Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > dibi ağaç kökleri ile dolu nedir, dibi ağaç kökleri ile dolu ne demek, dibi ağaç kökleri ile doluun anlamı (dibi ağaç kökleri ile dolu nnd)

dibi ağaç kökleri ile dolu nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






Bu kelime tam olarak bulunamadı, belki aşağıdaki(ler) işinize yarayabilir:

Bu kelimeyi ekleyerek katkıda bulunabilirsiniz.

dib  US UK

  1. Aşık kemiği, aşık oyunu
  2. AşŸIk kemiğŸi, aşŸık oyunu

kök (nedir ne demek)

  1. Bitkileri toprağa bağlayan ve onların, topraktaki besi maddelerini emmesine yarayan klorofilsiz bölüm.
  2. Süsende olduğu gibi yer üstüne sap çıkaran çok yıllık yer altı gövdesi.
  3. Bazı şeylerde dip bölüm.
  4. Köküyle ve sapıyla çıkarılan bitkilerde tane.
  5. Dip, temel, esas
    Örnek: Ta gölden başlayan tipi ve fırtına Şebben'in sıcak evini kökünden sarsıyordu. H. E. Adıvar
  6. Kaynak, köken
  7. Bir kimseyi bir yere bağlayan manevi temel güçlerin bütünü.
  8. Kelimenin her türlü ekler çıkarıldıktan sonra kalan anlamlı bölümü: Yaptırmak kelimesinde kök, yap- bölümüdür.
  9. Sazı kurmaya yarayan burgu, kulak.
  10. Sap.
  11. Hlk. Eyer bağı.
  12. (en) Radical. root. fang. origin. base. etymon. ground form. radical. radical word. radix. grass roots. rhizo-.
  13. (en) Radical. root. fang. origin. base. etymon. ground form. radical word. radix. grass roots. rhizo-. offshoot.
  14. (en) Root. origin. radical. root. soul. stump.

ile (nedir ne demek)

  1. Kelimenin sonuna geldiğinde birliktelik, beraberlik, araç, sebep veya durum anlatan cümleler yapmaya yarayan bir söz
    Örnek: Çabuk bir süvari ile bana haber gönderiniz. Ö. Seyfettin
  2. Bazı soyut isimlere getirildiğinde durum bildiren zarflar oluşturan bir söz.
  3. Cümle içinde aynı görevde bulunan iki ögeyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz.
  4. (en) And. with. together with. by. withal. on. cum.
  5. (en) And. by. on. plus. with. by means of.
  6. (en) With. together with. by. hereby. in. to. upon.

dolu (nedir ne demek)

  1. Havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan, türlü irilikte, yuvarlak veya düzensiz biçimli saydam buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü
    Örnek: Dolu ekinlerini vurmuşsa bir yıl aç demekti. T. Buğra
  2. İçi boş olmayan, dolmuş, meşbu, boş karşıtı.
  3. Bir yerde sayıca çok.
  4. Boş yeri olmayan, her yeri tutulmuş olan
    Örnek: Haftaya pazartesiye kadar bütün uçaklar dolu. A. İlhan
  5. Boş vakti olmayan, meşgul.
  6. Çok olan (iş, uğraş, olay vb.).
  7. İçinde atılacak mermisi bulunan (top, tüfek vb. ateşli silahlar).
  8. Tornacılıkta delik açılmamış (gereç).
  9. Bir duygunun güçlü etkisinde olan.
  10. Havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan, çeşitli irilikte, iç içe katmanlı, yuvarlak ya da düzensiz biçimli saydam buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü.
  11. (en) Full. filled. loaded. crowded. occupied. engaged. abounding. abundant. alive with. capacity. fraught. instinct. instinct with. laden. replete. rife. shot. shot through. steeped in. thick with. hail.
  12. (en) Fraught. full. hail. laden. loaded.
  13. (en) Full. filled. hail. abounding. loaded. containing a drink. charged. filled up. stuffed. packed. solid. complete. full-up. laden. fraught.
  14. (en) hail
  15. (fr) grêle

aşık kemiği (nedir ne demek)

  1. Çift tırnaklı hayvanların ön dizlerinde bulunan bir eklem kemiği.
  2. İnsanın ayak bileğindeki çıkıntılı kemik.
  3. Ayak bilek kemiklerinden topuk kemiğinden sonra ikinci büyük kemik, talus, astragalus.
  4. (en) anklebone.
  5. (en) Knuckle bone.
  6. (en) talus

aşık (nedir ne demek)

  1. Bir kimseye veya bir şeye karşı aşırı sevgi ve bağlılık duyan, vurgun, tutkun (kimse)
    Örnek: Âşık, âlemi kör, dört yanını duvar sanır. Atasözü
  2. Sevişen bir çiftten kadına oranla genellikle erkeğe verilen ad.
  3. Halk ozanı
    Örnek: Dinleyin âşıklar benim sözümü / Felek yaktı kül eyledi özümü. Halk türküsü
  4. "Ahbap, arkadaş" anlamında bir seslenme sözü.
  5. Dalgın, kalender (kimse).
  6. Tavuklarda görülen bir hastalık.
  7. Aşık kemiği.
  8. Yapı çatılarında uzun mertek, aşırma.
  9. Alıcı ile göstericilerde filmin aralı devinimini sağlayan tırnaklara gerekli devinim biçimini veren, çapraşık bir devinimi sağlayabilecek biçimde yapılmış, özeğinden geçmeyen bir eksene bağlı madenden parça.
  10. Tutkun, vurgun, sevdalı.
  11. (en) cam
  12. (en) İn love. in ecstasy. enamoured. amorous. besotted. gallant. gone. lover. admirer. adorer. minstrel. wandering minstrel. amorist. beau. fancy man. inamorato. paramour. singer. spoon. swain. sweetheart. wooer.
  13. (en) İn love. in ecstasy. enamoured. amorous. besotted. gallant. gone. lover. admirer. adorer. minstrel. wandering minstrel. amorist. beau. fancy man. inamorato. paramour. singer. spoon. swain. sweetheart. wooer. smitten. steady.
  14. (en) Loving. in love. a lover. admirer. adorer. stuck on.
  15. (al) Kamm
  16. (fr) came

aşık(nedir ne demek)

  1. Bir kimseye veya bir şeye karşı aşırı sevgi ve bağlılık duyan, vurgun, tutkun (kimse)
    Örnek: Âşık, âlemi kör, dört yanını duvar sanır. Atasözü
  2. Sevişen bir çiftten kadına oranla genellikle erkeğe verilen ad.
  3. Halk ozanı
    Örnek: Dinleyin âşıklar benim sözümü / Felek yaktı kül eyledi özümü. Halk türküsü
  4. "Ahbap, arkadaş" anlamında bir seslenme sözü.
  5. Dalgın, kalender (kimse).
  6. Tavuklarda görülen bir hastalık.
  7. Aşık kemiği.
  8. Yapı çatılarında uzun mertek, aşırma.
  9. Alıcı ile göstericilerde filmin aralı devinimini sağlayan tırnaklara gerekli devinim biçimini veren, çapraşık bir devinimi sağlayabilecek biçimde yapılmış, özeğinden geçmeyen bir eksene bağlı madenden parça.
  10. Tutkun, vurgun, sevdalı.
  11. (en) cam
  12. (en) İn love. in ecstasy. enamoured. amorous. besotted. gallant. gone. lover. admirer. adorer. minstrel. wandering minstrel. amorist. beau. fancy man. inamorato. paramour. singer. spoon. swain. sweetheart. wooer.
  13. (en) İn love. in ecstasy. enamoured. amorous. besotted. gallant. gone. lover. admirer. adorer. minstrel. wandering minstrel. amorist. beau. fancy man. inamorato. paramour. singer. spoon. swain. sweetheart. wooer. smitten. steady.
  14. (en) Loving. in love. a lover. admirer. adorer. stuck on.
  15. (al) Kamm
  16. (fr) came

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük