Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > dert küpü nedir, dert küpü ne demek, dert küpüin anlamı (dert küpü nnd)

dert küpü nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






dert küpü

  1. Sorunları, sıkıntıları çok olan kimse.

dert (nedir ne demek)

  1. Üzüntü
    Örnek: Gündüz ya bir yere sokulup uyur ya sessiz sedasız sokaklarda dolaşır. Fakat akşam oldu mu derdi teper. H. E. Adıvar
  2. Hastalık
    Örnek: Hastayım derdime verem diyorlar. F. N. Çamlıbel
  3. Ağrı.
  4. Sorun, kaygı
    Örnek: Ne var ki dert evin satılması ile bitmeyecekti. T. Buğra
  5. Ur.
  6. Genellikle çok önem verilen bir varlığın yitimi sonucunda duyulan üzüntü ya da sorunun yarattığı sıkıntı.
  7. (en) Trouble. grief. worry. sorrow. suffering. pain. affliction. bother. distress. headache. heartache. plague. bore. botheration. complaint. cross. dolor. dolour. evil. fear. grievance. ill. mopes. nuisance. pip. pother. rock. scourge. throe. trial. trib.
  8. (en) Discomfort. grievance. knock. matter. mess. plague. scourge. sorrow. trial. tribulation. trouble. woe. worry. suffering. pain. affliction. nuisance. bother. a pain in the neck. disease. sickness.
  9. (en) Trouble. sickness. a chronic disease. sorrow. care. worry. complaint. bane. bind. bugbear. cross. difficulty. firework. hobble. malady. nuisance. pain. plague. tribulation. woe.

küpü (nedir ne demek)

  1. [gübleğ, gübleğe, güpleğe, kübünü] : Balta, keser, kazma, nacak ve çapa başlıklarının sap geçecek kısımları. (Dodurgua -Bilecik; Yeniköy -Eskişehir; Beyceli *Fatsa -Ordu) [gübleğ] : (Üzümlü *Beyşehir -Konya) [günleğe] : (Gürmedere *Fethiye -Muğla) [güpleğe] : (Gedikli *Şarkikaraağaç -Isparta) [kübünü] : (Güzel *Güdül -Ankara)

küp (nedir ne demek)

  1. Su, pekmez, yağ vb. sıvıları veya un, buğday gibi tahılları saklamaya yarayan, geniş karınlı, dibi dar toprak kap
    Örnek: Ahırda kırık bir küpün içine, samanlarla çuvalların altına saklamış, gitti, getirdi. H. Taner
  2. Sarhoş.
  3. Birbirine eşit karelerden oluşan altı yüzlü dikdörtgen, mikâp.
  4. Bu biçimindeki nesne.
  5. Bir cismin hacim hesabında kullanılan ölçü birimi.
  6. Bir sayının üçüncü kuvveti: (43)=4x4x4=64.
  7. 1 - Uzayda on iki ayrıtının tümü eş uzunlukta, yüzleri birbirine eşleşik dördüller olan altıyüzlü. 2 - (…)nin, eş uzunluklu n sayıda kapalı aralığın çarpım kümesinden oluşan altkümesi.
  8. (en) Cubic. cube. earthenware jar. cruse.
  9. (en) Cube. large earthenware jar. vat.
  10. (en) Cube. cubic. large. earthenware jar. drunk. cruse.
  11. (en) cube
  12. (fr) cube
  13. (la) cubus

sorun (nedir ne demek)

  1. Araştırılıp öğrenilmesi, düşünülüp çözümlenmesi, bir sonuca bağlanması gereken durum, mesele, problem.
  2. Sıkıntı veren durum, dert.
  3. 1-Çözümü, yaratıcı düşünmeyi gerektiren önemli ve güç durum. 2- Bir soru ya da bir dizi soru aracılığıyla kişiyi soruların nedenleri ile sonuçlarını araştırmaya yönelten durum.
  4. (en) Problem. difficulty. trouble. question. issue. case. cause. funeral. grievance. hangup. hurdle. ill. knot. look-out. packet. proposition.
  5. (en) Business. case. concern. difficulty. drawback. matter. problem. question. strife. tribulation. trouble. complication. affair. case problem. mesele.
  6. (en) İssue. problem. matter. question. point under consideration. business in question. case. difficulty. hurdle. point. preoccupation.
  7. (en) problem

sıkıntı (nedir ne demek)

  1. İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk, cefa, eziyet
    Örnek: İçinin sıkıntısını mümkün mertebe gizlemeye çalışarak, dereden tepeden konuşarak oyalandı. P. Safa
  2. Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, meşakkat, mihnet
    Örnek: Sıkıntı ve ıstırapla sağa sola döndüm. A. Gündüz
  3. Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı
    Örnek: İhtiyarın bir para sıkıntısı içinde olduğunu o söylemeden ben keşfetmiştim. S. F. Abasıyanık
  4. Darlık, yokluk
    Örnek: Bu kış yine, kok kömürü sıkıntısı baş gösterecekmiş. H. Taner
  5. Sorun, problem, mesele
  6. müzâyaka.
  7. (en) Boredom. heebie-jeebies. bore. megrims. gloom. the megrims. gloominess. straits. bother. dire straits. botheration. toils. trouble. willies. difficulty. discomfort. distress. adversity. agitation. annoyance. anxiety. doldrums. draft. embarrassment. f.
  8. (en) Adversity. affliction. bother. discomfort. distress. hardship. inconvenience. knock. oppression. pressure. rigour. shortage. stress. tribulation. trouble. want. weight. worry. embarrassment. financial straits. boredom. annoyance. difficulty. depression. straits.
  9. (en) Annoyance. difficulty. trouble. boredom. worry. depression. financial difficulties / straits. blinking / adj , adv /. blues. bother. distress. distressing. disturbance. drag. flipping. fret. gloom. gripe. hardship. incubus. malaise. mire. oppressio.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük