Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > dil felsefesi nedir, dil felsefesi ne demek, dil felsefesiin anlamı (dil felsefesi nnd)

dil felsefesi nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






dil felsefesi

  1. Dilin özü, kökeni, anlamı, yapısı üzerine araştırmalar yapan felsefe dalı.
  2. Dilin özü, kökeni, anlamı, yapısı üzerine araştırmalar yapan felsefe dalı. // Dil üzerine çalışmalar eskiçağ felsefesinden beri sürmektedir. Ancak,dil felsefesini kesin olarak kuranlar Hamann, Herder ve W. v. Humboldt olmuştur.

dil (nedir ne demek)

  1. Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ, tat alma organı
    Örnek: Ağzımı dolduran kocaman dil, kelimelere yer bırakmıyor ki... Y. Z. Ortaç
  2. İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan, zeban
    Örnek: Dilinden Anadolulu olduğu ancak belli oluyordu. S. F. Abasıyanık
  3. Bir çağa, bir gruba, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi
    Örnek: Halk dilinin günebakan ismini verdiği bu çiçek, güneşe âşıktır. H. S. Tanrıöver
  4. Belli durumlara, mesleklere, konulara özgü dil.
  5. Birçok aletin uzun, yassı ve çoğu hareketli bölümleri.
  6. Büyükbaş hayvanların haşlanıp pişirildikten sonra yenebilen dili
    Örnek: Birkaç dilim ekmek, ince bir iki dilim peynir veya dil, bazen de haşlanmış bir sebze yemeği. S. F. Abasıyanık
  7. Ayakkabı bağlarının ayağı rahatsız etmemesini sağlayan ve bağ altına rastlayan saya parçası.
  8. Düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracı.
  9. Gönül, yürek.
  10. Ağız boşluğunda bulunan, çizgili kaslardan oluşmuş, lokmanın biçimlenmesinde, yutma, tat alma ve konuşmanın biçimlenmesinde görev alan çok hareketli bir organ, glossa, lingua.
  11. Tat alma organı.
  12. İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için sözcüklerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma.
  13. Tutsak, esir.
  14. Körfez, koy.
  15. (en) Speech. tongue. language. speech. clapper. lingo.
  16. (en) Language. neck. spit. tongue.
  17. (en) Language. tongue. promontory. point. spit. bolt of a lock. index of a balance. prominence. speech.
  18. (en) Two parallel rows of connection holes on a PCB Also, the type of connector used with this array.
  19. (en) Dataphor Interface Language An XML format for describing user interfaces independent of the platform on which they will be realized. dilate Dx diagnosis. dual in line package: simplest type of plastic package where the I/O's are found on either side of the package.
  20. (en) Dual-In-Line Refers to component shape with two parallel rows of connection leads Syn: DIP. ate:.
  21. (en) parlance
  22. (la) Lingua Dgr.: Yun. glossa

felsefe (nedir ne demek)

  1. Varlığın ve bilginin bilimsel olarak araştırılması
    Örnek: Felsefe diliyle söylersek her ozan bir fenomendir, yani olgudur. N. Cumalı
  2. Bir bilimin veya bilgi alanının temelini oluşturan ilkeler bütünü.
  3. Bir filozofun, bir felsefe okulunun, bir çağın öğretisi.
  4. Dünya görüşü
    Örnek: Yargılarınızı, felsefenizi kendinize saklayıp oyununuza tek özdeyiş katmayacaksınız. H. Taner
  5. Bir konuda soyut düşünüş
  6. Bk. düşünbilim
  7. 1- Gerçeğin (realitenin) tümünü, özdek ve yaşam ile ilgili türlü belirtileri neden, ilke ve erekler bakımından inceleme amacı taşıyan düşünce etkinliği. 2- Bilgi, kavram, inanç ve kuramların çözümlenmesi ve eleştirilmesinde açıklık arayan düşünme yöntemi. 3- Bir kimsenin kişisel davranış ve düşüncelerine kılavuzluk yapmaya yarayan toplu ve tutarlı görüş. 4- Genel olarak mantık, ahlâk, estetik, fizikötesi ve bilgi kuramı gibi dallardan oluşan geniş bilim alanı. 5- Liselerimizde okutulan vefelsefe düşünüşünün niteliği,felsefe sorunları, bilginin gelişmesi, ahlâk sorunları, sanat ilefelsefe arasındaki ilişkiler gibi konuları kapsayan ders.
  8. (en) Philosophy. thought.
  9. (en) philosophy.
  10. (en) philosophy

düşünbilim (nedir ne demek)

  1. Evrenin oluşumu, ilk ve son nedenleri, aşkın düzenlilikleri araştıran bilgi dalı.
  2. (en) philosophy

öz (nedir ne demek)

  1. Bir kimsenin benliği, kendi manevi varlığı, iç, nefis, derun, varoluş karşıtı
    Örnek: Bütün gün genç kızlar ilahiler söylemişlerdi. Ç. Altan
  2. "Kendine, kendi kendini" anlamlarında birleşik kelimeler türeten bir söz.
  3. Bir şeyin en kuvvetli veya kıvamlı bölümü, hülasa, zübde.
  4. Çıbanların içinde ölmüş dokudan oluşan irinle birlikte çıkan parça.
  5. Kendi, zat
    Örnek: Bir od düştü yanar tatlı özüme / Dünya zindan görünüyor gözüme. Karacaoğlan
  6. Bir şeyin temel ögesi, künh, zübde
    Örnek: Ortalıktaki krizi sebep gösteriyorlar ama asıl kriz şirketin kendi özünde. A. Gündüz
  7. Bitkilerin kök, gövde ve dallarının boydan boya ortasında bulunan, hafif, gevrek ve çoğu yumuşak bölüm.
  8. Kan bağı ile bağlı olan, üvey olmayan
    Örnek: Çocuğun bu yalanı bir anda onu bana bir öz evlat sevgisiyle bağladı. R. N. Güntekin
  9. İçine, arılığını, saflığını bozacak hiçbir şey karışmamış olan, saf, arı.
  10. Dere, çay.
  11. Sulak, verimli yer.
  12. 1- Varlığın aslını kuran şey; temelözellik. Karşıtı bk. ilinek. 2- Bir şeyin ne olduğu, nasıl olduğu olgusu; bir şeyi o şey yapan, öyle oluşunu sağlayan şey; bir varlığın yapısını kuran şey. Karşıtı bk. varoluş. 3- Kalıcı, değişmez olan, gelip geçici olmayan, her zaman var olmakta olan varlık. Karşıtı: Değişen, değişmekte olan varlıklar. 4- Bir şeyin bireysel ve gerçek olan kendineözgü biçimi; kendineözgü belirtisi. 5- Fizikötesinin konusu olarak: Kendinde varlık. Karşıtı bk. görüngü. 6- İç, çekirdek. Karşıtı: dış, kabuk.
  13. bkz.özetçe,öz.
  14. 1. Embriyo. 2. Pulpa.
  15. (en) Compact. compendious. full. genuine. german. own. whole. self. marrow. essence. cream. substance. kernel. extract. essential oil. extraction. quintessence. distillate. distillation. content. core. elixir. entity. epitome. gist. goodness. heartbeat. m.
  16. (en) Base. compendious. core. essence. essential. extract. gist. guarded. guts. kernel. marrow. meat. nucleus. pith. self. soul. spirit. substance.
  17. (en) Core. element. elementary. essence. heart. marrow. nucleus. self. substance. sum. abstract. summary. extract. plasma. medulla. pith. germ. syllabus. synopsis. category. kern. origin. digest. proper. specific. special. private. personal. privy. original. g.
  18. (en) essence
  19. (en) embryo
  20. (fr) essence
  21. (la) essentia

köken(nedir ne demek)

  1. Bir şeyin çıktığı, dayandığı temel, biçim, sebep veya yer, menşe.
  2. Soy, asıl.
  3. Bir malın üretildiği veya yapıldığı, alındığı, getirildiği yer, menşe, orijin.
  4. Kavun, karpuz, kabak vb. bitkilerin toprak üstünde yayılan dalları.
  5. Tulumbacı hortumlarının uç kısmındaki sarı maden sap.
  6. Herhangi bir malın üretildiği ya da dışsatımının yapıldığı yer.
  7. (en) Radical. root. origin. basis. authorship. bedrock. beginning. birth. derivation. descent. etymon. extraction. genesis. lineage. origination. paternity. pedigree. principle. provenance. spore. spring. wellhead. wellspring. womb. seeds.
  8. (en) Beginning. cradle. derivation. extraction. fountain. mother. origin. principle. root. seed. spring. stem.
  9. (en) Origin. source. root. radical. place of origin. homeland. beginning. cradle. derivation. provenance.
  10. (en) origin

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük