Nedir ne demek sorularına kısa cevaplar

Ana Sayfa > diş özü nedir ne demek, diş özünün anlamı

diş özü nedir

nedir  -  ingilizce  -  fotoğraf  -  web araması  -  bulmaca  -  bis  -  matematik  -  sembol

diş özü

  1. Dişlerin, katılgan doku, damar ve sinirlerden oluşmuş iç bölümü.
  2. Dişin dentin ile çevrili, kan damarları ve sinirlerin bulunduğu gevşek bağ dokusundan oluşan en iç kısmı. Pulpa.
  3. diş özü ne demek (en) Dentale pulp (sadece ingilizce sonuçlar)
  4. diş özü ne demek (fr) Pulpe dentaire

diş (nedir)

  1. Çene kemiklerinin üstüne dizili, ısırıp koparmaya ve çiğnemeye yarayan sert, beyaz organlardan her biri.
  2. Çark, testere, tarak vb. çentikli şeylerdeki çıkıntıların her biri
    Örnek: Çarkın dişleri tebessüm eder gibi tatlı bir ses çıkardı. S. F. Abasıyanık
  3. Sarımsak dilimi ve karanfil vb. dişe benzetilen şeylerde tane.
  4. Bazı dantel ve işlemelerin kenarlarındaki yuvarlak sivri bölüm.
  5. Omurgalı hayvanların çenelerinde veya ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ve ağızlarında bulunan kemiksi sert parçalar.
  6. Omurgalı hayvanların çenelerinde ya da ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ya da ağız duvarında taşıdıkları sert yapılar.
  7. 1- Testerelerde kesmeyi sağlayan çıkıntı. 2-dişli birleştirmelerin temel elemanı.
  8. Bk. diş
  9. diş ne demek (en) Teeth.
  10. diş ne demek (en) Cog. dental. joggle. tine. tooth.
  11. diş ne demek (en) Indent. tooth. cog. ward. thread. clove. dentation. broach. heading. cam. snag. mesh. dog. tusk. crown. set-off. leaf. key. tumbler. prong. tine. wiper. lug. notch. back joint. jag. grinder.
  12. diş ne demek (en) Tooth
  13. diş ne demek (al) Zahnform,- Zinken
  14. diş ne demek (fr) Dent

öz (nedir)

  1. Bir kimsenin benliği, kendi manevi varlığı, iç, nefis, derun, varoluş karşıtı
    Örnek: Bütün gün genç kızlar ilahiler söylemişlerdi. Ç. Altan
  2. "Kendine, kendi kendini" anlamlarında birleşik kelimeler türeten bir söz.
  3. Bir şeyin en kuvvetli veya kıvamlı bölümü, hülasa, zübde.
  4. Çıbanların içinde ölmüş dokudan oluşan irinle birlikte çıkan parça.
  5. Kendi, zat
    Örnek: Bir od düştü yanar tatlı özüme / Dünya zindan görünüyor gözüme. Karacaoğlan
  6. Bir şeyin temel ögesi, künh, zübde
    Örnek: Ortalıktaki krizi sebep gösteriyorlar ama asıl kriz şirketin kendi özünde. A. Gündüz
  7. Bitkilerin kök, gövde ve dallarının boydan boya ortasında bulunan, hafif, gevrek ve çoğu yumuşak bölüm.
  8. Kan bağı ile bağlı olan, üvey olmayan
    Örnek: Çocuğun bu yalanı bir anda onu bana bir öz evlat sevgisiyle bağladı. R. N. Güntekin
  9. İçine, arılığını, saflığını bozacak hiçbir şey karışmamış olan, saf, arı.
  10. Dere, çay.
  11. Sulak, verimli yer.
  12. 1- Varlığın aslını kuran şey; temelözellik. Karşıtı bk. ilinek. 2- Bir şeyin ne olduğu, nasıl olduğu olgusu; bir şeyi o şey yapan, öyle oluşunu sağlayan şey; bir varlığın yapısını kuran şey. Karşıtı bk. varoluş. 3- Kalıcı, değişmez olan, gelip geçici olmayan, her zaman var olmakta olan varlık. Karşıtı: Değişen, değişmekte olan varlıklar. 4- Bir şeyin bireysel ve gerçek olan kendineözgü biçimi; kendineözgü belirtisi. 5- Fizikötesinin konusu olarak: Kendinde varlık. Karşıtı bk. görüngü. 6- İç, çekirdek. Karşıtı: dış, kabuk.
  13. Bkz.özetçe,öz.
  14. öz ne demek (en) Compact. compendious. full. genuine. german. own. whole. self. marrow. essence. cream. substance. kernel. extract. essential oil. extraction. quintessence. distillate. distillation. content. core. elixir. entity. epitome. gist. goodness. heartbeat. m.
  15. öz ne demek (en) Base. compendious. core. essence. essential. extract. gist. guarded. guts. kernel. marrow. meat. nucleus. pith. self. soul. spirit. substance.
  16. öz ne demek (en) Core. element. elementary. essence. heart. marrow. nucleus. self. substance. sum. abstract. summary. extract. plasma. medulla. pith. germ. syllabus. synopsis. category. kern. origin. digest. proper. specific. special. private. personal. privy. original. g.
  17. öz ne demek (en) Essence
  18. öz ne demek (fr) Essence
  19. öz ne demek (la) Essentia

doku (nedir)

  1. Bir vücudun veya bir organın yapı ögelerinden birini oluşturan hücreler bütünü, nesiç.
  2. Bir bütünün yapısı ve özelliği.
  3. Belirli bir işi yapmak üzere özelleşmiş hücreler topluluğu.
  4. Bitki ve hayvan organlarını meydana getiren, aynı görevi yapmak üzere bir arada bulunan, benzer hücre topluluklarının hücreler arası maddeyle beraber oluşturdukları yapı. Epitel, bağ, kas, sinirdokusu gibi.
  5. doku ne demek (en) Texture. tissue. histo-.
  6. doku ne demek (en) Tissue. texture.
  7. doku ne demek (en) Texture. fabric. texture. tissue. structure. make. configuration. cambium. fibre. grain.
  8. doku ne demek (en) Tissue
  9. doku ne demek (fr) Tissu

dok (nedir)

  1. Gemilerin yükünün boşaltıldığı veya onarıldığı, üstü örtülü havuz
  2. Ticaret mallarını saklamak için rıhtımda yapılan büyük depo.
  3. dok ne demek (en) Dock. warehouse on a wharf.
  4. dok ne demek (en) Dock. wharf. average accustomed. port construction site. shipyard.


BİS
Başında, içinde, sonunda "diş özü" geçen kayıtlar (hepsine bakın)




Hakkında  -  İletişim  -  Yasal Konular  -  Son Eklenenler  -  Araçlar

© Nedir Ne Demek, 3.3.866
Bunları kaçırmayın!