. (en) Slip.
  54. (en) Sprout.
  55. (en) To take out.
  56. (en) To put out.
  57. (en) To get out.
  58. (en) To get off.
  59. (en) To extract.
  60. (en) To abstract.
  61. (en) To mine.
  62. (en) To take off.
  63. (en) To remember.
  64. (en) To place anımsamak.
  65. (en) Hatırlamak.
  66. (en) To find.
  67. (en) To find out.
  68. (en) To discover.
  69. (en) To make out.
  70. (en) To figure out.
  71. (en) To get.
  72. (en) To dislodge.
  73. (en) To remove gidermek.
  74. (en) To expel.
  75. (en) To dismiss.
  76. (en) To excrete.
  77. (en) To omit.
  78. (en) To leave out.
  79. (en) To cross sth out.
  80. (en) To cross sth off.
  81. (en) To delete.
  82. (en) To dislocate.
  83. (en) To displace.
  84. (en) To publish.
  85. (en) To get sth out yayımlamak.
  86. (en) To produce.
  87. (en) To bring out.
  88. (en) To emit.
  89. (en) To send out.
  90. (en) To exhale.
  91. (en) To give sth off.
  92. (en) To cause.
  93. (en) To raise neden olmak.
  94. (en) Yol açmak.
  95. (en) To issue.
  96. (en) To subtract tarh etmek.
  97. (en) To deduct.
  98. (en) To eliminate.
  99. (en) To vomit.
  100. (en) To bring sth up.
  101. (en) To throw up.
  102. (en) To spew.
  103. (en) To offer sunmak.
  104. (en) To have.
  105. (en) To play by ear.
  106. (en) To cut.
  107. (en) To stick sth out.
  108. (en) To get through to sb.
  109. (en) To remove.
  110. (en) To raise.
  111. (en) To derive.
  112. (en) To deduce.
  113. (en) To decipher.
  114. (en) To subtract.
  115. (en) To work off one's anger on.

geçirmek (nedir ne demek)

  1. Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak.
  2. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek
    Örnek: Kalanımızı peşine takarak Murat suyunun karşı kıyısına geçirdi. K. Bilbaşar
  3. Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek.
  4. Tespit etmek, yazmak, kaydetmek
    Örnek: Merkez, kadının dosyasına vefat kaydını geçirdi. R. H. Karay
  5. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak
    Örnek: Yem torbalarını hayvanların boyunlarına geçirdikten sonra arkadaşına sordu. O. C. Kaygılı
  6. Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek.
  7. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak
    Örnek: Kocan için geceyi evden dışarıda geçirmek fırsatını sen kendin temin et. H. C. Yalçın
  8. Giymek, giyinmek
    Örnek: Sırtına pembe, kolları tamamen çıplak bir bluz geçirmişti. S. F. Abasıyanık
  9. (en) See smb.
  10. (en) To the door.
  11. (en) Make pass.
  12. (en) Have.
  13. (en) İnfect.
  14. (en) Know.
  15. (en) Spend.
  16. (en) Treat.
  17. (en) Undergo.
  18. (en) To infect sb to slip on.
  19. (en) Migrate.
  20. (en) To pass.
  21. (en) Get over.
  22. (en) Post.
  23. (en) Outstay.
  24. (en) Spend, pass away, put in, work out.
  25. (en) Reach.
  26. (en) Wile away.
  27. (en) Show smb.
  28. (en) Pass.
  29. (en) Carry.
  30. (en) Transfer.
  31. (en) Transmit.
  32. (en) See off.
  33. (en) Bash.
  34. (en) Come through.
  35. (en) Communicate.
  36. (en) Conduct.
  37. (en) Dot smb.
  38. (en) Extrude.
  39. (en) Fetch.
  40. (en) Get through.
  41. (en) Pass on.
  42. (en) Scarf.
  43. (en) Screw.
  44. (en) Slip.
  45. (en) Spin out.
  46. (en) Stick.
  47. (en) Swipe.
  48. (en) Take in.
  49. (en) Under.
  50. (en) To fit.
  51. (en) To fix.
  52. (en) To insert.
  53. (en) To enter.
  54. (en) To register.
  55. (en) To undergo.
  56. (en) To get over.
  57. (en) To see sb off.
  58. (en) To screw.
  59. (en) To let to pass.

satmak (nedir ne demek)

  1. Bir değer karşılığında bir malı alıcıya vermek
    Örnek: Geniş arazisini parselleyip sattı. T. Buğra
  2. Kendinde olmayan bir şeyi var gibi göstermek, taslamak
    Örnek: Onun yerinde kim olsa bu kadar azamet satardı. P. Safa
  3. Bir kimse, kendini veya başkasını olduğundan daha önemli, yetkili ve değerli göstermek
    Örnek: Herhâlde beni de satmasını bilmiş olacaktı ki, hatırlılar masasında ehemmiyetli bir adam gibi karşılandım. R. N. Güntekin
  4. Bir çıkar karşılığında bir şeyi gözden çıkarmak, feda etmek.
  5. Bir yolunu bularak birinden ayrılmak.
  6. (Tul.): Bir jestin, bir mimiğin, bir tümcenin, bir bölümcüğün altını çizmek, vurgulayıp belirtmek.
  7. (en) Unload.
  8. (en) Sell.
  9. (en) Market.
  10. (en) Dispose of.
  11. (en) Offload.
  12. (en) Push off.
  13. (en) Resell.
  14. (en) Flog.
  15. (en) Realize.
  16. (en) To effect on sale.
  17. (en) To conclude a sale.
  18. (en) To put on a show of.
  19. (en) To affect.
  20. (en) Give the game away.
  21. (en) Sell smb. down the river.
  22. (en) Vend.
  23. (en) Trade.
  24. (en) To sell.
  25. (en) To pretend.
  26. (en) To flog.
  27. (en) To get rid of.
  28. (en) To choke off.
  29. (en) To dispose of sb/sth.
  30. (en) To sell sb out.
  31. (en) To deal in.
  32. (en) To assume.
  33. (en) To vaunt.
  34. (en) Dispose.
  35. (en) Flag.
  36. (en) Flog off.
  37. (en) Handle.
  38. (en) Trade off.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.013