Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > efektif satış kuru nedir, efektif satış kuru ne demek (efektif satış kuru nnd)

efektif satış kuru nedir, efektif satış kuru ne demek?

efektif satış kuru

  1. Bir yabancı para biriminin ulusal para birimi türünden nakit satış fiyatı.
  2. (en) Effective selling.

efektif (nedir ne demek)

  1. Bankacılıkta nakit para.
  2. Banknot ve metal para.
  3. Merkez Bankası tarafından alım satımı yapılan ve Türk lirası olarak kurları belirlenen yabancı ülke parası.
  4. Bk. nakit
  5. Etkili
  6. (en) Cash.
  7. (en) Ready money.
  8. (en) Effective.
  9. (en) Actual amount.
  10. (en) Fund holdings.

nakit (nedir ne demek)

  1. Para, akçe
    Örnek: Vakit nakittir. Atasözü
  2. Peşin para.
  3. Elde tutulan ve ödemelerde anında kullanılabilen para.
  4. (en) Hard cod.
  5. (en) Ready coin.
  6. (en) Cutoff date.
  7. (en) Cash item.
  8. (en) Cash.
  9. (en) Money.
  10. (en) Ready cash.
  11. (en) Hard cash.
  12. (en) İn specie.
  13. (en) Prompt.
  14. (en) Hard money.
  15. (en) Bankroll.
  16. (en) Ready.
  17. (en) The ready.
  18. (en) Specie.
  19. (en) Liquidity.
  20. (en) Ready money.
  21. (en) Donated surplus.
  22. (en) Down money.
  23. (en) Effective money.
  24. (en) Liquid funds.
  25. (en) Cash value.

satış (nedir ne demek)

  1. Satıcı ile alıcı arasında yapılan ve bir malın alıcıya verilmesi ve bunun karşılığında bir fiyat, bir değer alınması yoluyla yapılan işlem, satım
    Örnek: Satış işinin güçlüğünü orada iyice öğrendim. Y. K. Karaosmanoğlu
  2. (en) Selling.
  3. (en) Sale.
  4. (en) Sell.
  5. (en) Disposal.
  6. (en) Sales.
  7. (en) Trade.
  8. (en) Discharge.
  9. (en) Vending.
  10. (en) Vendition.

kuru (nedir ne demek)

  1. Suyu, nemi olmayan, yaş ve nemli karşıtı
    Örnek: Yanakları kuruydu, fakat gözleri tamamıyla siyah yaştı. H. E. Adıvar
  2. Yağış almayan veya üzerinde bitki olmayan.
  3. Daha sonra kullanılmak için kurutulmuş, taze ve yeşil karşıtı
  4. Canlılığını yitirmiş (bitki)
  5. Zayıf, çelimsiz, arık, sıska, kaknem
  6. Salgısı olmayan.
  7. Döşenmemiş, çıplak.
  8. Katıksız, yanında başka şey olmayan (yiyecek).
  9. (en) 100 kurus equal 1 lira a progressive disease of the central nervous system marked by increasing lack of coordination and advancing to paralysis and death within a year of the appearance of symptoms; thought to have been transmitted by cannibalistic consumption of diseased brain tissue since the disease virtually disappeared when cannibalism was abandoned.
  10. (en) Disease found in the Fore tribe in New Guinea, and due to the eating of human infected tissue by members of a tribe In general the women ate brain tissue rather than the men and so it was the women and children that died relatively rapidly of the disease.
  11. (en) Tse found only in the Fore tribe in New Guinea most likely related to ritualistic cannabalism carried out amoung members of the tribe Transmissibility of the disease has been established through the work of Gadjusek.
  12. (en) Human transmissible spongiform encephalopathy, found in the Fore people in New Guinea New cases are now extremely rare, after being at a high frequency just a few decades ago.
  13. (en) Noted legendary hero of India, the contests of whose descendants form the subject of two Indian epics.
  14. (en) Spongiform encephalopathy found in the Fore people of Papua New Guinea and linked to ritualistic cannibalism prior to the 1950's.
  15. (en) Drying.
  16. (en) Dried.
  17. (en) Arid.
  18. (en) Sapless.
  19. (en) Scarious.
  20. (en) Dusty.
  21. (en) Dead.
  22. (en) Withered.
  23. (en) Skinny.
  24. (en) Thin.
  25. (en) Bare.
  26. (en) Unfurnished.
  27. (en) Empty.
  28. (en) Vain.
  29. (en) Emaciated.
  30. (en) Gaunt.
  31. (en) Hungry.
  32. (en) Jejune.
  33. (en) Scholastic.
  34. (en) Unwatered.
  35. (en) Weedy.
  36. (en) Human TSE once found in New Guinea, transmitted when people handled and ate the brains of dead relatives.
  37. (en) İs a prion disease that is virtually extinct It was originally described in members of a tribe of the New Guinea known to practice endocannibalism The epidemics probably originated from the consumption of contaminated meat from a member of the tribe affected by sporadic CJD Clinical and pathologically, Kuru is fairly different from nvCJD , Churchill Livingstone, Edinburgh, 1998, Vol 4, pp 39-77.
  38. (en) Kurukuru A straight type of greenstone pendant - - See 'F' in Figure 62, in the page under the heading Types - click on Types in the top panel.
  39. (en) Progressive, fatal brain disease, spread by cannibalism, confined to the Papua New Guinea Eastern Highlands and there almost exclusively to the Fore people The word means 'trembling' and 'fear' in Fore.
  40. (en) Progressive disease of the central nervous system marked by increasing lack of coordination and advancing to paralysis and death within a year of the appearance of symptoms; thought to have been transmitted by cannibalistic consumption of diseased brain tissue since the disease virtually disappeared when cannibalism was abandoned.
  41. (en) 100 kurus equal 1 lira.

kur (nedir ne demek)

  1. Yabancı paraların ulusal para cinsinden değeri.
  2. Bir kursun basamaklarından her biri.
  3. Karşı cinsten birine ilgi göstererek onun hoşuna gitme, gönlünü kazanmaya çalışma.
  4. Birinin duygularını okşayacak biçimde davranarak onu elde etmeye çalışma.
  5. Bir birim yabancı paranın ulusal para cinsinden fiyatı.
  6. (en) Course of treatment Also known as cure.
  7. (en) Planned course of treatment or supervised series of spa treatments over a period of time.
  8. (en) Course of treatment.
  9. (en) Treatment , cure , regime , regimen.
  10. (en) Exchange rate.
  11. (en) Course.
  12. (en) Class.
  13. (en) Rate of exchance.
  14. (en) Rate.
  15. (en) Courtship.
  16. (en) Flirt.
  17. (en) Suit.
  18. (en) Wooing.
  19. (en) Attention.
  20. (en) Court.
  21. (en) Flirtation.
  22. (en) Pass.
  23. (en) Rush.
  24. (en) Addresses.
  25. (en) Courting.
  26. (en) Rate of exchange.
  27. (en) Course of studies.
  28. (en) Key User Requirements.
  29. (en) To produce.

yabancı (nedir ne demek)

  1. Başka bir milletten olan, başka bir milletle ilgili olan (kimse), bigâne, ecnebi
    Örnek: Bu toprak bizimdir, içinde yabancının işi yok. R. E. Ünaydın
  2. Aileden, çevreden olmayan (kimse veya şey), özge
    Örnek: Ben, yabancı bir adam, neme lazım, hiç sesimi çıkarmadım. M. Ş. Esendal
  3. Tanınmayan, bilinmeyen, yad
    Örnek: Yabancı müşteri giremezdi kapısından. Gelenler hep edebiyat adamlarıydı. Y. Z. Ortaç
  4. Aynı türden, aynı çeşitten olmayan.
  5. Bir konuda bilgisi, deneyimi olmayan.
  6. Belli bir yere veya kimseye özgü olmayan.
  7. (en) Exotic.
  8. (en) Foreign.
  9. (en) Alien.
  10. (en) Outlandish.
  11. (en) Peregrine.
  12. (en) Strange.
  13. (en) Tramontane.
  14. (en) Unfamiliar.
  15. (en) Unknown.
  16. (en) Foreigner.
  17. (en) Gook.
  18. (en) Gringo.
  19. (en) Outsider.
  20. (en) Stranger.
  21. (en) Xeno.

para   US UK (nedir ne demek)

  1. Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit.
  2. Kazanç
    Örnek: Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar genç işidir. S. F. Abasıyanık
  3. Kuruşun kırkta biri.
  4. Yanında, yan. Örn. Para-aortik aortun yanında.
  5. Yunanca yanında anlamına gelen bir ön ek.
  6. Çift dönme nicem sayısı ve karşıt koşut çekirdek dönüsü koşulunu belirleyen ön ek.
  7. 1,4 durumunu gösteren ön ek.
  8. Bir asit, tuz ya da esterin olağanüstü sayıda su molekülü ile birleştiğini gösterir ön ek.
  9. Yan.
  10. Yanında.Dgr.: anat. para
  11. (en) Capital.
  12. (en) Drain.
  13. (en) Fund.
  14. (en) Leeway.
  15. (en) Obverse.
  16. (en) Take.
  17. (en) Prefix denoting: Likeness, similarity, or connection, or that the substance resembles, but is distinct from, that to the name of which it is prefixed; as paraldehyde, paraconine, etc.; also, an isomeric modification.
  18. (en) Prefix signifying alongside of, beside, beyond, against, amiss; as parable, literally, a placing beside; paradox, that which is contrary to opinion; parachronism.
  19. (en) Piece of Turkish money, usually copper, the fortieth part of a piaster, or about one ninth of a cent.
  20. (en) An estuary in northern Brazil into which the Tocantins River flows 100 para equal 1 dinar.
  21. (en) Gelt.
  22. (en) İnvestment.
  23. (en) The necessary.
  24. (en) Net personality.
  25. (en) Ortho-, and Meta-.
  26. (en) Commodity money.
  27. (en) Dibs.
  28. (en) Dimes.
  29. (en) Face value.
  30. (en) Geets.
  31. (en) Having resemblance to certain features.
  32. (en) Prefix, beside, near.
  33. (en) Far from, away, out, different from.
  34. (en) Prefix meaning behind, e g , para-appendiceal.
  35. (en) Variety of forastero cacao bean cultivated in the Brazilian state of the same name.
  36. (en) Woman who has been delivered of a viable fetus.
  37. (en) Paragraph.
  38. (en) Paraplegic.
  39. (en) The number of live-born children a woman has delivered; 'the parity of the mother must be considered'; 'a bipara is a woman who has given birth to two children'.
  40. (en) Refers to groups occupying 1,4 positions on a benzene ring.
  41. (en) Beside/Next to.
  42. (en) Cash.
  43. (en) Monetary.
  44. (en) Pecuniary.
  45. (en) Coffers.
  46. (en) Money.
  47. (en) Para-.
  48. (en) Para.
  49. (en) Shekels.
  50. (en) Currency.
  51. (en) Shiners.
  52. (en) Coin.
  53. (en) Boodle.
  54. (en) Brass.
  55. (en) Bread.
  56. (en) Chink.
  57. (en) Chip.
  58. (en) Dough.
  59. (en) Ducat.
  60. (en) Dust.
  61. (en) Funds.
  62. (en) Green.
  63. (en) Jack.
  64. (en) Kale.
  65. (en) Lolly.
  66. (en) Lucre.
  67. (en) Filthy lucre.
  68. (en) Means.
  69. (en) Purse.
  70. (en) Rock.
  71. (en) Sugar.
  72. (en) Wherewithal.
  73. (en) Wealth.
  74. (en) Specifically: That two groups or radicals substituted in the benzene nucleus are opposite, or in the respective positions 1 and 4; 2 and 5; or 3 and 6, as paraxylene; paroxybenzoic acid.
  75. (en) Pocket.
  76. (en) To be pushed.
  77. (en) Rhino.
  78. (en) Riches.
  79. (en) Roll.
  80. (en) Spendol.
  81. (en) 100 para equal 1 dinar.
  82. (en) Soldier in the paratroops.
  83. (en) An estuary in northern Brazil into which the Tocantins River flows.
  84. (en) Port city in northern Brazil in the Amazon delta; main port and commercial center for the Amazon River basin.
  85. (al) Para
  86. (fr) Para
  87. Yakın
  88. Ötesinde
  89. İkinci derecede
  90. Benzer.
  91. Paraşütçü asker, paragraf

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.016