|
durum açısı
-
Gökküresinde verilen bir doğrultunun kuzey kutbu doğrultusuna göre yaptığı açı. Fotoğraf plakları üzerinde herhangi bir doğrultunun kuzey kutup doğrultusuna karşılık olan eksenle yap- tığı açı. Çiftyıldızlarda, yoldaşı başyıldıza birleştiren doğru ile bu eksen arasındaki açı. Eksi yönde ölçülür.
-
Posi; tion angle
-
Angle de position
-
Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon
Örnek:
Genel Sekreter, kazadaki sıtma durumu hakkında verdiğim uzun tafsilattan pek memnun kaldı. R. N. Güntekin
-
Duruş biçimi, konum.
-
Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.
-
İsim soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.
-
Bkz. hal.
-
Bir ayaktopu kümesinde takımların aldıkları sonuçlara göre kazandıkları değerler. Uluslararası kurallara göre kazanan takım iki, yenişemeyen takımlar birer değer alırlar. Yenik takımlar ise değer alamazlar.
-
Condition. situation. state. circumstance. case. position. status. attitude. score. occasion. state of affairs. ball game. conjuncture. context. estate. event. fact. fettle. footing. instance. lay. lie. pass. plight. posture. repair. set. set-up. sha.
-
Capacity. case. circumstance. condition. footing. occasion. order. point. position. situation. state. status. things.
-
Wheat with hard dark-colored kernels high in gluten and used for bread and pasta; grown especially in southern Russia, North Africa, and northern central North America.
-
State. condition. situation. circumstances. status.
-
score
-
Unundan makarna yapılan bir cins buğday (bot.) Triticum durum.
-
Durum, durum buğdayı, bir buğday türü
-
Çözme, çözülme.
-
Eritme.
-
Karışık bir sorunun içinden çıkma, sonuca varma.
-
Sebze, meyve, bakliyat vb.nin satıldığı yer.
-
Tahttan indirme.
-
Bir şeyin içinde bulunduğu şartları veya taşıdığı niteliklerin bütünü, durum, vaziyet
Örnek:
Herkes hâline göre bir hediye verdi. H. R. Gürpınar
-
Davranış, tutum, tavır
-
Şimdiki zaman, içinde yaşanılan zaman
-
Güç, kuvvet, takat.
-
Kötü durum, sıkıntı, dert.
-
Durum.
-
Bk. şimdiki zaman kipi
-
Bk. şimdiki zaman
-
Sebze, meyve, bakliyat vb. nin satıldığı pazar yeri.
-
Nesnelerin kesin olarak tanımlanmış koşullardaki ortak niteliklerinin tümüne verilen ad. anlamdaş durum.
-
Bk. duru
-
Circs. state. condition. situation. status. aspect. demeanor. demeanour. estate. event. face. fettle. lay. plight. posture. repair. set. sight. stand.
-
Case. condition. footing. occasion. order. position. situation. state. status. temper. markethouse.
-
State. condition. state of affairs. circumstances. attitude. the present time. strength. energy. case. covered wholesale food market. affair. aspect. bearing. circumstance. demeanour. fettle. frame. juncture. market hall. covered market. mode. occa.
-
An acronym for hardware abstraction layer, a Windows NT DLL that links specific computer hardware implementations with the Windows NT kernel Windows NT 4 0 includes HALs for 80x86, Alpha, MIPS, and PowerPC hardware platforms.
-
Hardware Abstraction Layer. - firmware which provides a semi-or fully standardized interface between an SOC and code designed to exercise the SOC This code forms a layer between the hardware and software, allowing any software which uses a HAL to be more easily ported to operate with a different SOC This may or may not include boot code.
-
Hardware Abstraction Layer Used to provide a generic interface to the hardware and 'hide' hardware-specific functions.
-
Hardware Abstraction Layer An executive component in Windows NT and later operating systems that provides support that is specific to a particular hardware platform HAL provides support for the Kernel, I/O Manager, kernel-mode debuggers, and device drivers that are the lowest level The HAL exports routines that extract hardware details that are platform-specific about caches, I/O buses, and interrupts HAL provides an interface between the hardware of the platform and the operating system software.
-
Hardware Adaptation Layer.
-
Holland America Line.
-
Hardware Abstraction Layer Windows NT Software layer linking hardware to the Windows NT kernel. nIII: voice; tune. enables Windows NT to work with different types of hardware.
-
Food market
-
state
-
Zustand
-
état
-
[acı] n. pain; ache, hurt, sting, gnawing, suffering, worry, heartbreak, sorrow, grief, misery, affliction, anguish, distress, pang
-
Birbirini kesen iki yüzey veya aynı noktadan çıkan iki yarı doğru arasındaki açıklık.
-
Görüş, bakım, yön, anlayış biçimi
Örnek:
Bu röportajların özellikleri açı tazeliği, sunuş özelliği ve kıvrak mizahı idi. H. Taner
-
Birbirini kesen iki yüzey veya aynı noktadan çıkan iki yarım doğrunun oluşturduğu geometrik biçim, zaviye.
-
1- Ortak bir noktadan (köşe) çıkan iki yarıdoğrunun (kıyı) oluşturduğu uzambiçim. 2- Ortak bir noktadan çıkan iki yarıdoğrudan birinin ötekisinin üstüne çakışması için yaptığı dönmenin niceliği. 3- Ortak bir doğrudan geçen iki yarıdüzlemin oluşturduğu uzambiçim. 4- Ortak bir doğrudan geçen iki yarıdüzlemden birinin ötekisinin üstüne çakışması için yaptığı dönmenin niceliği.
-
angle
-
angle
-
angülus
-
Sağını doğuya, solunu batıya veren kimsenin tam karşısına düşen yön, dört ana yönden biri, şimal, güney karşıtı.
-
Bulunduğu noktaya göre kuzeyde kalan yer.
-
Bu yöne düşen, bu yönle ilgili olan, şimali.
-
Kutup Yıldızı'nın bulunduğu taraf.
-
Gözerimi düzleminde doğu- batı doğrultusuna dik, kutupyıldızının bulunduğu yandaki yön, sol eli doğuya, sağ eli batıya uzanmış bir insanın arka yönü.
-
North. northern. boreal. north. the north. north.
-
North. northern.
-
North. upstate.
-
north
-
nord
aç(nedir ne demek)
-
Yemek yemesi gereken, tok karşıtı
-
Yiyecek bulamayan kimse
Örnek:
Ben hem öksüzüm hem yetimim hem de tam 23 saattir açım. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Gözü doymaz, haris.
-
Çok istekli, hevesli.
-
Karnı doymamış olarak
Örnek:
Ben aç yattım mı kötü kötü rüyalar görürüm nedense. O. Kemal
-
Bk. ayrıntı çekimi.
-
Hungry. covetous. empty. unfed. esurient. greedy for. hollow. ravenous. starveling.
-
Empty. famished. hungry. peckish.
-
Hungry. covetous. greedy. insatiable. hollow.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|