Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > dinç ve canlı nedir, dinç ve canlı ne demek, dinç ve canlıın anlamı, ingilizcesi (dinç ve canlı nnd)

dinç ve canlı nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






dinç ve canlı

  1. (en) Hale and hearty

dinç (nedir ne demek)

  1. Gücü ve sağlık durumu yerinde, canlı, zinde, tendürüst, tüvana
    Örnek: Kısa kesilmiş çember sakallı, iri ağızlı, yetmişlik, dinç bir ihtiyar. M. Ş. Esendal
  2. Gücü ve sağlık durumu yerinde (kimse).
  3. (en) Vigorous. robust. fresh. husky. hearty. youthful. florid. hale. lusty. red-blooded. sinewed. sinewy. spry. succulent. upstanding.
  4. (en) Fresh. hale. spry. vigorous. robust. lusty.
  5. (en) Healthy. old but still vigorous. lusty. spry. youthful. zappy.

ve (nedir ne demek)

  1. Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu.
  2. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan bir söz
    Örnek: Galiba bir vehme kapılıyorum ve galiba bir hastalık beynimi kemiriyor. A. Gündüz
  3. (en) and.
  4. (en) And. plus.
  5. (en) And. and.
  6. (en) Brother of Odin and Vili He was one of the three deities who took part in the creation of the world.
  7. (en) The two-character ISO 3166 country code for VENEZUELA.
  8. (en) Ventilation Exchange is the exchange of gases, primarily oxygen and carbon dioxide, during the passage of air into and out of the respiratory passages.
  9. (en) Visual Emissions.
  10. (en) Value engineering.
  11. (en) Vented Electric; the implanted pump contains an electric motor but is vented to outside air through the driveline.
  12. (en) Victory in Europe. verb.
  13. (en) Visual Emissions Source: US EPA.
  14. (en) Vector Equilibrium.
  15. (en) Also known as Lothur, one of Odin's brothers.
  16. (en) Bosch Distributor type injection pump used on 89-93 Ram diesel engines.
  17. (en) Vietnam Era.
  18. (en) Very early in the season. vaginal examination.

canlı (nedir ne demek)

  1. Canı olan, diri, yaşayan
    Örnek: Bütün canlıların kendilerini yarı baygın, uykulu, hareketsiz bir tembelliğe bıraktıkları saatler başlamıştı. N. Cumalı
  2. Güçlü, etkili, hareketli, hayat dolu
    Örnek: Recep çok canlı bir adamdı. S. F. Abasıyanık
  3. Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan.
  4. yayın.
  5. Canlı yayın.
  6. (en) Alive. live. living. animate. active. lively. fresh. full of life. snappy. glowing. breezy. spirited. vivacious. humming. in the flesh. animated. beany. bright. brisk. bustling. colorful. colourful. corky. crisp. crispy. dashing. dewy. driving. exhil.
  7. (en) Active. alive. animate. bouncy. breezy. bright. brisk. colourful. dashing. frisky. gay. jaunty. keen. live. lively. living. lusty. picturesque. prismatic. racy. rich. skittish. snappy. spirited. sporty. sprightly. spry. swinging. thing. vibrant. vital. vivacious. vivid. walking.
  8. (en) Live. alive. animated. brisk. fresh. lively. living. animate. living creature. active. vigorous. strong. moving. quick. dynamic. mobile. kinetic. alert. breezy. chippy. coloured. colourful. dapper. dashing. dramatic. eager. frisky. graphic. in high spirit.
  9. (en) Rich, saturated

hale  US UK (nedir ne demek)

  1. Ayın çevresinde görülen ışık halkası, ağıl, ayla
    Örnek: Üstünde gençliğin, masumiyetin, saadetin verdiği bir hale vardı. H. C. Yalçın
  2. Hristiyanlıkta aziz sayılanların resimlerinde başları çevresinde çizilen daire.
  3. Bk. ayla.
  4. Bk. ışık aylası
  5. Bk. ayla
  6. Bk. ağıl
  7. 1. Renkli yuvarlak bir yapıyı (inklüzyon cisimciği veya glakomu) çevreleyen renkli veya şeffaf daire, ayla. 2. Gözün muayenesi sırasında görülen ve makula lüteayı çevreleyen daire, ayla. 3. Baş veya boyun bölgesini çevreleyen plastik veya metal kuşak, ayla.
  8. Bazen güneşin ve ayın çevresinde görülen ışıklı daire, ayla.
  9. (en) aureole.
  10. (en) Halo. halo.
  11. (en) Sound; entire; healthy; robust; not impaired; as, a hale body.
  12. (en) Welfare.
  13. (en) Halo (round the moon. circle. corona. glory. halo. nimbus.
  14. (en) United States astronomer who discovered that sunspots are associated with strong magnetic fields. prolific United States writer. to cause to do through pressure or necessity, by physical, moral or intellectual means :'She forced him to take a job in the city'; 'He squeezed her for information'. draw slowly or heavily; 'haul stones'; 'haul nets'. exhibiting or restored to vigorous good health; 'hale and hearty'; 'whole in mind and body'; 'a whole person again'. healthy and strong, as in: Astronauts must be hale and hearty people to cope with the hardships of space travel.
  15. (en) halo
  16. Surüklemek .hale into court mahkemeye celbetmek.
  17. Sağlam, dinç, zinde.
  18. sürüklemek

and  US UK (nedir ne demek)

  1. Yemîn. ~ içmek: yemîn etmek.
  2. Bağlaç ve, de, ile And howl dili
  3. Ve, ile, de

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük