NND Sözlük

Ana Sayfa > el tası nedir, el tası ne demek (el tası nnd)

el tası nedir, el tası ne demek?

el tası

  1. El, yüz yıkanırken su dökünmek veya içinde sabunlu su hazırlanıp el temizlemekte kullanılan tas.
  2. (en) Finger bowl.

el   US UK (nedir ne demek)

  1. Kolun bilekten parmak uçlarına kadar olan, tutmaya ve iş yapmaya yarayan bölümüne verilen ad.
    Örnek: El var, titrer durur, el var yumuk yumuk / El var pençe olmuş, el var yumruk. Z. O. Saba
  2. Sahiplik, mülkiyet.
  3. Kez, defa.
  4. İskambil oyunlarında kâğıt atma sırası.
  5. Yönetim, baskı, etki.
  6. Bazı nesne ve araçların tutmaya yarayan bölümü.
  7. Aracı, vasıta.
  8. Yabancı, yakınların dışında kalan kimse
    Örnek: Kâtip benim ben kâtibin el ne karışır! Halk türküsü
  9. Ülke, yurt, il
    Örnek: Çöller, Yemen ellerinden betermiş. A. Gündüz
  10. Halk, ahali.
  11. Oba, aşiret
    Örnek: Kalktı göç eyledi Afşar elleri / Ağır ağır giden eller bizimdir. Dadaloğlu
  12. İnsan ya da maymunlarda tutma organı olarak gelişmiş, avuç içi ve parmaklardan oluşan kolun uç bölgesi.
  13. Enzimle bağlanmış immünosorbent deneyi.
  14. (en) The Semitic word for God, found alone or compounded with other terms as names of God ; often found as the theophoric element in personal and place names.
  15. (en) The European basic multiplex rate that carries 30 voice channels in a 256-bit frame transmitted at 2 048 Mbps.
  16. (en) Energy Limiting; arrester for crossarm or polemounting applications.
  17. (en) Electrical System Inoperable.
  18. (en) Elisp source code file.
  19. (en) G-D, god.
  20. (en) Pud.
  21. (en) Elisa.
  22. (en) Elixir.
  23. (en) Hand.
  24. (en) Hand-Operated.
  25. (en) Hand-Held.
  26. (en) Fist.
  27. (en) Flapper.
  28. (en) One shot.
  29. (en) Other person.
  30. (en) Hands.
  31. (en) Manual.
  32. (en) Mitt.
  33. (en) Range.
  34. (en) Round.
  35. (en) Stranger.
  36. (en) People.
  37. (en) Country.
  38. (en) Power.
  39. (en) Control.
  40. (en) Assistance.
  41. (en) Deal.
  42. (en) Possession.
  43. (en) Ownership.
  44. (en) Alien.
  45. (en) Grip.
  46. (en) Move.
  47. (en) Stock.
  48. (en) Angular distance above the horizon.
  49. (en) An electric elevated railway.
  50. (en) Elevation.
  51. (en) Energy Limiting; Cooper Power Systems' distribution class, direct-connected arrester for crossarm or polemounting applications.
  52. (en) Elevated railroad NE - born with the name of WO - woe.
  53. (en) Executive Level.
  54. (en) Short for El Producto cigars 'I contact eleven El's and macs in heaven' -- Nas.
  55. (en) East Indian.
  56. (en) The, a definite article, in Spanish.
  57. (en) Equivalent lot.
  58. (en) Powerful Unfolding Spirit expands herself from each point in each moment, like a field of flowers on a summer morning She comes from the inside of each Monad out to its peremeter, through the individual.
  59. (en) A, one, some, any.
  60. (en) The chief god of the Canaanite pantheon; variously known as the father of Baal.
  61. (fr) Main
  62. Elevated railway
  63. [el (elevated railroad) ] yol üzerindeki köprüden geçen demiryolu

ta   US UK (nedir ne demek)

  1. Dek, değin, kadar, beri vb. edatlarla birlikte kullanılarak bir fiilin, bir hareketin, bir yerin, bir şeyin başladığı veya sona erdiği noktayı, zaman ve uzaklık bakımından abartmalı bir biçimde anlatan bir söz
    Örnek: Ta karşıda büyük annenin evine kadar götürdüler. Y. K. Beyatlı
  2. Tantal elementinin simgesi.
  3. (en) To take.
  4. (en) Hard gray lustrous metallic element that is highly corrosion-resistant; occurs in niobite and fergusonite and tantalite.
  5. (en) Tas are usually graduate students who help teach recitations and laboratories in their major area.
  6. (en) Terminal AdapterISDN hardware with serial data interface.
  7. (en) Terminal Adapter Connecting equipment between the Terminal Equipment and the phone, e g a PCM/CIA card A TA may contain a phone book.
  8. (en) Teaching Assistant, usually a graduate student, who leads undergraduate tutorials or seminars.
  9. (en) Total Average.
  10. (en) Travel Authorization Travel order that shows authorization for TDY travel or other official travel, provides a 'should cost' estimate.
  11. (en) Teaching Assistant A graduate student who assists a faculty member to grade homework and supervise undergraduate laboratories A TA is not permitted to teach a course at UT.
  12. (en) These graduate students assist faculty members with courses In some cases, they may teach a course.
  13. (en) Territorial Army.
  14. (en) Technical Arrangement/Tasking Authority.
  15. (en) Adapter to connect client devices to ISDN services.
  16. (en) French maker of cranks, chainrings and pedals.
  17. (en) Translation Aids.
  18. (en) Until.
  19. (en) Even as far as.
  20. (en) Ever since.
  21. (en) From way back.
  22. (en) Date back to.
  23. (en) Terminal Adapter.
  24. (en) An ISDN-compatible device that converts non-ISDN transmission to ISDN transmission See also TE.
  25. (en) Technical Assessment.
  26. (en) Test alert 2 terminal adapter.
  27. (en) Teaching Assistant.
  28. (en) Tension by applanation TOV transcient obscuration of vision.
  29. (en) Travel Agent.
  30. (en) Abbr Test Access.
  31. Teşekkürler! (brit.)
  32. (tantalum) i. tantalyum, nadir bulunan metalik element (Kimya)

yüz (nedir ne demek)

  1. Doksan dokuzdan sonra gelen sayının adı.
  2. Bu sayıyı gösteren 100, C rakamlarının adı.
  3. On kere on, doksan dokuzdan bir artık.
  4. Kere, kat vb. kelimeler ile birlikte kullanılarak yapılan işin çokluğunu abartılı bir biçimde anlatan söz
  5. Başta, alın, göz, burun, ağız, yanak ve çenenin bulunduğu ön bölüm, sima, çehre, surat
    Örnek: Bir güzel çocuk yüzüyle gülümsüyor. S. F. Abasıyanık
  6. Kesici araçlarda keskin kenar.
  7. Bir kumaşın dikiş sırasında dışa getirilen gösterişli bölümü.
  8. Yorgana ve yastığa geçirilen kılıf.
  9. Bir şeyin görünen bölümünde kullanılan kumaş.
  10. Birinin görülegelen veya umulan hoşgörürlüğüne güvenilerek gösterilen cüret.
  11. Nedeniyle, sebebiyle
    Örnek: Bu yüzden Fuat Köprülü ile çatışmaya başlamışlardı gazetelerde. Y. Z. Ortaç
  12. Yüzey, satıh.
  13. (Mimarlık) Bir yapının dışa bakan düşeyyüzeylerinin tümü. Örn. önyüz, yanyüz, arkayüz gibi.
  14. Bk. yan
  15. (en) Side.
  16. (en) Façade.
  17. (en) Surface.
  18. (en) İmpudence.
  19. (en) Aspect.
  20. (en) Favour.
  21. (en) Mush.
  22. (en) Facial.
  23. (en) Facade, front.
  24. (en) Hundred.
  25. (en) Obverse.
  26. (en) Cast of features.
  27. (en) Countenance.
  28. (en) Dial.
  29. (en) Face.
  30. (en) Front.
  31. (en) Frontispiece.
  32. (en) Kisser.
  33. (en) Mien.
  34. (en) Phiz.
  35. (en) Physiognomy.
  36. (en) Puss.
  37. (en) Snoot.
  38. (en) Visage.
  39. (en) Hecto-.
  40. (en) Cheek.
  41. (en) Reverse.
  42. (en) Yüz the right side.
  43. (fr) Façade

dökünmek (nedir ne demek)

  1. Kendi üstüne dökmek.
  2. Rahat bir kıyafet giymek.
  3. (en) /y/ to throw (water) over oneself, douse oneself (with water).

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)



Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.014