|
dolaşmak
-
Gezmek, gezinmek
Örnek:
Belki otuz defa, belki kırk defa, otelin merdivenlerini inip çıkıyor, her yeri dolaşıyor. M. Ş. Esendal
-
Doğru gitmeyip yolu uzatmak.
-
Dönüp başka bir yönden gelmek.
-
Kan, damarlarda yer değiştirmek.
-
Saç, iplik vb. şeyler birbirine karışarak güç çözülür duruma gelmek.
-
Bir yeri belli bir amaçla gezmek.
-
Denetlemek amacıyla bir yeri gezmek.
-
Nefes, el bir şey üzerinde hafifçe hareket etmek.
-
Be afloat
-
Bat around. go for a walk. take a walk. walk around. walk about. air oneself. go around. go about. look round. walk. circulate. circuit. become tangled. knot. jauntiness. browse around. float. flow. hike. itinerate. jaunt. go for a jaunt. go on a jau.
-
Circulate. ramble. roll. rove. stroll. tangle. tour. walk.
-
To wander. to be indirect. to get tangled. to be generally reported. to walk. to circulate. to rove. to hike. to go around. to be entangled. to walk about. to loaf. to twist. to patrol. to hack. to recirculate. to in.
-
Hava alma, hoş vakit geçirme vb. amaçlarla bir yere gitmek, seyran etmek
Örnek:
Tek başına buralarda gezdiği hâlde aradığını bulamıyordu. O. C. Kaygılı
-
Bir yerde dolaşmak, yürümek
Örnek:
Kunduralarını çıkarır, satar, yalın ayak gezerdi. S. F. Abasıyanık
-
Gitmek, başvurmak.
-
Bulunmak.
-
Bir yeri görüp incelemek.
-
Hasta ayağa kalkmak.
-
Herhangi bir biçimde gezinmek.
-
Bir yerde gezi yapmak.
-
Walk. wander. go about. hike. itinerate. travel. tour. visit. wander in. browse around. get about. jaunt. knock about. knock around. perambulate. peregrinate. promenade. range. rove.
-
Walk. wander. go about. hike. itinerate. travel. tour. visit. wander in. browse around. get about. jaunt. knock about. knock around. perambulate. peregrinate. promenade. range. rove. gad. ramble. roll.
-
To walk. to stroll. to move around. to go on a pleasure trip. to go out. to tour (a place. to walk around a place. to go. to travel. to range. to move. to hike. to roam. to cruise. to see over. to tramp. to promenade. exercise. joy ride. look round. tour.
gezinmek (nedir)
-
Eğlenmek, vakit geçirmek için gezmek, dolaşmak, seyran etmek
Örnek:
Başı bir düşünceyle ağırlaşmış gibi öne düşük, elleri cebinde, geziniyordu. P. Safa
-
Belirli bir çevre içinde gezip durmak
Örnek:
Bir akşam rıhtım boyunda geziniyordum. S. F. Abasıyanık
-
Özellikle doğaçtan yapılan müzikte, ezgiyi belli bir makam anlayışı içinde değişik perdeler üzerinde çalmak, dolaşmak.
-
Bat around. walk about. walk around. wander about. wander. stroll. hang around. hang about. get around. mosey. perambulate. promenade. roam. rove. rove about. stray. go for a stroll. take a stroll. go for a walk. take a walk.
-
Promenade. ramble. range. roam. stroll. walk. to wander about. to get about. to get around. to stroll. to ramble. to roam.
-
To wander about without a definite purpose. to walk about. to roam. to walk. to lounge. to promenade.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|