|
duygularına hitap etmek
-
Play on one's affections
-
Sözü birine veya birilerine yöneltme, seslenme.
-
Addressing. address. an addressing.
-
Speech. discourse. additor.
-
Bir işi yapmak
Örnek:
Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu. H. Taner
-
Bir durumu ortaya çıkarmak.
-
"İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak.
-
Bulmak, erişmek
Örnek:
Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi. R. H. Karay
-
Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
-
Vermek.
-
Eşit değer kazanmak.
-
Herhangi bir değerde olmak
Örnek:
Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu. Ö. Seyfettin
-
Do. make. get. add up to. cost. have. pay. practice. practise. render. send. subject. take. tender.
-
Cost. do. misbehave. put. render. send. total. to do. to make. to render. to cost. to amount to. to total. to be worth. make.
-
To do. to make. to amount to. to be worth. to deprive of. to soil or wet (with feces or urine. amount. execute. pay. ply. to cost roughly.
-
step
-
say
-
total
-
aggregate
-
Üzerine tutmak, tutmak ( ye), oynamak, oynaşmak, yapar gibi görünmek
-
oynamak
-
eğlenmek
-
Hareket etmek, sallanmak, kımıldanmak
-
Çalgı çalmak
-
Rol yapmak, temsil etmek, canlandırmak
-
Kumar oynamak
-
Su fışkırtmak (flskıye)
-
Hortumla fışkırtmak
-
Ateş etmek (top)
-
Hareket ettirmek, gezdirmek
-
Oyuna iştirak etmek
-
Oyun, eğlence
-
Sahne oyunu, piyes
-
Şaka, latife
-
Fiil, hareket
-
Oynama, faaliyet
-
davranış
-
işleme
-
ilgi
-
Hareket serbestliği
-
Oynamak, kımıldamak, hareket etmek, oynaşmak; canlandırmak [tiy.], rol almak; çalmak (müzik); numarası yapmak; bahis yapmak; turneye çıkmak; tutmak, tutmak ( ye)
-
Bir tane, biri, birisi, kimse, tek
-
Pron. birinin, nin: -nin
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|