|
dolabı sezmek
-
Get to
-
Açık bir kanıt olmaksızın, olmuş veya olacak bir şeyi anlamak, kestirmek, hissetmek
-
Anlamak, fark etmek
Örnek:
Onun deli sayılmasının sebeplerini gizlice biz de sezerdik. A. Ş. Hisar
-
Be sensible of. taste blood. intuit. perceive. discern. feel. guess. sense. smell. sniff. have a scent for smth. antedate. anticipate. detect. divine. rumble. scent. see.
-
Feel. scent. sense. smell. to sense. to perceive. to feel. to foresee. to discern. to scent.
-
To understand sth intuitively. to sense. to feel. to perceive. to discern. detect. find. rumble. scent. smell.
-
Varmak, başlamak, yapıyor bulunmak, dolabı sezmek, dalavereyi anlamak
-
Yavru, hayvan yavrusu.
-
(got, got,B.D gotten, getting) almak, ele geçirmek elde etmek, tedarik etmek
-
yakalamak
-
götürmek
-
hazırlamak
-
yaptırmak
-
Sebep olmak
-
(netice olarak) bulmak
-
ögrenmek
-
(hastalığa) tutulmak, olmak
-
Bağlantı kurmak
-
(trene) yetişmek
-
Gebe bırakmak (gen
-
Almak, edinmek, elde etmek, ele geçirmek; satın almak; getirmek, götürmek; varmak, gelmek; kazanmak; yapmak; idrak etmek; kavramak, canına okumak; öldürmek; açığını bulmak
-
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı
Örnek:
Açık pencerenin önünde denize karşı saatlerce dertleştik. R. N. Güntekin
-
Engelsiz.
-
Örtüsüz, çıplak.
-
Boş.
-
Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal.
-
Aralığı çok.
-
Çalışır durumda olan
Örnek:
Bazı dükkânları açık olan caddeden sola saptılar. Ö. Seyfettin
-
Kolay anlaşılır, vazıh
Örnek:
Açık konuşma zamanının artık geldiğine kani idim. R. N. Güntekin
-
Gelirin gideri karşılamaması durumu.
-
Bk. gedik
-
1) sarîh. 2 ) alenî.
-
Bk. açılma
-
Open. uncovered. wide-open. visible. apparent. obvious. bare. clear. unclouded. cloudless. definite. exposed. blank. aboveground. articulate. avowed. broad. candid. categorical. clean-cut. clear-cut. confessed. crystal. decided. declared. decollete.
-
Apparent. blunt. broad. clear. concrete. confessed. debit. decided. definite. demonstrable. distinct. evident. explicit. fine. forthright. graphic. intelligible. manifest. on. open. outstretched. overt. patent. picturesque. plain. shortage. shortfall. signal. specific. square. transparent. unequivocal. unreserved. vacant. weak.
-
On. open. deficit. offing. vacancy. uncovered. free. exposed to. vacant. unoccupied. blank. deficient. frank. clear. explicit. plain. distinct. light. indecent. obscene. saucy. frankly. closely. apparent. absolute assignment. bald. bare. bl.
-
deficit
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|