|
duyu alıcılar
-
Özel bir uyartıya duyarlı özelleşmiş bir hücre veya doku. Duyu organları.
-
Vücut yüzeyinden veya iç organlardan uyartıları alan yapılar. Duyu reseptörleri.
-
Sensory receptors
-
Rezeptionsorgane
-
Récepteur sensoriel
-
Recipere: kabul etmek
-
İnsanların ve hayvanların, dış dünyanın uyaranlarını görme, işitme, koklama, dokunma ve tatma organlarıyla algılama yeteneği, hasse.
-
Algılama yeteneği.
-
İnsan ve hayvanlarda dış dünyanın etkisini duyma yeteneği.
-
Sensation. sense.
-
Sense. sensation.
-
sense
-
Elektrik ampulünün takıldığı bakır veya pirinçten yivli yer.
-
Bir lambanın "dipini yerleştirmeye ve elektrik bağlantısını sağlamaya yarayan parça.İng.: socket, lamp holder (İngiltere'de)
-
Socket. holder. receptacle. snout.
-
Point. socket.
-
Lighting fixture. socket. light socket. body. lamp holder.
-
Socket, lamp holder (İngiltere'de)
-
Fassung
-
douille
-
Satın almak isteyen kimse, müşteri.
-
Kendisine bir şey gönderilen kimse.
-
Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren aygıt.
-
Almaç.
-
Görüntüleri alan cihaz, kamera.
-
Azrail.
-
Işığı, elektro-manyetik dalgaları alıp değerlendiren araç. Göz, fotoğraf plağı, radyo, radyo ırakgörürü gibi.
-
Mal veya hizmetleri satın alan gerçek veya tüzel kişi.
-
1- Bir telefon çevrimindeki kiplenik akımları ses dalgasına dönüştüren çevireç. 2- Bir vericinin yayınladığı imlemleri işitilebilir imlere dönüştüren düzenek.
-
Caméra (de télévision), caméra électronique, caméra vidéo
-
Appareil de prise de vues, caméra (cinématographique), ciné caméra,
-
Kamera, Fernsehkamera, elektronische Kamera (Fernsehkamera)
-
Sinema filmi çevirmekte kullanılan aygıt. TV
-
Televizyon almacına ulaştırılacak konunun görüntüsünü elektriksel ime çeviren elektronik yapılıalıcı çeşidi.
-
1. Kendisine kan verilen birey. 2. Embriyo naklinde embriyoların nakledildiği taşıyıcı dişi, resipient.
-
Duygulu, içli, alıngan.
-
Atmac.
-
Camera, motion picture camera, cinema camera, movie camera, film camera,
-
Recipient. buyer. consumer. customer. purchaser. client. taker. addressee. receiver. receiving set. acceptor. accepter. consignee. distributee. pickup. recipient. set. sounder. vendee. wireless receiving set. wireless set.
-
Addressee. buyer. client. customer. purchaser. recipient.
-
Buyer. addressee. receiver. sink. taker. client. consignee. purchaser. shopper. recipient. customer. emptor. film camera. getter. motion picture camera. perquisitor.
-
receiver
-
buyer
-
Camera, television camera, electron camera, electronic camera
-
recipient
-
Empfänger
-
récepteur
-
Yalnız bir kişiye, bir şeye ait veya ilişkin olan
Örnek:
Kendisini özel olarak görmek istediğini söyledi. F. R. Atay
-
Bir kişiyi ilgilendiren veya kişiye ait olan, hususi, zatî
Örnek:
Özel bir diyeceği varmış gibi koluma girdi sokakta. N. Cumalı
-
Devlete değil, kişiye ait olan, hususi, resmî karşıtı.
-
Dikkatle değer, istisnai.
-
Her zaman görülenden, olağandan farklı.
-
1- Genelden ayrı olan; bir nesneler öbeğine ya da tek bir nesneye özgü olan. 2-(Mantıkta) Cinse karşıt olarak türle ilgili olan.
-
Special. personal. private. distinctive. particular. specific. proper. ad hoc. closet. esoteric. especial. exclusive. express. extraordinary. individual. intimate. peculiar. privy. proprietary. sole. state. very. self.
-
Distinctive. especial. exclusive. individual. intimate. particular. peculiar. personal. private. special. specific.
-
Custom. private. special. personal. exceptional. different. especial. express. own. particular. peculiar. privy. proprietary. single. specific. very.
-
special
-
spécial
duyarlı(nedir ne demek)
-
Dış etkenlere karşı duyarlığı olan, hassas
Örnek:
Ordu yürürse, sayısını, sırasını seçecek kadar duyarlı kulakları vardı. N. Araz
-
Bk. duyar
-
1. Çevresindeki hastalık etkenlerinden kolaylıkla etkilenen birey. 2. İlaçların etkilerine duyarlı mikroorganizma. 3. Hassas, duygu alıcı, hissedilir, sensibl.
-
Sensitive. hypersensitive. tender. feeling. emotional. capable. sensible. delicate. impressible. impressionable. liable. reactive. recipient. responsive. sentient. susceptible. susceptive. thin-skinned.
-
Acute. exquisite. impressionable. maudlin. nice. sensible. sensitive. sore. tender. tenderhearted.
-
Sensitive. exquisite. selective. thin skinned.
-
susceptible
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|