Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > dizlerinin bağı çözülmek nedir, dizlerinin bağı çözülmek ne demek (dizlerinin bağı çözülmek nnd)

dizlerinin bağı çözülmek nedir, dizlerinin bağı çözülmek ne demek?

dizlerinin bağı çözülmek

  1. Herhangi bir neden dolayısıyla ayakta duramayacak duruma gelmek.
  2. (en) Cower.

bağı (nedir ne demek)

  1. Büyü.
  2. (en) Spell.
  3. (en) Charm.

bağ (nedir ne demek)

  1. Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne.
  2. Sargı.
  3. İlgi, ilişki, rabıta
    Örnek: Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür. Anayasa
  4. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti.
  5. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm.
  6. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılan yay biçimindeki işaret.
  7. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası
    Örnek: Üzümünü ye de bağını sorma. Atasözü
  8. Meyve bahçesi.
  9. Bağlam, deste, demet.
  10. Bir özdecik oluşumunda iki öğeciğin kimi dış eksiciklerinin ortaklaşa kullanımı ile ya da eksicik alışverişi ile sağlananbağlanım.
  11. Ancak belirli doğrultu ve uzaklıklarda güçlü olan, özel kimyasal kuvvetlerden kurulu öğeciklerarası bağlam.
  12. Hareket eden birkaç kemiği birleştiren kuvvetli, telli sık bağ dokusu şeridi.
  13. Yassı solungaçlılarda iki kabuğu bağlayan menteşe şeklindeki yapı, ligament.
  14. (en) Bath , spa.
  15. (en) Bond.
  16. (en) Brace.
  17. (en) Cord.
  18. (en) String.
  19. (en) Knot.
  20. (en) Vineyard.
  21. (en) Vinculum.
  22. (en) Beginnings.
  23. (en) Alliance.
  24. (en) Bandage.
  25. (en) Binder.
  26. (en) Connection.
  27. (en) Connexion.
  28. (en) Copula.
  29. (en) Copulation.
  30. (en) Corelate.
  31. (en) Daughter.
  32. (en) Fascia.
  33. (en) Fastener.
  34. (en) Fastening.
  35. (en) Header.
  36. (en) Lace.
  37. (en) Ligament.
  38. (en) Ligature.
  39. (en) Link.
  40. (en) Linkage.
  41. (en) Linkup.
  42. (en) Nexu.
  43. (en) Contact.
  44. (en) Till.
  45. (en) Yoke.
  46. (en) Bunch.
  47. (en) Sheaf.
  48. (en) Relation.
  49. (en) İmpediment.
  50. (en) Restraint.
  51. (al) Bindung
  52. (al) Bindung Dgr.: Jap. ketug
  53. (fr) Lien
  54. (fr) Liaison

çözülmek (nedir ne demek)

  1. Çözme işine konu olmak
    Örnek: Alaca bir karanlık sarmadayken her yeri / Atlarımız çözüldü girdik handan içeri. F. N. Çamlıbel
  2. Gevşeyip yumuşamak, erimeye başlamak.
  3. Birliğini, beraberliğini yitirmek, dağılmak, parçalanmak.
  4. Gevşemek, güçsüz kalmak.
  5. Dağılmak, çökmek
  6. (en) Loosen.
  7. (en) Be untied.
  8. (en) Come loose.
  9. (en) Get loose.
  10. (en) Come undone.
  11. (en) Work loose.
  12. (en) Ravel.
  13. (en) Ravel out.
  14. (en) Slip.
  15. (en) Sort itself out.
  16. (en) Uncoil.
  17. (en) Unfasten.
  18. (en) Unravel.
  19. (en) Unrope.
  20. (en) Untwine.
  21. (en) Work out.
  22. (en) Disentangle.
  23. (en) Unfold.
  24. (en) Unwind.
  25. (en) To come unfastened.
  26. (en) To loosen.
  27. (en) To ravel.
  28. (en) To be solved.
  29. (en) To break up.
  30. (en) To disintegrate.
  31. (en) To disengage.
  32. (en) To become weak.
  33. (en) To pine away.
  34. (en) To thaw.
  35. (en) To unwind.
  36. (en) To be unfastened.
  37. (en) To lose its strength.
  38. (en) To become routed.
  39. (en) To liquefy.
  40. (en) To break-down.
  41. (en) To dissociate.
  42. (en) To disassociate.
  43. (en) To decompose.
  44. (en) To unbend.
  45. (en) To yield.
  46. (en) To flux.
  47. (en) To melt.

herhangi bir (nedir ne demek)

  1. Belli olmayan, rastgele bir (kimse veya şey)
    Örnek: Son üç senedir herhangi bir adamdan farkım yok. H. E. Adıvar
  2. (en) Whatever.

herhangi (nedir ne demek)

  1. Belli olmayan, özellikleri iyice bilinmeyen, rastgele.
  2. (en) Whoever.
  3. (en) Whichever.
  4. (en) Soever.
  5. (en) Whatever.
  6. (en) Whatsoever.

neden (nedir ne demek)

  1. Bir olayı ve durumu gerektiren, doğuran başka olay veya durum, sebep
  2. Bir olayı doğuran başka bir olayı sormak için kullanılan bir söz; niçin
    Örnek: Biz şarklılar neden ille her şeyi büyütüp efsaneleştiririz? H. Taner
  3. Bir varlığı veya olayı etkileyen, oluşturan, doğuran şey, sebep, illet.
  4. I. Gerçekneden (illet). 1- Bir olayın gerçeknedeni. Bir şeyi etkileyen, oluşturan, doğuran; -> etkinin bağlılaşık kavramı; gerçek etkilere ve değişmelere yol açan etkileme. ("A B ninnedenidir." dendiğinde, "A nın varoluşu B nin varoluşununnedenidir." denmek istenir.) Eskiçağda ve Dekartçılarda bugünkünden daha geniş anlamda kullanılmıştır. Aristotelesnedeni dört ayrı anlamda kullanır: a.Biçimselneden (causa formalis): Biçim verenneden. b. Özdeksel-içerikselneden (causa materialis): Gerçekte bulunan özdekselneden; özdeksel koşul; etkilemenin, temeli, değişmeyen özdeği; kendisinden bir şeyin oluştuğu şey. c. Etkileyicineden (causa efficiens): Başlangıçta bulunan edici, yapıcı, etkileyicineden. d. Erekselneden (causa finalis): Bir son, erek güdenneden. Günümüzdenedenin yalnızca bu son iki anlamı kalmıştır. Etkileyicineden, bir başka olayı doğuran, bir olayı ya da bir eylemi yaratan varlığı göstermek için; erekselneden de, bir edimi gerçekleştirmek üzere güdülen ereği göstermek için kullanılır. 2- Bir özün, bir varlığın olanağının varlık koşulu olarak varlıknedeni, var olmanedeni (Lat. ratio essendiratio possibilitatis). Ancak burada olgusal olay henüz söz konusu değildir, böyle bir olay için gerçekneden (causa) olması zorunludur. 3-Hareketnedeni, kımıldatıcıneden, güdü (motif). İstemenin, eyleminin ruhsalnedeni. II. Mantıksalneden (sebep): 1- Kensisinden, başka bir yargının, başka bir önermenin, başka bir kavramın zorunlukla çıktığı yargı, önerme ya da kavram. Temel, dayanak, gerekçe. (Bağlılaşık kavramı: sonuç=consecutio.) 2- Doğrulayıcıneden, doğrulama, gerekçe: Bir şeyi haklı göstermek üzere öne sürülen kanıt. (Bu kanıt iyi olmayabilir de.) 3- Bilginedeni (ratio cognoscendi): Bir şeyin bilinmesini sağlayanneden. (Ör. Termometrenin yükselmesi ısı artışının saptanması için bilginedenidir; termometre ısının yükselmesinin gerçeknedenini açıklamaz, yalnızca onun bilinmesininnedenidir.)
  5. (en) Grounds.
  6. (en) Matter.
  7. (en) Motivation.
  8. (en) Score.
  9. (en) Why ? what for ? For what reason.
  10. (en) Causa.
  11. (en) Parent.
  12. (en) Cause,.
  13. (en) What for.
  14. (en) Causatively.
  15. (en) Forwhy.
  16. (en) Whence.
  17. (en) Wherefore.
  18. (en) Wherefrom.
  19. (en) Reason.
  20. (en) Cause.
  21. (en) Occasion.
  22. (en) Ground.
  23. (en) Case.
  24. (en) İnducement.
  25. (en) Motive.
  26. (en) Point.
  27. (en) Rise.
  28. (en) Room.
  29. (en) Seeds.
  30. (en) Spring.
  31. (en) Subject.
  32. (fr) Raison
  33. (la) Causa,
  34. (la) Ratio

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.020