Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > dolgun ücret nedir, dolgun ücret ne demek, dolgun ücretin anlamı (dolgun ücret nnd)

dolgun ücret nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






dolgun ücret

  1. Yüksek ve tatmin edici ücret.

dolgun (nedir ne demek)

  1. Dolarak biçimi yuvarlaklaşmış.
  2. Şişmana yakın, balıketinde
    Örnek: Dolgun karnını güçlükle taşıyan genç bir kadın gelip oturdu. B. Felek
  3. Çok, bol, fazla, yüksek (ücret, para vb.)
    Örnek: İlk işi babasını memnun etmek için, ona dolgun bir maaşa geçtiğini yazmak olmuş. A. Ş. Hisar
  4. Öfke, kızgınlık, kırgınlık vb. duygularla dolu
    Örnek: Müftüye karşı adamakıllı dolgundu. R. N. Güntekin
  5. Birbirine uyan, uyum gösteren
    Örnek: Atasözleri, çoğu zaman dolgun kafiyelere yaslanıyorlar. B. R. Eyuboğlu
  6. (en) Fat. well-rounded. chubby. plump. goodly. buxom. succulent. lined.
  7. (en) Buxom. fat. rich. sonorous. filled. stuffed. full. plump. high. satisfactory. rich.
  8. (en) Full. filled. stuffed. plump. high. charged. loaded. heavy. saturated. replete. wad. solid. liberal. packed. chubby. fat. good. meaty. pregnant. well rounded.
  9. (en) sonorous

ücret (nedir ne demek)

  1. İş gücünün karşılığı olan para ve mal
    Örnek: Ücret emeğin karşılığıdır. Anayasa
  2. Kiralanan veya satın alınan bir şey için ödenen para
    Örnek: Fiyatından daha yüksek bir ücretle satın aldı. P. Safa
  3. Üretim faktörlerinden biri olan emeğin üretimden aldığı pay, diğer bir deyişle emek faktörünün fiyatı.
  4. İşçilere üretim sürecine katılmaları karşılığında belli sürelerde yapılan ödeme. krş. maaş
  5. Emek karşılığında alınan para.
  6. Bk. ödemelik
  7. (en) Dues. fee. charge. terms. payment. wages. pay. wage. salary. earnings. rate. emolument. hire. honorarium. remuneration. stipend. wage rate.
  8. (en) Emolument. fee. pay. payment. rate. screw. wage. wages. cost. price.
  9. (en) Wage. fee. charge. compensation. disposable income. emolument. hire. honorarium. kickback. pay. quittance. rate. rate regulation. remuneration. reward. stipend.
  10. (en) salary
  11. (en) wage
  12. (fr) cachet

ödemelik (nedir ne demek)

  1. Yapılan iş karşılığı çalışanlara ödenen para.
  2. (en) Fee, salary
  3. <(al) Gage, Honorar, Lohn, Gehalt
  4. (fr) Cachet, traitement, honoraires

yüksek (nedir ne demek)

  1. Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan
    Örnek: ... mekik dokuduğu yüksek bez tezgâhından kalktı. Ö. Seyfettin
  2. Belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan
    Örnek: İri kanatları ile bir kaşıkçı kuşu çok yükseklerde tur atıyor. H. Taner
  3. Güçlü, etkili, şiddetli.
  4. Derece veya makamı bakımından üstün.
  5. Normal değerlerin üstünde olan, çok
    Örnek: Türk milletinin karakteri yüksektir. Atatürk
  6. Erdemli, faziletli.
  7. Toplum içinde para, ün vb. bakımından üstünlüğü olan.
  8. Yukarıda, üst tarafta olan yer
    Örnek: Yüksekten avluya açılmış iki pencereden aydınlık alıyordu. M. Ş. Esendal
  9. (en) Elevated. exalted. high. highrise. lofty. loud. spheric. stately. superior. tall. acro-. hyper-. above. over.
  10. (en) Dominant. eminent. grand. high. lofty. noble. precipitous. rarefied. superior. tall.
  11. (en) High. eminent. great. high- level. lofty. moor. noble.

tatmin(nedir ne demek)

  1. İstenen bir şeyin gerçekleşmesini sağlama, gönül doygunluğuna erme, doyum.
  2. Cinsel isteklerini giderme.
  3. Doygunluk.
  4. (en) Satisfaction. content.
  5. (en) Satisfaction. reassurance.
  6. (en) Satisfaction. satisfying. gratifying. gratification. contenting. content. contentment.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük