|
dert küpü
-
Sorunları, sıkıntıları çok olan kimse.
-
Üzüntü
Örnek:
Gündüz ya bir yere sokulup uyur ya sessiz sedasız sokaklarda dolaşır. Fakat akşam oldu mu derdi teper. H. E. Adıvar
-
Hastalık
Örnek:
Hastayım derdime verem diyorlar. F. N. Çamlıbel
-
Ağrı.
-
Sorun, kaygı
Örnek:
Ne var ki dert evin satılması ile bitmeyecekti. T. Buğra
-
Ur.
-
Genellikle çok önem verilen bir varlığın yitimi sonucunda duyulan üzüntü ya da sorunun yarattığı sıkıntı.
-
Trouble. grief. worry. sorrow. suffering. pain. affliction. bother. distress. headache. heartache. plague. bore. botheration. complaint. cross. dolor. dolour. evil. fear. grievance. ill. mopes. nuisance. pip. pother. rock. scourge. throe. trial. trib.
-
Discomfort. grievance. knock. matter. mess. plague. scourge. sorrow. trial. tribulation. trouble. woe. worry. suffering. pain. affliction. nuisance. bother. a pain in the neck. disease. sickness.
-
Trouble. sickness. a chronic disease. sorrow. care. worry. complaint. bane. bind. bugbear. cross. difficulty. firework. hobble. malady. nuisance. pain. plague. tribulation. woe.
-
[gübleğ, gübleğe, güpleğe, kübünü] : Balta, keser, kazma, nacak ve çapa başlıklarının sap geçecek kısımları. (Dodurgua -Bilecik; Yeniköy -Eskişehir; Beyceli *Fatsa -Ordu) [gübleğ] : (Üzümlü *Beyşehir -Konya) [günleğe] : (Gürmedere *Fethiye -Muğla) [güpleğe] : (Gedikli *Şarkikaraağaç -Isparta) [kübünü] : (Güzel *Güdül -Ankara)
-
Su, pekmez, yağ vb. sıvıları veya un, buğday gibi tahılları saklamaya yarayan, geniş karınlı, dibi dar toprak kap
Örnek:
Ahırda kırık bir küpün içine, samanlarla çuvalların altına saklamış, gitti, getirdi. H. Taner
-
Sarhoş.
-
Birbirine eşit karelerden oluşan altı yüzlü dikdörtgen, mikâp.
-
Bu biçimindeki nesne.
-
Bir cismin hacim hesabında kullanılan ölçü birimi.
-
Bir sayının üçüncü kuvveti: (43)=4x4x4=64.
-
1 - Uzayda on iki ayrıtının tümü eş uzunlukta, yüzleri birbirine eşleşik dördüller olan altıyüzlü. 2 - (
)nin, eş uzunluklu n sayıda kapalı aralığın çarpım kümesinden oluşan altkümesi.
-
Cubic. cube. earthenware jar. cruse.
-
Cube. large earthenware jar. vat.
-
Cube. cubic. large. earthenware jar. drunk. cruse.
-
cube
-
cube
-
cubus
-
Araştırılıp öğrenilmesi, düşünülüp çözümlenmesi, bir sonuca bağlanması gereken durum, mesele, problem.
-
Sıkıntı veren durum, dert.
-
1-Çözümü, yaratıcı düşünmeyi gerektiren önemli ve güç durum. 2- Bir soru ya da bir dizi soru aracılığıyla kişiyi soruların nedenleri ile sonuçlarını araştırmaya yönelten durum.
-
Problem. difficulty. trouble. question. issue. case. cause. funeral. grievance. hangup. hurdle. ill. knot. look-out. packet. proposition.
-
Business. case. concern. difficulty. drawback. matter. problem. question. strife. tribulation. trouble. complication. affair. case problem. mesele.
-
İssue. problem. matter. question. point under consideration. business in question. case. difficulty. hurdle. point. preoccupation.
-
problem
-
İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk, cefa, eziyet
Örnek:
İçinin sıkıntısını mümkün mertebe gizlemeye çalışarak, dereden tepeden konuşarak oyalandı. P. Safa
-
Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, meşakkat, mihnet
Örnek:
Sıkıntı ve ıstırapla sağa sola döndüm. A. Gündüz
-
Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı
Örnek:
İhtiyarın bir para sıkıntısı içinde olduğunu o söylemeden ben keşfetmiştim. S. F. Abasıyanık
-
Darlık, yokluk
Örnek:
Bu kış yine, kok kömürü sıkıntısı baş gösterecekmiş. H. Taner
-
Sorun, problem, mesele
-
müzâyaka.
-
Boredom. heebie-jeebies. bore. megrims. gloom. the megrims. gloominess. straits. bother. dire straits. botheration. toils. trouble. willies. difficulty. discomfort. distress. adversity. agitation. annoyance. anxiety. doldrums. draft. embarrassment. f.
-
Adversity. affliction. bother. discomfort. distress. hardship. inconvenience. knock. oppression. pressure. rigour. shortage. stress. tribulation. trouble. want. weight. worry. embarrassment. financial straits. boredom. annoyance. difficulty. depression. straits.
-
Annoyance. difficulty. trouble. boredom. worry. depression. financial difficulties / straits. blinking / adj , adv /. blues. bother. distress. distressing. disturbance. drag. flipping. fret. gloom. gripe. hardship. incubus. malaise. mire. oppressio.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|