|
donatım korunağı
-
5. Görünçlük donatımının saklandığı ve korunduğu yer.
-
Property-room, property store, prop room
-
Requisitenmagazin, Requisitenfundus, Requsitenraum, Requisitenkammer, Requisite
-
Magasin deş accessoires
-
Donatma, teçhiz
-
Bir fabrikayı, bir havaalanını, bir spor kuruluşunu veya bir askerî birliği etkinlik göstermesi için gerekli araç ve gereçlerle donatma.
-
Bir sanat eserinde ikinci derecede olan ayrıntılar, yardımcı ögeler.
-
Bir görünçlük içinde yer alan her çeşit eşya, nesne.
-
Bir işin yapımı için gerekli araçların tümü.
-
Properties, props, set dressings
-
Equipping. arming. rig. supplying. armament.
-
Armament. equipment.
-
Equipment. fittings. gearing. equipping. procurement of ordinance. accessories. accessory. gear. fixture. equipage. device. appliance. armature. garnish. harness. tackling. tackle. installation. rigging. rig. purchase. train. mounting. furniture. ap.
-
Equipment
-
Requisit, Requisiten, Spielrequisiten, Atelierfundus, Fundusgegenstande
-
Ausrüstung, Werkstattgeräte
-
équipement
görünçlük (nedir)
-
Bir ya da daha çok çekim içinde gerçekleştirilen, aynı kişileri aynı bezem içinde gösteren, çekim ile ayrım arasında yer alan film parçası (bazen çekim yerine de kullanılır). TV
-
Bir televizyon oyununun, aynı kişileri aynı bezem içinde veren bölümü. Sinem./TV
-
Dış dünyanın film ya da televizyon oyununda yer alan herhangi bir görünüşü
-
İşliğin, düzlüğün, üzerinde bezem kurulmuş, çalışma yapılan bölümü.
-
1. scene, film scene, 2-3. scene, 4. stage
-
1. Szene, Filmszene, 2-3. Szene, 4. Bühne
-
Scène
-
Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân
Örnek:
İzinsiz bir yere gitmek ne haddime? M. Ş. Esendal
-
Gezinilen, ayakla basılan taban
Örnek:
Ayıp bir şey gördü mü kulaklarına kadar kızarıyor, gözünü yerde bir noktaya dikip öylece kalakalıyordu. H. Taner
-
Bulunulan, yaşanılan, oturulan şehir, kasaba, mahalle
-
Durum, konum, vaziyet.
-
Ülke, bölge.
-
Görev, makam
Örnek:
Askerden gelirse bakalım bir yere yerleştirebilecek miyiz? M. Ş. Esendal
-
Önem.
-
Yerküre.
-
Dışarıdaki çevirimlerin gerçekleştirildiği uzay.
-
Location
-
Terraneous. earth. premises. footing. whereabouts. glebe. ground. locale. locality. location. locus. mother earth. place. position. post. quarter. room. seat. site. situation. situs. slot. space. spot. stand. standing. station. stead. terrain. ubiety.
-
Ground. earth. landmark. locality. location. place. point. position. room. seat. site. situation. space. spot. stand. station. stead.
-
Location. floor space. ground. land. lieu. locale. locality. locus. place. room. seat. slot. spot. spot of land. station. stead. terrain. way. world.
-
Aufnahmegelande, Aufnahmeort, Drehort, Schauplatz, Standort, Motiv, Originalmotiv
-
Heu
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|