Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > eğik düzlem nedir, eğik düzlem ne demek (eğik düzlem nnd)

eğik düzlem nedir, eğik düzlem ne demek?

eğik düzlem

  1. Bir cismi yükseğe çıkarmak için gerekli gücü ayarlamada kullanılan eğik, düz yüzey.
  2. (en) İnclined plane.

eğik (nedir ne demek)

  1. Yatay bir çizgi veya düzlemle açı oluşturacak biçimde olan, yalman, mail, şev.
  2. Eğilmiş olan, dik veya düz olmayan.
  3. Bükülmüş
    Örnek: Başı yine yere eğik, sol kolu yine kalçasındaydı. Ö. Seyfettin
  4. Dik veya paralel olmayan doğru.
  5. (en) İtalic.
  6. (en) Oblique.
  7. (en) İnclined.
  8. (en) Slanting.
  9. (en) Sloping.
  10. (en) Threshold.
  11. (en) Bevel.
  12. (en) Drooping.
  13. (en) Droopy.
  14. (en) Leaning.
  15. (en) Skewed.
  16. (en) On the slope.
  17. (en) Bent.
  18. (en) Slant.
  19. (en) Gradient.
  20. (en) Bent down.
  21. (en) Slanted.
  22. (en) Pitched.
  23. (en) Prone.

düzlem (nedir ne demek)

  1. Üzerinde girinti ve çıkıntı olmayan, düz, yassı.
  2. Üzerine, kesişen iki doğrunun her noktasının dokunması gereken yüzey, müstevi.
  3. Üzerinde alınan dilemsel iki noktayı birleştiren doğruyu içine alan yüzey.
  4. (en) Plane.
  5. (en) Base.
  6. (en) Platform.
  7. (en) Even.
  8. (fr) Plan
  9. (la) Plana

çıkarmak (nedir ne demek)

  1. Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak
    Örnek: Cebinden maroken kaplı bir defter çıkardı. Ö. Seyfettin
  2. Sonunu getirmek.
  3. Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek.
  4. Bulmak, ortaya koymak.
  5. Hatırlamak
    Örnek: Adamı nereden tanıdığımı tam olarak çıkarmaya çalıştım. N. Cumalı
  6. Döküntülü hastalığa tutulmak.
  7. Çok hoşlanmak
    Örnek: Lezzetini çıkara çıkara hikâyesine devam ediyordu. R. H. Karay
  8. Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek.
  9. (en) Take out.
  10. (en) Deduct.
  11. (en) Subtract.
  12. (en) Remove.
  13. (en) Divest.
  14. (en) Throw out.
  15. (en) Abstract.
  16. (en) Cast.
  17. (en) Discharge.
  18. (en) Disengage.
  19. (en) Drop.
  20. (en) Excite.
  21. (en) To remove.
  22. (en) To raise.
  23. (en) To derive.
  24. (en) To deduce.
  25. (en) To decipher.
  26. (en) To subtract.
  27. (en) To work off one's anger on.
  28. (en) Belch.
  29. (en) Dislocate.
  30. (en) Put off.
  31. (en) Tide over.
  32. (en) Uncase.
  33. (en) Pay off.
  34. (en) Wreak.
  35. (en) Enact.
  36. (en) Displace.
  37. (en) Exclude.
  38. (en) Make out.
  39. (en) Eliminate.
  40. (en) Unfix.
  41. (en) Expel.
  42. (en) Extract.
  43. (en) Doff.
  44. (en) Bring out.
  45. (en) Publish.
  46. (en) Print out.
  47. (en) Bare.
  48. (en) Blank.
  49. (en) Bruit about.
  50. (en) Delete.
  51. (en) Derive.
  52. (en) Disconnect.
  53. (en) Dislodge.
  54. (en) Dismantle.
  55. (en) Draw off.
  56. (en) Draw.
  57. (en) Omit.
  58. (en) Poke.
  59. (en) Shed.
  60. (en) Slip.
  61. (en) Sprout.
  62. (en) To take out.
  63. (en) To put out.
  64. (en) To get out.
  65. (en) To get off.
  66. (en) To extract.
  67. (en) To abstract.
  68. (en) To mine.
  69. (en) To take off.
  70. (en) To remember.
  71. (en) To place anımsamak.
  72. (en) Hatırlamak.
  73. (en) To find.
  74. (en) To find out.
  75. (en) To discover.
  76. (en) To make out.
  77. (en) To figure out.
  78. (en) To get.
  79. (en) To dislodge.
  80. (en) To remove gidermek.
  81. (en) To expel.
  82. (en) To dismiss.
  83. (en) To excrete.
  84. (en) To omit.
  85. (en) To leave out.
  86. (en) To cross sth out.
  87. (en) To cross sth off.
  88. (en) To delete.
  89. (en) To dislocate.
  90. (en) To displace.
  91. (en) To publish.
  92. (en) To get sth out yayımlamak.
  93. (en) To produce.
  94. (en) To bring out.
  95. (en) To emit.
  96. (en) To send out.
  97. (en) To exhale.
  98. (en) To give sth off.
  99. (en) To cause.
  100. (en) To raise neden olmak.
  101. (en) Yol açmak.
  102. (en) To issue.
  103. (en) To subtract tarh etmek.
  104. (en) To deduct.
  105. (en) To eliminate.
  106. (en) To vomit.
  107. (en) To bring sth up.
  108. (en) To throw up.
  109. (en) To spew.
  110. (en) To offer sunmak.
  111. (en) To have.
  112. (en) To play by ear.
  113. (en) To cut.
  114. (en) To stick sth out.
  115. (en) To get through to sb.

gerekli (nedir ne demek)

  1. Yapılması, olması veya bulunması uygun olan, yerinde olan, lüzumlu, vacip
    Örnek: Bize gerekli olan şey, adamakıllı bir harita, bir de kılavuz. H. E. Adıvar
  2. (en) İntegral.
  3. (en) Required.
  4. (en) Mandatory.
  5. (en) Positive.
  6. (en) Necessary.
  7. (en) Essential.
  8. (en) Wanted.
  9. (en) Requisite.
  10. (en) İmperative.
  11. (en) İndispensable.
  12. (en) Material.
  13. (en) Needful.
  14. (en) Obligatory.
  15. (en) Ought.
  16. (en) Needed.
  17. (en) Serviceable.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.012