Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > duyu alıcılar nedir, duyu alıcılar ne demek, duyu alıcıların anlamı, ingilizcesi (duyu alıcılar nnd)

duyu alıcılar nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






duyu alıcılar

  1. Özel bir uyartıya duyarlı özelleşmiş bir hücre veya doku. Duyu organları.
  2. Vücut yüzeyinden veya iç organlardan uyartıları alan yapılar. Duyu reseptörleri.
  3. (en) Sensory receptors
  4. (al) Rezeptionsorgane
  5. (fr) Récepteur sensoriel
  6. (la) Recipere: kabul etmek

duyu (nedir ne demek)

  1. İnsanların ve hayvanların, dış dünyanın uyaranlarını görme, işitme, koklama, dokunma ve tatma organlarıyla algılama yeteneği, hasse.
  2. Algılama yeteneği.
  3. İnsan ve hayvanlarda dış dünyanın etkisini duyma yeteneği.
  4. (en) Sensation. sense.
  5. (en) Sense. sensation.
  6. (en) sense

duy (nedir ne demek)

  1. Elektrik ampulünün takıldığı bakır veya pirinçten yivli yer.
  2. Bir lambanın "dip”ini yerleştirmeye ve elektrik bağlantısını sağlamaya yarayan parça.İng.: socket, lamp holder (İngiltere'de)
  3. (en) Socket. holder. receptacle. snout.
  4. (en) Point. socket.
  5. (en) Lighting fixture. socket. light socket. body. lamp holder.
  6. (en) Socket, lamp holder (İngiltere'de)
  7. (al) Fassung
  8. (fr) douille

alıcı (nedir ne demek)

  1. Satın almak isteyen kimse, müşteri.
  2. Kendisine bir şey gönderilen kimse.
  3. Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren aygıt.
  4. Almaç.
  5. Görüntüleri alan cihaz, kamera.
  6. Azrail.
  7. Işığı, elektro-manyetik dalgaları alıp değerlendiren araç. Göz, fotoğraf plağı, radyo, radyo ırakgörürü gibi.
  8. Mal veya hizmetleri satın alan gerçek veya tüzel kişi.
  9. 1- Bir telefon çevrimindeki kiplenik akımları ses dalgasına dönüştüren çevireç. 2- Bir vericinin yayınladığı imlemleri işitilebilir imlere dönüştüren düzenek.
  10. Caméra (de télévision), caméra électronique, caméra vidéo
  11. Appareil de prise de vues, caméra (cinématographique), ciné caméra,
  12. Kamera, Fernsehkamera, elektronische Kamera (Fernsehkamera)
  13. Sinema filmi çevirmekte kullanılan aygıt. TV
  14. Televizyon almacına ulaştırılacak konunun görüntüsünü elektriksel ime çeviren elektronik yapılıalıcı çeşidi.
  15. 1. Kendisine kan verilen birey. 2. Embriyo naklinde embriyoların nakledildiği taşıyıcı dişi, resipient.
  16. Duygulu, içli, alıngan.
  17. Atmac.
  18. (en) Camera, motion picture camera, cinema camera, movie camera, film camera,
  19. (en) Recipient. buyer. consumer. customer. purchaser. client. taker. addressee. receiver. receiving set. acceptor. accepter. consignee. distributee. pickup. recipient. set. sounder. vendee. wireless receiving set. wireless set.
  20. (en) Addressee. buyer. client. customer. purchaser. recipient.
  21. (en) Buyer. addressee. receiver. sink. taker. client. consignee. purchaser. shopper. recipient. customer. emptor. film camera. getter. motion picture camera. perquisitor.
  22. (en) receiver
  23. (en) buyer
  24. (en) Camera, television camera, electron camera, electronic camera
  25. (en) recipient
  26. (al) Empfänger
  27. (fr) récepteur

özel (nedir ne demek)

  1. Yalnız bir kişiye, bir şeye ait veya ilişkin olan
    Örnek: Kendisini özel olarak görmek istediğini söyledi. F. R. Atay
  2. Bir kişiyi ilgilendiren veya kişiye ait olan, hususi, zatî
    Örnek: Özel bir diyeceği varmış gibi koluma girdi sokakta. N. Cumalı
  3. Devlete değil, kişiye ait olan, hususi, resmî karşıtı.
  4. Dikkatle değer, istisnai.
  5. Her zaman görülenden, olağandan farklı.
  6. 1- Genelden ayrı olan; bir nesneler öbeğine ya da tek bir nesneye özgü olan. 2-(Mantıkta) Cinse karşıt olarak türle ilgili olan.
  7. (en) Special. personal. private. distinctive. particular. specific. proper. ad hoc. closet. esoteric. especial. exclusive. express. extraordinary. individual. intimate. peculiar. privy. proprietary. sole. state. very. self.
  8. (en) Distinctive. especial. exclusive. individual. intimate. particular. peculiar. personal. private. special. specific.
  9. (en) Custom. private. special. personal. exceptional. different. especial. express. own. particular. peculiar. privy. proprietary. single. specific. very.
  10. (en) special
  11. (fr) spécial

duyarlı(nedir ne demek)

  1. Dış etkenlere karşı duyarlığı olan, hassas
    Örnek: Ordu yürürse, sayısını, sırasını seçecek kadar duyarlı kulakları vardı. N. Araz
  2. Bk. duyar
  3. 1. Çevresindeki hastalık etkenlerinden kolaylıkla etkilenen birey. 2. İlaçların etkilerine duyarlı mikroorganizma. 3. Hassas, duygu alıcı, hissedilir, sensibl.
  4. (en) Sensitive. hypersensitive. tender. feeling. emotional. capable. sensible. delicate. impressible. impressionable. liable. reactive. recipient. responsive. sentient. susceptible. susceptive. thin-skinned.
  5. (en) Acute. exquisite. impressionable. maudlin. nice. sensible. sensitive. sore. tender. tenderhearted.
  6. (en) Sensitive. exquisite. selective. thin skinned.
  7. (en) susceptible

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük