|
dolu dönme
-
Sarmaya alınmış alttaki güreşçinin, üstteki yayma eylemine geçtiği anda, sarmaya alınmış bacağı yönüne dönerek sarmayı çözmeden üste çıkması.
-
Havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan, türlü irilikte, yuvarlak veya düzensiz biçimli saydam buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü
Örnek:
Dolu ekinlerini vurmuşsa bir yıl aç demekti. T. Buğra
-
İçi boş olmayan, dolmuş, meşbu, boş karşıtı.
-
Bir yerde sayıca çok.
-
Boş yeri olmayan, her yeri tutulmuş olan
Örnek:
Haftaya pazartesiye kadar bütün uçaklar dolu. A. İlhan
-
Boş vakti olmayan, meşgul.
-
Çok olan (iş, uğraş, olay vb.).
-
İçinde atılacak mermisi bulunan (top, tüfek vb. ateşli silahlar).
-
Tornacılıkta delik açılmamış (gereç).
-
Bir duygunun güçlü etkisinde olan.
-
Havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan, çeşitli irilikte, iç içe katmanlı, yuvarlak ya da düzensiz biçimli saydam buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü.
-
Full. filled. loaded. crowded. occupied. engaged. abounding. abundant. alive with. capacity. fraught. instinct. instinct with. laden. replete. rife. shot. shot through. steeped in. thick with. hail.
-
Fraught. full. hail. laden. loaded.
-
Full. filled. hail. abounding. loaded. containing a drink. charged. filled up. stuffed. packed. solid. complete. full-up. laden. fraught.
-
hail
-
grêle
-
Ameliyatla cinsiyet değiştiren kimse.
-
Biçimi değişmeyen bir şeklin ekseni çevresindeki hareketi.
-
Başka bir dindeyken Müslüman olan, mühtedi.
-
Dönmek işi
-
Bir cismin bir eksen çevresindeki devinimi.
-
Resim eşlemesinin bozulmasından dolayı almaç görüntülüğünde resmin aşağıya ya da yukarıya doğru yavaş ya da hızlı olarak yer değiştirmesi.
-
Bk. inversiyon
-
Bir bağırsak halkasının kendi ekseni etrafında lümenin daralmasına neden olacak tarzda dönmesi, volvulus.
-
Linehold, rooll (of frame)
-
Turning. turn. rotation. torsion. conversion. convert. circumvolution. cycle. deflection. deflexion. facing. gyration. loop. proselyte. renegade. spin. swing. tumble. twist. veer. wheel. whirligig. winding.
-
Apostle. relapse. reversal. revolution. rotation. turnabout. turning. conversion. convert. transsexual.
-
Revolution. turning. member of a Jewish community which converted to Islam in the seventeenth ce. rotation. circulation. spin. rotative. rotary motion. regress. turnabout. turn. circuit. rolling. return. currency. circular motion. curling. warping. whirli.
-
apostasy
-
rotation
-
volvulus
-
Vertikal Ablenkung, Durchfallen, Bildurchfallen
-
Drehung
-
Défilement vertical
-
rotation
-
Bir kromozomda bulunan bir dizi genin yüz seksen derece tersine çevrilmesi. Normal dizilişin alfabetik olduğunu kabul edersek, A B C G F E D H I, D E F G genlerinininversiyonunu gösterir. Ters çevrilme sentromeri kapsarsa perisentrik, kapsamazsa parasentrik olarak adlandırılır.
-
Yüksek hava basıncında hafifçe ısınan havanın ağır ve soğuk hava tabakası üzerinde birikmesi ile çok tabakalı hava yapısının oluşması.
-
1. Dönme, ters dönme. 2. Bir kromozomda bulunan bir dizi genin yüz seksen derece tersine çevrilmesi.
-
inversion
-
invertion
-
inversion
-
Inversionen
-
inversion
-
İnvertere: ters çevirmek
-
Bottom, downstairs, on a lower floor, nether, subjacent
güreşçi(nedir ne demek)
-
Güreş yapan, güreşen kimse, pehlivan.
-
Güreş sporuyle uğraşan kişi.
-
wrestler.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|