|
Bu kelime tam olarak bulunamadı, belki aşağıdaki(ler) işinize yarayabilir:
Bu kelimeyi ekleyerek katkıda bulunabilirsiniz.
açma
-
Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi.
-
Bir çeşit susamsız, kalınca, yağlı çörek.
-
Açmak işi.
-
Yerde kapalı güreşen güreşçiyi, güç kullanarak oyun uygulanabilir duruma getirme.
-
Ses düğmesi yardımıyla sesin gürlüğünü artırma. Kısmanın karşıtı.
-
Bk. ağartma
-
Fade up
-
Opening. undoing. clearance. disclosure. inauguration. spreading.
-
Opening. clearing. deforestation. a kind of bun. reduction of print pastes.
-
Disclosure. exposure. tip- up. vent.
-
Einblendung, Toneinblendung
-
Ouverture (de la voie son)
-
Ağartmak işi.
-
Duyarkatın evrilme sırasında aldığı koyu rengi gidermek amacıyla filmi kimyasal işlemden geçirme.
-
Doğal katışkıların fiziksel ya da kimyasal aracılarla giderilmesi sonunda rengin açılması, aklaşması.
-
bleaching
-
Whitening. bleaching.
-
Bleichen, Bleichung
-
blanchiment
-
Genellikle dükkânlarda satıcıların önündeki uzun masa; tersane.
-
Genellikle dükkânlarda satıcıların önündeki uzun masa
Örnek:
Bir tezgâhtan öbürüne koşuyor, bir kumaş topunu bırakıp başkasına saldırıyordu. R. H. Karay
-
Kahve, meyhane vb.nde müşterilerin üzerinde yiyip içtikleri uzun masa veya büfe
Örnek:
İçenlerin hepsi susmuş, kadına bakıyor, tezgâhın arkasındaki yürüyüşünü seyrediyorlardı. S. F. Abasıyanık
-
Üzerinde genellikle el veya küçük makinelerle iş görülen yapım aracı.
-
Tersane.
-
Genellikle yasal olmayan bir işi yapmak için tutulan uygunsuz yol.
-
İş masası.
-
Bk. tezgah
-
Bench. collusion. conspiracy. counter. cradle. stall. stand. workbench. loom. shipbuilding yard.
-
Ladentisch. theke.
-
bench
-
Bench, counter, stall, workbench, stand, frame, pitch
-
siege
-
Ağaçlarla örtülü geniş alan
Örnek:
Bitmez tükenmez bir orman, bir çalılık içinde gidiyorduk. M. Ş. Esendal
-
Bu ağaçların bütünü.
-
Ağaçların sık ya da seyrek, ancak kesintisiz bir örtü oluşturduğu alan.
-
Sylvan. forest. woods. jungle. forestry. hurst.
-
Sylvan. forest. woods. jungle. forestry. hurst. thicket. wood.
-
Forest. wood.
-
forest
-
forêt
içinde(nedir ne demek)
-
Süresince, zarfında
Örnek:
Bu yarım saat içinde evde neler geçti? Y. Z. Ortaç
-
Ortamında
Örnek:
Dünya atom çağında, biz hâlâ medeniyet kavgası içindeyiz. F. R. Atay
-
... ile dolu bir biçimde.
-
İncluded. in. inside of. within. inly. therein. in. inside. within. among. amongst. sub.
-
İncluded. in. inside of. within. inly. therein. inside. among. amongst. sub.
-
İn. inside. within (a limit. under (circumstances. all. full of. having.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|