|
disparate
-
(s). eşit olmayan, birbirine benzemeyen, tamamen ayrı, farklı.
-
S. bambaşka, tamamen farklı, benzeşmeyen, farklı
-
Yapı, değer, boyut, nicelik ve nitelik bakımından birbirinden ne artık ne eksik olmayan (iki veya daha çok şey), müsavi
Örnek:
Bunlar bastonlarına dayanarak hep eşit adımlarla yürürler. S. Birsel
-
Aynı haklardan yararlanan, aynı düzeyde olan (kimse)
Örnek:
Herkes ... kanun önünde eşittir. Anayasa
-
1. Niteliği, değeri, biçimi, görünüşü bir olan. 2. Aynı düzeyde olan.
-
Equal. equivalent. even. coequal. commensurate. coordinate. tantamount. on a par with. coequal. equi-. iso-.
-
Commensurate. equal. equivalent. even. fair. square.
-
Equal. the same. is equal to. replica. identical. analogous. duplicate. matching. symmetric. balanced. commensurate. coordinate. equivalent. even. on the level with. not a pin to choose between. tantamount.
birbirine (nedir)
-
One another
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|