|
disaster
-
(i). felaket, belâ, musibet, talihsizlik, büyük kaza. disastrous (s). felâket getiren, feci. disastrously (z). feci halde.
-
I. felâket, facia, yıkım, afet
-
Büyük zarar, üzüntü ve sıkıntılara yol açan olay veya durum, yıkım, bela
Örnek:
İnsanların korkması icap eden en büyük felaket, kötü ahlaktır. S. Ayverdi
-
Çok kötü.
-
Şaşkınlık, hayret, aşırılık bildiren bir söz.
-
Catastrophe.
-
Abominable. atrocious. bane. calamity. catastrophe. disaster. evil. fatality. grotty. misfortune. scourge. tragedy.
-
Calamity. catastrophe. disaster. awful. terrific. bane. blow. fatality. harm. scourge. tragedy. woe.
-
İçinden çıkılması güç, sakıncalı durum.
-
Büyük zarar ve sıkıntıya yol açan olay veya kimse
Örnek:
Hayatta dipdiri yanmak belasından da kurtulmuştum. Y. K. Beyatlı
-
Hak edilen ceza.
-
Calamity.
-
Bugger. evil. hassle. mess. scourge. scrape. tartar. trouble. calamity. misfortune. nuisance. plague. pest.
-
Trouble. misfortune. calamity. evil. aggro. cancer. curse. damnation. deep trouble. disaster. firework. fuck up. hot water. plague. predicament. scourge.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|