|
eksik
-
Bir bölümü olmayan, noksan, natamam.
-
Mükemmel olmayan, kusurlu, muallel, sakat.
-
Az
Örnek:
Arada can sıkıntısından doğma kavgalar da hiç eksik değil... R. N. Güntekin
-
İhtiyaç duyulan şey
Örnek:
Aklı sıra bu eksiğini biraz olsun doldurmaya çalışıyor. H. Taner
-
Deficient. lacking. defective. incomplete. insufficient. short. missing. wanting. less. minus. imperfect. inadequate. incommensurate. incompetent. lame. ragged. scrimp. scrimpy. shy. sketchy. skimp. skimpy. short. out. deficiency. shortfall. gappy. m.
-
Deficient. lacking. defective. incomplete. insufficient. short. missing. wanting. less. minus. imperfect. inadequate. incommensurate. incompetent. lame. ragged. scrimp. scrimpy. shy. sketchy. skimp. skimpy. out. deficiency. shortfall. gappy. m. faulty. fragmentary. shortage. shortcoming. spotty.
-
Missing. absent. defective. deficient. incomplete. lacking. wanting. imperfect competition. imperfect. imperfect title. inadequate. insufficient. lame. meagre. rudimentary. scarce. short. spare. thin. weak.
-
Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım
Örnek:
Asıl yalıya bitişik bir binada, belki de eski selamlık bölümünde idiler. R. H. Karay
-
Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon.
-
Çağ, devir
Örnek:
O gün edebiyat tarihinde hecenin beş şairi diye bir bölüm açanların üçü orada tanıştılar. Y. Z. Ortaç
-
Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik.
-
Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman.
-
Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı.
-
Bir kamu kurumunun tüm görevlerini parça parça yapan iş yerlerinin ayrı ayrı her birinin adı.
-
Bir filmde birkaç ayrımdan oluşan, konunun ana parçalarından birini ortaya koyan bölük.
-
Bk. ayrım
-
Filumların bir araya gelmesiyle teşekkül eden, canlıların sınıflandırılmasında kullanılan bir terim. Divizyo.
-
Yazmaların kendi içinde bölünebildiği büyük ayırımlardan her biri.
-
part
-
Section. chapter. part. category. division. class. department. instalment. installment. cantle. compartment. desk. episode. fraction. fragment. portion. segment. septum. sequence. side. squad.
-
Bay. branch. breakup. contingent. department. fraction. instalment. leg. movement. part. passage. portion. proportion. quotient. section. segment. segmentation. side. division. chapter.
-
Chapter. division. quotient. section. part. division. portion. bay. block. book. branch. catch. category. department. episode. instal l ment. office. paying department. piece. repartition. rubric. segment.
-
division
-
office
-
TV
-
Partie, épisode
-
division
-
Local, bureau d'une administration
-
Dividere: bölmek
-
Eksik, eksiklik, kusur
Örnek:
O, noksanını bilgi ve akıl ile gidermesini bilir. R. H. Karay
-
Bk. istem fazlası
-
1) eksiklik. 2) eksik.
-
Shortcoming. want. wanting. missing. incomplete. unfinished. imperfect. deficient. defective. defect. missing thing.
-
Defect. deficient. imperfect. incomplete. lack. missing. want. lacking. wanting. unfinished. deficiency. shortcoming. absent. bad. decrease. latent / hidden defect. defective. deficit. failure. flaw. imperfection. weakness.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|