|
dilim dilim
-
Parça parça.
-
İn slices
-
Bir bütünden kesilmiş veya ayrılmış ince, yassı parça
Örnek:
Biraz çay, birkaç dilim tereyağlı ekmek. S. F. Abasıyanık
-
Radyatör parçalarından her biri.
-
Geçerli bir atış için, atışı yapılan aracın içine düşmesi gereken, çizgilerle belirtilmiş alan kesimi.
-
Slice. strip. sector. segment. cut. round. shred.
-
Segment. shred. slice. round.
-
Slice. piece. section. jerk. split. shred. sliver. slab. cut. segment. tranche.
-
Sector
-
Sector
-
Secteur
-
Parçalanmış bir durumda, lime lime
Örnek:
Hepsinin tıraşları uzamış, esvapları parça parça idi. Ö. Seyfettin
-
Azar azar, bölüm bölüm
Örnek:
Denize parça parça dökülmüş kayaların kenarından bir çakıl yol, geniş meydanlığa varırdı. S. F. Abasıyanık
-
fragmentary.
-
Apart. fragmentary. piecemeal.
-
Fragmentary. piecesmeal. piecemeal. in tatters.
-
Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey.
-
Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime
Örnek:
Alınacakları bir gece önceden küçük bir karton parçasına yazmıştır. H. Taner
-
Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri.
-
Tane.
-
Edebiyat eserinin bir bölümü
Örnek:
Hayatımın en acı ve tatlı saatleri bunun başında geçti, eserimin en güzel parçalarını onun kenarında yazdım. R. N. Güntekin
-
Müzik eseri.
-
Benzeri, bir örneği.
-
Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz
Örnek:
Bir çoban parçasısın, olmasa bile koyun / Daima eğeceksin başkalarına boyun. K. Kamu
-
1-Yazılı bir yapıttan alınmış bir bölüm. 2 - Bir kısmı yitirilerek yalnızca bir bölümü kalmış olan yapıt.
-
Piece. bit. cut. fragment. part. component. passage. attachment. batch. cake. cantle. dribblet. driblet. fraction. item. lump. moiety. morsel. patch. portion. scrap. segment. shred. snatch. tool.
-
Article. bar. bit. cut. extract. fragment. grain. iota. item. jot. length. lump. morsel. ounce. part. particle. passage. piece. portion. quotation. section. segment. shred. snatch. text. track. unit.
-
fragment
-
gobbet
-
fragment
parça(nedir ne demek)
-
Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey.
-
Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime
Örnek:
Alınacakları bir gece önceden küçük bir karton parçasına yazmıştır. H. Taner
-
Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri.
-
Tane.
-
Edebiyat eserinin bir bölümü
Örnek:
Hayatımın en acı ve tatlı saatleri bunun başında geçti, eserimin en güzel parçalarını onun kenarında yazdım. R. N. Güntekin
-
Müzik eseri.
-
Benzeri, bir örneği.
-
Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz
Örnek:
Bir çoban parçasısın, olmasa bile koyun / Daima eğeceksin başkalarına boyun. K. Kamu
-
1-Yazılı bir yapıttan alınmış bir bölüm. 2 - Bir kısmı yitirilerek yalnızca bir bölümü kalmış olan yapıt.
-
Piece. bit. cut. fragment. part. component. passage. attachment. batch. cake. cantle. dribblet. driblet. fraction. item. lump. moiety. morsel. patch. portion. scrap. segment. shred. snatch. tool.
-
Article. bar. bit. cut. extract. fragment. grain. iota. item. jot. length. lump. morsel. ounce. part. particle. passage. piece. portion. quotation. section. segment. shred. snatch. text. track. unit.
-
fragment
-
gobbet
-
fragment
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|