|
ecir sabır dilemek
-
Sevap
Örnek:
Bu sabrın ecri büyüktür. H. R. Gürpınar
-
Ücret.
-
Bk. ücret
-
Bir iş veya emek karşılığı verilen şey.
-
Sevap.
-
Aziz, sevgili.
-
Remuneration, pay, wage, recompense.
-
Godâ´s reward for a good deed. ââ sabyr dilemek /a/ to offer one´s condolences to.
-
İş gücünün karşılığı olan para ve mal
Örnek:
Ücret emeğin karşılığıdır. Anayasa
-
Kiralanan veya satın alınan bir şey için ödenen para
Örnek:
Fiyatından daha yüksek bir ücretle satın aldı. P. Safa
-
Üretim faktörlerinden biri olan emeğin üretimden aldığı pay, diğer bir deyişle emek faktörünün fiyatı.
-
İşçilere üretim sürecine katılmaları karşılığında belli sürelerde yapılan ödeme. krş. maaş
-
Emek karşılığında alınan para.
-
Bk. ödemelik
-
Dues. fee. charge. terms. payment. wages. pay. wage. salary. earnings. rate. emolument. hire. honorarium. remuneration. stipend. wage rate.
-
Emolument. fee. pay. payment. rate. screw. wage. wages. cost. price.
-
Wage. fee. charge. compensation. disposable income. emolument. hire. honorarium. kickback. pay. quittance. rate. rate regulation. remuneration. reward. stipend.
-
salary
-
wage
-
cachet
-
Acı, yoksulluk, haksızlık vb. üzücü durumlar karşısında ses çıkarmadan onların geçmesini bekleme erdemi, dayanç
Örnek:
İki, üç akşamda bir, odasına uğrar, onun o sonu gelmez askerlik hatıralarını büyük bir sabırla dinlemeye koyulurduk. H. Taner
-
Olacak veya gelecek bir şeyi telaş göstermeden bekleme.
-
Patience. forbearance. endurance. fastness. steadfastness. steadiness.
-
Endurance. forbearance. fortitude. patience.
-
Forbearance. patience. sufferance. toleration.
-
Birinden bir şeyin yapılmasını istemek, rica etmek, arzu etmek
Örnek:
Yalnız bu hususta beni bağışlamanızı dilerim. M. Ş. Esendal
-
Biri için bir dilekte bulunmak
Örnek:
Karadakiler her lisandan hayırlı yolculuklar dilediler. R. H. Karay
-
Kendi düşünce, görüş ve isteğini yapmak.
-
Wish. desire. beg. will. beseech. call down. plead. solicit.
-
Appeal. beg. bid. entreat. implore. invoke. like. plead. request. require. wish. to wish. to desire. to ask. to beg. to request. to plead. to implore.
-
To wish (for. to desire. to want. to long for. to ask for. to request. to beg. crave. implore. postulate. wish.
-
Ölen bir kimsenin yakınlarına ilgi ve yakınlık gösterme.
-
Condolatory. condolence. sympathies.
-
condolence.
-
Hayırlı bir davranış karşısında Tanrı tarafından verileceğine inanılan ödül
Örnek:
Bunun günahı değil, olsa olsa sevabı vardır. H. Taner
-
Tanrı tarafından ödüllendirileceğine inanılan davranış.
-
Doğru.
-
Good works/deed. good works.
-
Meritorious. good deed.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|