Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > do well nedir, do well ne demek (do well nnd)

do well nedir, do well ne demek?

do well   US UK

  1. İyi gitmek, iyi olmak, iyi kazanmak, iyi dinlenmiş olmak, becermek

do   US UK (nedir ne demek)

  1. Gam (II) dizisinde "si" ile "re" arasındaki ses.
  2. Bu sesi gösteren nota işareti.
  3. (en) Syllable attached to the first tone of the major diatonic scale for the purpose of solmization, or solfeggio.
  4. (en) It is the first of the seven syllables used by the Italians as manes of musical tones, and replaced, for the sake of euphony, the syllable Ut, applied to the note.
  5. (en) In England and America the same syllables are used by many as a scale pattern, while the tones in respect to absolute pitch are named from the first seven letters of the alphabet.
  6. (en) To place; to put.
  7. (en) To cause; to make; with an infinitive.
  8. (en) To bring about; to produce, as an effect or result; to effect; to achieve.
  9. (en) To perform, as an action; to execute; to transact to carry out in action; as, to do a good or a bad act; do our duty; to do what I can.
  10. (en) To bring to an end by action; to perform completely; to finish; to accomplish; a sense conveyed by the construction, which is that of the past participle done.
  11. (en) To make ready for an object, purpose, or use, as food by cooking; to cook completely or sufficiently; as, the meat is done on one side only.
  12. (en) To act or behave in any manner; to conduct one's self.
  13. (en) To fare; to be, as regards health; as, they asked him how he did; how do you do to- day? To succeed; to avail; to answer the purpose; to serve; as, if no better plan can be found, he will make this do.
  14. (en) Deed; act; fear.
  15. (en) Ado; bustle; stir; to do.
  16. (en) Cheat; a swindle.
  17. (en) To perform work upon, about, for, or at, by way of caring for, looking after, preparing, cleaning, keeping in order, or the like.
  18. (en) Wash all grease and dirt off walls and woodwork Patch cracks in walls and ceilings before painting Seal all new surfaces with a primer Scrape off all loose paint and sand the surface to a smooth finish Stir paint thoroughly before any applications Allow new plaster to dry before painting Properly ventilate area to be painted DON'T Don't expect good results on dirty surfaces Don't paint over a damp surface with oil-base paints Don't apply the second coat of paint until the first coat has dried properly Don't sand woodwork across the grain Don't change cans of paint in the middle of a wall area Don't add thinner to the product unless directions call for it.
  19. (en) Dissolved Oxygen - a measure of the oxygen dissolved in water expressed in milligrams per liter.
  20. (en) In Japan; any art that is practiced to develop both technical and spiritual maturity is considered a do, a 'way' to harmonize body and mind.
  21. (en) Dissolved oxygen.
  22. (en) The Way or Path 'The Way means to be one with the Will of the Universe and embody its function If you are even slightly apart from it, it is no longer the Way.
  23. (en) Doctor of Osteopathy DOs complete a training, certification and licensing program that is almost exactly the same as that of an allopathic medical doctor They are licensed to perform surgery and write prescriptions.
  24. (en) Abbreviation for doctorate of osteopathy.
  25. (en) Way/path The Japanese character for 'DO' is the same as the Chinese character for Tao In aikiDO, the connotation is that of a way of attaining enlightenment or a way of improving one's character through aiki.
  26. (en) To deal with for good and all; to finish up; to undo; to ruin; to do for.
  27. (en) The syllable naming the first note of any major scale in solmization create or design, often in a certain way; 'Do my room in blue'; 'I did this piece in wood to express my love for the forest' travel or traverse ; 'This car does 150 miles per hour'; 'We did 6 miles on our hike every day' carry on or manage; 'We could do with a little more help around here' get done; 'I did my job' proceed or get along; 'How is she doing in her new job?'; 'How are you making out in graduate school?'; 'He's come a long way'.
  28. (en) The first degree of the major scale.
  29. (en) Way' or 'path ' When this term is used as a suffix to a particular style of the Japanese martial arts, it is indicitive of more than just a means of combat Do indicates a discipline and philosophy with moral and spiritual connotations, with the ultimate aim being enlightenment.
  30. (en) Way' or 'path' When this term is used as a suffix to a particular style of the Japanese martial arts, it is indicitive of more than just a means of combat Do indicates a discipline and philosophy with moral and spiritual connotations, with the ultimate aim being enlightenment.
  31. (en) Disolved Oxygen.
  32. (en) Tone of the scale MO - a moment UP - to raise.
  33. (en) Doctor of Osteopathic Medicine Signifies a physician who graduated from an osteopathic medical school Osteopathic philosophy focuses on the unity of each of the body systems in relationship to maintaining balance and health Graduates receive training in all of the standard medical and surgical arts, with additional training in manual medicine and osteopathic manipulative treatments.
  34. (en) The mid-section of the body It is a valid target in competitive matches.
  35. (en) Defaulted then bankruptactive, other UI Unreinsured.
  36. (en) A) Way, path, etc This word was used frequently in Chinese and Japanese philosophy in the sense of the way of doing an act in the moral and ethical spheres well as the simple physical Jigoro Kano 'borrowed' it from these sources b) Trunk of the body.
  37. Bir gamın birinci ve son notası.
  38. Eğlenti, toplantı
  39. (did, done) etmek, yapmak, eylemek
  40. İcra etmek, kılmak, ifa etmek
  41. Başa çıkmak, başarmak
  42. Tamamlamak
  43. Hazırlamak, tertip etmek
  44. Hareket etmek, davranmak
  45. Bir halde olmak
  46. İşini becermek
  47. Kafi gelmek, yetişmek
  48. Tercüme etmek
  49. Oynamak (piyes)
  50. Belirli bir mesafe katetmek
  51. Fiilin anlamını ve emir cümlesini kuvvetlendirmede
  52. Yapmak, etmek; tamamlamak, meydana getirmek; neden olmak; düzenlemek, temizlemek; rolünü üstlenmek; ilgilenmek; uymak; ayağını kaydırmak; dolandırmak (Argo)

well   US UK (nedir ne demek)

  1. Pekâlâ! Ya! Hayret! Olur şey değil! Sahi ! Eh ! Haydi
  2. We will, we shall.
  3. Öyleyse!, peki!, şey!, ya!
  4. (better, best) iyi, güzel, hoş, ala, iyice
  5. Hakkıyle, Iâyıkıyle
  6. Çok, pek
  7. Tamamen, hayli, oldukça
  8. İyi, güzel
  9. Sıhhatça iyi, sıhhatli
  10. Kârlı, elverişli
  11. Kuyu, çeşme, memba, kaynak
  12. Pınar
  13. Hokka
  14. Sahanlık, merdiven veya asansör boşluğu
  15. Kaynamak, yerden fışkırmak
  16. Fışkırmak, kaynamak

iyi gitmek (nedir ne demek)

  1. (bir iş) yolunda olmak; yakışmak.
  2. (en) Suit, go well, prosper, do well.

iyi (nedir ne demek)

  1. İstenilen, beğenilen nitelikleri taşıyan, beğenilecek biçimde olan, kötü karşıtı
    Örnek: Bir aralık iyi fal bildiğimi haremde duyurdum. F. R. Atay
  2. Bol, yararlı, kazançlı.
  3. Çok.
  4. Uğurlu, hayırlı, iyilik getiren.
  5. Esen, sağlıklı.
  6. Yerinde, uygun.
  7. Yeterli, yetecek miktarda olan
    Örnek: Annemin simasını şimdi iyi hatırlayamıyorum. Y. K. Beyatlı
  8. Öğrencinin değerlendirilmesinde kullanılan orta ile pekiyi arasındaki not.
  9. Somut kişi ya da edim değeri. // İyi, değerler düzeninde yüksek değerleri seçmede ortaya çıkar. Buna karşılık kötü, aşağı değerlerin yeğ tutulmasında kendini gösterir. Ayrıca: "Yararlı olaniyidir." (yararcılık) ya da "Haz vereniyidir." (hazcılık) görüşleri.
  10. (Geniş anlamında) a. İşe yarar, ereğine, özüne uygun, doğru yapılmış; doğasına uygun. b. İstenmeğe değer olan. c. Değere yönelmiş, değere ilişkin, değerle belirlenmiş, değerli.
  11. Ahlâkın ve ahlâk felsefesinin temel kavramı: Ahlaksal değer; ahlaksal olanın olumlu ana niteliğini gösteren özel kavram; ahlâkça değerli olan (karşıt kavramı: kötü). Ahlâk felsefesinde şu anlamlarda kullanılır: a. (Skolastikte) Tanrı'nın istemiş olduğu dünyadaki varlık düzeni ile uyum. b. (Kant'ta) İstencin, içerik bakımından değil de, yalnızca ahlâk yasasınca belirlenmiş olan biçimsel niteliği.
  12. (en) Good.
  13. (en) Bonny.
  14. (en) Goodish.
  15. (en) Likely.
  16. (en) Nice.
  17. (en) Plentiful.
  18. (en) Abundant.
  19. (en) İn good health.
  20. (en) Fine.
  21. (en) Fair.
  22. (en) Well.
  23. (en) All right.
  24. (en) Alright.
  25. (en) Great.
  26. (en) Okay.
  27. (en) Sound.
  28. (en) Agreeable.
  29. (en) Comfortable.
  30. (en) Decent.
  31. (en) Well enough.
  32. (en) Gratifying.
  33. (en) Happy.
  34. (en) Just.
  35. (en) Kind.
  36. (en) Decently.
  37. (en) Passable.
  38. (en) Pretty.
  39. (en) Right.
  40. (en) Salubrious.
  41. (en) Suitable.
  42. (en) All right!.
  43. (fr) Bien
  44. (la) Bonus

iy (nedir ne demek)

  1. [iğdemir -2]: Su değirmenlerinde üst taşı döndüren demir. (Köprü *Şarkikaraağaç -Isparta) [iğdemir -2] : (Kandilli *Bozüyük -Bilecik)

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.012