|
devindirmek
-
Devinmesine yol açmak.
-
To put in motion, to move, to impel
-
Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik.
-
Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer
Örnek:
Bahçeleri bahçelere toprak yollar bağlardı. Ç. Altan
-
Genellikle yerleşim alanlarını bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi
Örnek:
Yolda oynayan çocuklara ne olduğunu sordu. Ö. Seyfettin
-
İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer.
-
Gidiş çabukluğu, hız.
-
Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi
-
Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik.
-
Yolculuk.
-
İnsanların, bir yerden başka bir yere gitmek üzere üzerinden ya da içinden geçtikleri, yerleşim yerlerinin gelişme doğrultusunu yakından etkileyen ve düzentasarlarda önemli bir öge oluşturan yerler.
-
İtinerary. road. angle. approach. avenue. channel. cutting. expedient. gateway. handle. itinerary. journey. meatus. outlet. path. road. route. tack. thoroughfare. trail. via. walk. way. weigh. wise.
-
Access. artery. course. dodge. expedient. lane. line. manner. means. method. mode. order. path. process. recipe. road. route. rule. streak. tack. way. ways. street. stripe. passage. system.
-
Bus. path. way. access. alley. course. form. frontager. line. means. measure. method. order. outlet. process. proprieties. road. rule. sort. streak. street. stripe. system. tack. thoroughfare. tracing. track. walk.
-
Way, road
-
Chemin, voie
-
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek
Örnek:
Kapıyı açan hizmetçi benim kadın olduğumu anlamadı. S. F. Abasıyanık
-
Bir şeyin kapağını veya örtüsünü kaldırmak
Örnek:
Örtüyü açmaya mecburum. R. H. Karay
-
Engeli kaldırmak.
-
Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak
Örnek:
Kadın hamalı dışarı çıkardı, sonra çantasını açıp birkaç lira çıkardı. M. Ş. Esendal
-
Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak.
-
Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak.
-
Çevresini genişletmek.
-
Birbirinden uzaklaştırmak.
-
Almacı çalıştırmak için düğmeye basmak ya da düğmeyi çevirmek.
-
Switch on
-
Open. elaborate. open up. uncover. unclose. unwrap. clear away. clear. clear up. expand. open out. spread out. unfold. unfurl. untie. undo. unbind. unlock. turn on. switch on. ring up. disclose. sharpen. whet. bring up in conversation. bring up the s.
-
Bare. break. clear. confide. cut. dilate. expose. open. sink. spread. undo. unloosen. unwind.
-
Open. power on. turn on. switch on. to open. to uncover. to unfold. to spread. to shave off. to clear up. to inaugurate. to untie. to unravel. to solve. to make lighter. to disclose / to mention. to let know. to suit a person.
-
Offer
-
lead
-
uncurl
-
unpin
-
Clear off
-
Einschalten, zuschalten
-
allumer
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|