|
donakalmak
-
Şaşırıp bir süre ne yapacağını, ne diyeceğini bilememek
Örnek:
Kaşlarını kaldırarak kafasını salladığı saniye donakalmıştım. S. M. Alus
-
To be petrified with horror or astonishment.
-
Bir olayın başı ile sonu arasında geçen zaman parçası, zaman aralığı, zaman bölümü, müddet
Örnek:
Hükümdar gibi davrandığınız sürece hükümdar sayılırsınız. T. Oflazoğlu
-
Time. span. continuance. duration. bout. interval. length. period. respite. run. space. stretch. term. while.
-
Duration. grace. period. season. space. spell. term. time. while.
-
duration.
-
Screen time
-
notice
-
(neg. form of bilemek) sharpen, whet, grind, abrade, hone, reset
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|