|
doldurma düzeni
-
Hep dolu kalmaları istenen su kaplarında kullanılan bir vana türü.
-
Gereksiz söz ve benzetmelerle dolu anlatım.
-
Yükleme.
-
Doldurmak işi
-
Özdeciklerin, boy ile biçimlerine göre bir oylumu kaplayıp dizilmeleri.
-
Akımsaklara elektrik akımı yükleme, biriktirme işlemi.
-
Filling. backfilling. charge.
-
Fill. filling. stuffing. loading. charging. packing. feeding.
-
packing
-
charge
-
Beladen
-
Joint, emballage
-
charge
-
Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem
Örnek:
Evin en bozuk düzeninde bile hastalığa mahsus birtakım aletler vardır. R. N. Güntekin
-
Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması.
-
Yerleştirme, tertip.
-
Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim.
-
Dolap, hile
Örnek:
Hile, düzen dağarcığından elbette yeni bir şey bulup çıkaracak. E. E. Talu
-
Müzik aletlerinde ses ayarı, akort.
-
Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri.
-
Alet edevat takımı.
-
Order. regularity. regulation. formation. arrangement. coordination. harmony. system. orderliness. array. contexture. convention. cosmos. disposal. disposition. get-up. layout. make-up. method. regime. right. scheme. trim.
-
Arrangement. method. order. regularity. sequence. setup. trick. trickery. trim.
-
Arrangement. device. formation. installation. order. organization. system. trim. orderliness. the social order. the system. mechanism. linkage. set-up. contrivance. accord. harmony. gadget. gear. plan. plant. train. tree. program (me. tool. machine. gin.
-
Hiçbiri dışta tutulmamak veya eksik olmamak üzere, bütün, tüm olarak.
-
Sürekli olarak, her zaman, daima.
-
All. always. all the time. every time. evermore. routinely. ever. all. wholly. omni-.
-
Always. ever. forever. throughout. all. wholly. entirely.
-
See Hip, the fruit of the dog-rose. informed about the latest trends.
-
All. the whole. always. invariably. ever.
-
High Energy Physics. acronym standing for High Energy Physics It's the real reason we're all here.
-
Habitat Evaluation Procedure.
-
Higher Education Publications, Inc. high-explosive plastic. informed about the latest trends.
-
Argo açıkgöz, uyanık
-
bilgili.
dolu(nedir ne demek)
-
Havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan, türlü irilikte, yuvarlak veya düzensiz biçimli saydam buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü
Örnek:
Dolu ekinlerini vurmuşsa bir yıl aç demekti. T. Buğra
-
İçi boş olmayan, dolmuş, meşbu, boş karşıtı.
-
Bir yerde sayıca çok.
-
Boş yeri olmayan, her yeri tutulmuş olan
Örnek:
Haftaya pazartesiye kadar bütün uçaklar dolu. A. İlhan
-
Boş vakti olmayan, meşgul.
-
Çok olan (iş, uğraş, olay vb.).
-
İçinde atılacak mermisi bulunan (top, tüfek vb. ateşli silahlar).
-
Tornacılıkta delik açılmamış (gereç).
-
Bir duygunun güçlü etkisinde olan.
-
Havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan, çeşitli irilikte, iç içe katmanlı, yuvarlak ya da düzensiz biçimli saydam buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü.
-
Full. filled. loaded. crowded. occupied. engaged. abounding. abundant. alive with. capacity. fraught. instinct. instinct with. laden. replete. rife. shot. shot through. steeped in. thick with. hail.
-
Fraught. full. hail. laden. loaded.
-
Full. filled. hail. abounding. loaded. containing a drink. charged. filled up. stuffed. packed. solid. complete. full-up. laden. fraught.
-
hail
-
grêle
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|