Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > derin deniz nedir, derin deniz ne demek (derin deniz nnd)

derin deniz nedir, derin deniz ne demek?

derin deniz

  1. Aradenizlerin, geniş yer kaplayan ve derinliği 2000-6000 m. arasında değişen kesimlerine verilen ad.
  2. (en) Deep-Sea.
  3. (fr) Mer profonde

derin (nedir ne demek)

  1. Dibi yüzeyinden veya ağzından uzak olan
    Örnek: Genç kız onun kırık dişli ağzının içindeki derin karanlığa bakıyor. Ö. Seyfettin
  2. Yüzeyden içeri inen.
  3. Kendi türünde çok gelişmiş, en ileri durumda olan.
  4. Yoğun
    Örnek: Bu büyük köşkü derin bir sessizlik kapladı. M. Ş. Esendal
  5. Uzun süren
    Örnek: Bir iki derin nefesten sonra teneffüsünün ritmi düzeldi. P. Safa
  6. Ayrıntıya önem verilerek hazırlanan
    Örnek: Üzerindeki tesirleri ölçmek için derin tetkikler yapmak lazımdır. F. R. Atay
  7. İçten gelen.
  8. Uyanılması güç, ağır (uyku).
  9. Çok gelişmiş, çok ilerlemiş.
  10. Yoğun.
  11. (en) Deep.
  12. (en) Profound.
  13. (en) Abstruse.
  14. (en) Fathomless.
  15. (en) Recondite.
  16. (en) Religious.
  17. (en) Exquisite.
  18. (en) Extensive.
  19. (en) Sound.
  20. (en) Thorough.
  21. (en) Bottom.
  22. (en) Depth.

deniz (nedir ne demek)

  1. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi.
  2. Bu su kütlesinin belirli bir parçası.
  3. Aydaki düzlükler.
  4. Geniş alan.
  5. Sınırsız genişlik, çokluk, yoğunluk.
  6. Yerkabuğunun çukur kesimlerini dolduran, bağlı olduğu anadenize göre daha az derin, karasal sahanlıkları daha yaygın ve karaların etkisine çokça açık tuzlu su alanları.
  7. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu, büyük su kütlesi.
  8. Mec. Çok, bol.
  9. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı tuzlu su kütlesi.
  10. (en) Sea.
  11. (en) Naval.
  12. (en) Marine.
  13. (en) Maritime.
  14. (en) Nautical.
  15. (en) The waters.
  16. (en) The wave.
  17. (en) The waves.
  18. (en) The deep.
  19. (en) The blue.
  20. (en) The briny.
  21. (en) Brine.
  22. (en) Drink.
  23. (en) Main.
  24. (en) Thalasso-.
  25. (en) Waters.
  26. (en) Ocean.
  27. (en) Beach operator.
  28. (en) Fish pond.
  29. (en) Oggin.
  30. (en) Water.
  31. (fr) Mer

geniş (nedir ne demek)

  1. Eni çok olan, enli, vâsi
    Örnek: Geniş, bomboş bir taşlığın serin, rutubetli küf kokusu duyuldu. P. Safa
  2. Alanı büyük olan, dar karşıtı
    Örnek: Bu ağaç, bir geniş bostan duvarının dış tarafında idi. O. C. Kaygılı
  3. Bol (elbise).
  4. Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın.
  5. Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat
    Örnek: Besbelli geniş, olabildiğince umursamaz görünmek istiyordu. A. İlhan
  6. Çok.
  7. (en) Full.
  8. (en) Splay.
  9. (en) Broadly.
  10. (en) Vast.
  11. (en) Extensive.
  12. (en) Comprehensive.
  13. (en) Obtuse.
  14. (en) Extended.
  15. (en) Large.
  16. (en) Open.
  17. (en) Roomy.
  18. (en) Spacious.
  19. (en) Walk-In.
  20. (en) Ample.
  21. (en) Commodious.
  22. (en) Cosmic.
  23. (en) Cosmical.
  24. (en) Expansive.
  25. (en) Catholic.
  26. (en) Sizable.
  27. (en) Voluminous.
  28. (en) Carefree.
  29. (en) İmmense.
  30. (en) Volumed.
  31. (en) Capacious.
  32. (en) Broad.
  33. (en) Wide.

yer   US UK (nedir ne demek)

  1. Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân
    Örnek: İzinsiz bir yere gitmek ne haddime? M. Ş. Esendal
  2. Gezinilen, ayakla basılan taban
    Örnek: Ayıp bir şey gördü mü kulaklarına kadar kızarıyor, gözünü yerde bir noktaya dikip öylece kalakalıyordu. H. Taner
  3. Bulunulan, yaşanılan, oturulan şehir, kasaba, mahalle
  4. Durum, konum, vaziyet.
  5. Ülke, bölge.
  6. Görev, makam
    Örnek: Askerden gelirse bakalım bir yere yerleştirebilecek miyiz? M. Ş. Esendal
  7. Önem.
  8. Yerküre.
  9. Dışarıdaki çevirimlerin gerçekleştirildiği uzay.
  10. Bk. bölge
  11. (en) Terraneous.
  12. (en) Earth.
  13. (en) Landmark.
  14. (en) Point.
  15. (en) Spot of land.
  16. (en) World.
  17. (en) Floor space.
  18. (en) Land.
  19. (en) Lieu.
  20. (en) Premises.
  21. (en) Footing.
  22. (en) Whereabouts.
  23. (en) Glebe.
  24. (en) Ground.
  25. (en) Locale.
  26. (en) Locality.
  27. (en) Location.
  28. (en) Locus.
  29. (en) Mother earth.
  30. (en) Place.
  31. (en) Position.
  32. (en) Post.
  33. (en) Quarter.
  34. (en) Room.
  35. (en) Seat.
  36. (en) Site.
  37. (en) Situation.
  38. (en) Situs.
  39. (en) Slot.
  40. (en) Space.
  41. (en) Spot.
  42. (en) Stand.
  43. (en) Standing.
  44. (en) Station.
  45. (en) Stead.
  46. (en) Terrain.
  47. (en) Ubiety.
  48. (al) Aufnahmegelande, Aufnahmeort, Drehort, Schauplatz, Standort, Motiv, Originalmotiv
  49. (fr) Heu
  50. Önce, evvel (Eski Kullanım)

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.024