|
Bu kelime tam olarak bulunamadı, belki aşağıdaki(ler) işinize yarayabilir:
Bu kelimeyi ekleyerek katkıda bulunabilirsiniz.
bilim
-
Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim
Örnek:
Benim sizden istediğim Türkçe yardım, bazı eski yazılı bilim ve tarih gibi ciddi eserleri bana okumanızdır. H. E. Adıvar
-
Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi.
-
Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci.
-
1-Evrenin bir bölümünü konu olarak seçen, deneysel yöntemlere ve gerçekliğe dayanarak yasalar çıkarmaya çalışan düzenli bilgi. 2- Türlü duygusal yaşantıların mantıkça bir örnek düşünce dizgesine uydurulması için gösterilen çabalara verilen ad.
-
Science. knowledge. learning. scholarship.
-
Science. learning.
-
Science. lore.
-
science
-
Bir olayda birbiri ardınca görülen, bir işte birbiri ardınca beliren, gelişen değişik durumların her biri, aşama, safha, merhale, faz.
-
Sabnamlı bir olayın yinelenimleri boyunca, içinde bulunduğu aşamaları niteleyen açısal nicelik.
-
Sabnamlı bir olayın yinelenimleri boyunca, içinde bulunduğu aşamaları niteleyen açısal nicelik.
-
Aynı yinelenimdeki dönemsel iki devinimin birbirine göre durumunu saptayan özellik. (İki devinim, aynı anda, dönemsel devinimin aynı noktasında bulunuyorlarsa aynıevrededirler (evrede). Ses dalgalarının, elektrik salınımlarınınevresinden de söz edilebilir).
-
Motorlarda birbirini izleyen emme, sıkıştırma, yanma ve atma işlemlerinden oluşan dönemlerin her biri.
-
Bir hastalığın veya işlemin çeşitli durum veya safhalarından her biri, faz
-
phase
-
Stage. phase. degree. state.
-
Phase. stage. phase safha. merhale. faz.
-
Phase. lap.
-
Cycle stroke
-
Phase
-
Takt
-
phase
-
temps
konu(nedir ne demek)
-
Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu
Örnek:
Öğretmenimizin verdiği konuları manzum yazardım. Y. Z. Ortaç
-
Üzerinde konuşulan şey, bahis
-
Bir işlevin bir kesimin oluşturan bağımsız değişken; özellikle üçgenölçüsel işlevlerin açı cinsinden bağımsız değişkenleri.
-
Sinema ve televizyon alıcısının, fotoğraf aygıtının merceğinin, üzerine yöneltildiği ve görüntüsünü saptamayı amaçladığı temel varlık, nesne, görünüm
-
Bu yolda saptanmış olan nesne
-
Öykülü bir filmin ya da televizyon oyununun en kısa biçimde anlatılabilecek olgusu.
-
Ele alınan, üzerindekonuşulan ya da yazı yazılan düşünce, sorun, durum ya da olay.
-
Herhangi bir ders kapsamının, belli bir sürede öğretilecek bölümlerinden her biri.
-
1-2. object, 3. story, subject, action theme
-
Subject. matter. point. issue. theme. topic. affair. argument. business. head. heading. res. shebang. subject matter. text. thing.
-
Business. matter. object. question. scope. subject. text. theme. topic.
-
Subject. topic. matter. subject matter. case. change of design. head. heading. point. purview. question. res. shebang. text. theme.
-
Subject, subject matter
-
argument
-
1-2. Objekt, Aufnahmeobjekt, 3. Sujet, Filmsujet, Inhaltsangabe, Stoff
-
1-2. objet, 3. sujet, récit
-
argument
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|