|
Bu kelime tam olarak bulunamadı, belki aşağıdaki(ler) işinize yarayabilir:
Bu kelimeyi ekleyerek katkıda bulunabilirsiniz.
ora
-
O yer
Örnek:
Bizimkiler ora senin, bura benim derken bir ulu dağın başına geldiler. Y. Kemal
-
Kıyı, kenar, çizgi, sınır.Dgr.: anat. ora
-
That place.
-
A money of account among the Anglo-Saxons, valued, in the Domesday Book, at twenty pence sterling.
-
Uw Office of Regional Affairs.
-
Ucla Office of Research Administration.
-
Fda'S Office of Regulatory Affairs.
-
Office of Regulatory Affairs; Branch of FDA which is responsible for district offices and therefore also controls the inspections of manufacturers.
-
Parameter file.
-
An ORA is an assessment of a customer system provided by Oracle Consulting.
-
Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân
Örnek:
İzinsiz bir yere gitmek ne haddime? M. Ş. Esendal
-
Gezinilen, ayakla basılan taban
Örnek:
Ayıp bir şey gördü mü kulaklarına kadar kızarıyor, gözünü yerde bir noktaya dikip öylece kalakalıyordu. H. Taner
-
Bulunulan, yaşanılan, oturulan şehir, kasaba, mahalle
-
Durum, konum, vaziyet.
-
Ülke, bölge.
-
Görev, makam
Örnek:
Askerden gelirse bakalım bir yere yerleştirebilecek miyiz? M. Ş. Esendal
-
Önem.
-
Yerküre.
-
Dışarıdaki çevirimlerin gerçekleştirildiği uzay.
-
location
-
Terraneous. earth. premises. footing. whereabouts. glebe. ground. locale. locality. location. locus. mother earth. place. position. post. quarter. room. seat. site. situation. situs. slot. space. spot. stand. standing. station. stead. terrain. ubiety.
-
Ground. earth. landmark. locality. location. place. point. position. room. seat. site. situation. space. spot. stand. station. stead.
-
Location. floor space. ground. land. lieu. locale. locality. locus. place. room. seat. slot. spot. spot of land. station. stead. terrain. way. world.
-
Aufnahmegelande, Aufnahmeort, Drehort, Schauplatz, Standort, Motiv, Originalmotiv
-
Heu
-
Önce, evvel (Eski Kullanım)
kıyı(nedir ne demek)
-
Kara ile suyun birleştiği yer
Örnek:
Kandilli akıntısını geçiyoruz. İşte Küçüksu kasrı, kıyıda bembeyaz gülüyor. Y. Z. Ortaç
-
Kenar, uç
-
Sahil
-
Issız, tenha yer.
-
Karanın deniz boyunca uzanan bölümü.
-
Kuşak izgesi gibi bir girişim ya da kırınım kuşağı çizgi dizgesinin sınır dalga boyu.
-
İnshore. side. edge. coast. sea coast. shore. bank. brink. littoral. strand. waterside.
-
Beach. coast. coastline. seaboard. seafront. shore. strand.
-
Shore. coast. bank. edge. side. outskirts. beach. brink. coastal. sea front. seaboard. seaside. strand. waterside.
-
coast
-
edge
-
Kante
-
côte
-
arête
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|