Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > durum açısı nedir, durum açısı ne demek, durum açısıın anlamı, ingilizcesi (durum açısı nnd)

durum açısı nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






durum açısı

  1. Gökküresinde verilen bir doğrultunun kuzey kutbu doğrultusuna göre yaptığı açı. Fotoğraf plakları üzerinde herhangi bir doğrultunun kuzey kutup doğrultusuna karşılık olan eksenle yap- tığı açı. Çiftyıldızlarda, yoldaşı başyıldıza birleştiren doğru ile bu eksen arasındaki açı. Eksi yönde ölçülür.
  2. (en) Posi; tion angle
  3. (fr) Angle de position

durum  US UK (nedir ne demek)

  1. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon
    Örnek: Genel Sekreter, kazadaki sıtma durumu hakkında verdiğim uzun tafsilattan pek memnun kaldı. R. N. Güntekin
  2. Duruş biçimi, konum.
  3. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.
  4. İsim soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.
  5. Bkz. hal.
  6. Bir ayaktopu kümesinde takımların aldıkları sonuçlara göre kazandıkları değerler. Uluslararası kurallara göre kazanan takım iki, yenişemeyen takımlar birer değer alırlar. Yenik takımlar ise değer alamazlar.
  7. (en) Condition. situation. state. circumstance. case. position. status. attitude. score. occasion. state of affairs. ball game. conjuncture. context. estate. event. fact. fettle. footing. instance. lay. lie. pass. plight. posture. repair. set. set-up. sha.
  8. (en) Capacity. case. circumstance. condition. footing. occasion. order. point. position. situation. state. status. things.
  9. (en) Wheat with hard dark-colored kernels high in gluten and used for bread and pasta; grown especially in southern Russia, North Africa, and northern central North America.
  10. (en) State. condition. situation. circumstances. status.
  11. (en) score
  12. Unundan makarna yapılan bir cins buğday (bot.) Triticum durum.
  13. Durum, durum buğŸdayı, bir buğŸday türü

hal (nedir ne demek)

  1. Çözme, çözülme.
  2. Eritme.
  3. Karışık bir sorunun içinden çıkma, sonuca varma.
  4. Sebze, meyve, bakliyat vb.nin satıldığı yer.
  5. Tahttan indirme.
  6. Bir şeyin içinde bulunduğu şartları veya taşıdığı niteliklerin bütünü, durum, vaziyet
    Örnek: Herkes hâline göre bir hediye verdi. H. R. Gürpınar
  7. Davranış, tutum, tavır
  8. Şimdiki zaman, içinde yaşanılan zaman
  9. Güç, kuvvet, takat.
  10. Kötü durum, sıkıntı, dert.
  11. Durum.
  12. Bk. şimdiki zaman kipi
  13. Bk. şimdiki zaman
  14. Sebze, meyve, bakliyat vb. nin satıldığı pazar yeri.
  15. Nesnelerin kesin olarak tanımlanmış koşullardaki ortak niteliklerinin tümüne verilen ad. anlamdaş durum.
  16. Bk. duru
  17. (en) Circs. state. condition. situation. status. aspect. demeanor. demeanour. estate. event. face. fettle. lay. plight. posture. repair. set. sight. stand.
  18. (en) Case. condition. footing. occasion. order. position. situation. state. status. temper. markethouse.
  19. (en) State. condition. state of affairs. circumstances. attitude. the present time. strength. energy. case. covered wholesale food market. affair. aspect. bearing. circumstance. demeanour. fettle. frame. juncture. market hall. covered market. mode. occa.
  20. (en) An acronym for hardware abstraction layer, a Windows NT DLL that links specific computer hardware implementations with the Windows NT kernel Windows NT 4 0 includes HALs for 80x86, Alpha, MIPS, and PowerPC hardware platforms.
  21. (en) Hardware Abstraction Layer. - firmware which provides a semi-or fully standardized interface between an SOC and code designed to exercise the SOC This code forms a layer between the hardware and software, allowing any software which uses a HAL to be more easily ported to operate with a different SOC This may or may not include boot code.
  22. (en) Hardware Abstraction Layer Used to provide a generic interface to the hardware and 'hide' hardware-specific functions.
  23. (en) Hardware Abstraction Layer An executive component in Windows NT and later operating systems that provides support that is specific to a particular hardware platform HAL provides support for the Kernel, I/O Manager, kernel-mode debuggers, and device drivers that are the lowest level The HAL exports routines that extract hardware details that are platform-specific about caches, I/O buses, and interrupts HAL provides an interface between the hardware of the platform and the operating system software.
  24. (en) Hardware Adaptation Layer.
  25. (en) Holland America Line.
  26. (en) Hardware Abstraction Layer Windows NT Software layer linking hardware to the Windows NT kernel. nIII: voice; tune. enables Windows NT to work with different types of hardware.
  27. (en) Food market
  28. (en) state
  29. <(al) Zustand
  30. (fr) état

açısı (nedir ne demek)

  1. (en) [acı] n. pain; ache, hurt, sting, gnawing, suffering, worry, heartbreak, sorrow, grief, misery, affliction, anguish, distress, pang

açı (nedir ne demek)

  1. Birbirini kesen iki yüzey veya aynı noktadan çıkan iki yarı doğru arasındaki açıklık.
  2. Görüş, bakım, yön, anlayış biçimi
    Örnek: Bu röportajların özellikleri açı tazeliği, sunuş özelliği ve kıvrak mizahı idi. H. Taner
  3. Birbirini kesen iki yüzey veya aynı noktadan çıkan iki yarım doğrunun oluşturduğu geometrik biçim, zaviye.
  4. 1- Ortak bir noktadan (köşe) çıkan iki yarıdoğrunun (kıyı) oluşturduğu uzambiçim. 2- Ortak bir noktadan çıkan iki yarıdoğrudan birinin ötekisinin üstüne çakışması için yaptığı dönmenin niceliği. 3- Ortak bir doğrudan geçen iki yarıdüzlemin oluşturduğu uzambiçim. 4- Ortak bir doğrudan geçen iki yarıdüzlemden birinin ötekisinin üstüne çakışması için yaptığı dönmenin niceliği.
  5. (en) angle
  6. (fr) angle
  7. (la) angülus

kuzey (nedir ne demek)

  1. Sağını doğuya, solunu batıya veren kimsenin tam karşısına düşen yön, dört ana yönden biri, şimal, güney karşıtı.
  2. Bulunduğu noktaya göre kuzeyde kalan yer.
  3. Bu yöne düşen, bu yönle ilgili olan, şimali.
  4. Kutup Yıldızı'nın bulunduğu taraf.
  5. Gözerimi düzleminde doğu- batı doğrultusuna dik, kutupyıldızının bulunduğu yandaki yön, sol eli doğuya, sağ eli batıya uzanmış bir insanın arka yönü.
  6. (en) North. northern. boreal. north. the north. north.
  7. (en) North. northern.
  8. (en) North. upstate.
  9. (en) north
  10. (fr) nord

(nedir ne demek)

  1. Yemek yemesi gereken, tok karşıtı
  2. Yiyecek bulamayan kimse
    Örnek: Ben hem öksüzüm hem yetimim hem de tam 23 saattir açım. Y. K. Karaosmanoğlu
  3. Gözü doymaz, haris.
  4. Çok istekli, hevesli.
  5. Karnı doymamış olarak
    Örnek: Ben aç yattım mı kötü kötü rüyalar görürüm nedense. O. Kemal
  6. Bk. ayrıntı çekimi.  
  7. (en) Hungry. covetous. empty. unfed. esurient. greedy for. hollow. ravenous. starveling.
  8. (en) Empty. famished. hungry. peckish.
  9. (en) Hungry. covetous. greedy. insatiable. hollow.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük