|
diri diri yakılmak
-
Perish at the stake
-
Yaşamakta olan, yaşayan, canlı, ölü karşıtı
Örnek:
Senin ölün değil, bana dirin lazım. Ö. Seyfettin
-
Güçlü, zinde.
-
Solmamış, pörsümemiş.
-
Gereği kadar pişmemiş.
-
Yaşamakta olan, canlı.
-
Taze.
-
Zengin, varlıklı.
-
Alive. live. youthful.
-
Alive. live. living. fresh. energetic. lively. sharp.
-
Alive. living. vigorous. energetic. lively. fresh. undercooked. rare. humming. sappy.
-
Yakma işi yapılmak.
-
To be burned / kindled / lit / switched on.
-
ölmek
-
Mahvolmak, yok olmak, telef olmak, zail olmak.
-
Ölmek, can vermek, çürümek, bozulmak, yok olmak, donmak, kırağı çalmak
the
(nedir ne demek)
-
(eski ye) (s.), (z.) bir, o (tarif edatı, harfi tarif, belirtme sıfatı)
-
Ne kadar, o kadar (mukayese sıfatlarından evvel)
-
Belirli durumlarda isimden önce kullanılır: The mail hasn´t come yet. Posta henüz gelmedi. Where´s the school? Okul nerede? Which of you´s the boss? Hanginiz patron? The more I get to know them the better I like them. Onları tanıdıkça daha çok seviyorum.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|